Kaynak ehlisünnetbüyükleri .com
MEVLANA VE ŞEMS İKİ AŞIK
*büyük bir ilim meclisi kurulmuştu Konya’nın büyükleri toplanmışlardı. Sadreddîn-i Konevî seccade üzerindeydi Mevlânâya seccadeye oturmasını söyledi. Mevlânâ; “Terbiyesizlik edip seccadenize oturursam, kıyâmette hesabını nasıl verebilirim?” deyince, Sadreddîn Senin oturmakta fayda görmediğin seccade bize de yaramaz” buyurup, seccadeyi kaldırdı.*Mevlânâ hazretlerinin hocalarından biri de Şems Şems-i Tebrîzî=Tebrîz’in Güneşi”, demektir şems seyahat eder uğradığı memleketlerde iyi bir dost için duâ ederdi. rü’yâsında, Konya’daki Celâleddîne gidip onun yetişmesiyle emrolundu Şems-i Tebrîzî, Allahü teâlâya şükür ederek; “dosta canım feda olsun” dedi. *Şems Konyada. Şekerciler hanına geldi
Günlerini orada geçirirken, kapıda Allahü teâlânın mahlûkâtı hakkında tefekkür ediyordu. Mevlânâ hazretleri Şems hazretlerine selâm verdi bu yabancıyı hiç görmedim. nurlu bir yüzü var” diye düşündü, atının yularını bir el tuttu Mevlânâ elin sahibinin o yabancı nur yüzlü şems olduğunu gördü*Buyurunuz dedi.şems “İsminiz dedi, o da; “Mevlânâ Muhammed” dedi. Şems aleyhisselâm mı, yoksa Bâyezîd-i Bistâmî mi büyüktür?” diye sordu. Mevlânâ hazretleri, “Elbette ki efendimiz büyüktür. Bütün mahlûkât ve Bâyezîd, O’nun hürmetine yaratıldı” buyurdu
*Şems-i Peki aleyhisselâm, “Biz seni lâyıkıyla bilemedik yâ Rabbî!” dediği hâlde, niçin Bistâmî; “Sübhânî” “Benim şânım yücedir” dedi. Bunun hikmetini nedir Mevlânâ şöyle cevap verdi: efendimizin mübârek kalbi bir derya idi ona ne kadar aşk-ı ilâhî tecellî etse, muhabbetle , Allahü teâlânın sevgisi ile dolsa onu kuşatırdı. O da Yâ Rabbî! verdiğin ni’metleri arttır” diye dua ederdi*Bâyezîd-i Bistâmî’nin kalbi, geniş olmadığı için, ilâhî feyzlere tahammül edemiyerek tecellî ile taşardı”. Şems Allah” diyerek yere yığıldı. Mevlânâ hazretleri, Şems-i kaldırdı. nûr yüzlü zâta o kalbinde muhabbet hâsıl olmuştu onu hürmet ve edeble evine götürdü. *Mevlananın hocası Seyyid Burhâneddîn hazretleri şemsin geleceğini söylemişti mevlana Şemse Muhterem efendim! evimiz size lâyık değil zât-ı âlînize sâdık bir köle olmaya çalışacağım. Kölenin nesi varsa efendisinindir. bu ev sizin, çocuklarım evlâtlarınızdır” diyerek hizmetine koştu*Gece-gündüz yanından ayrılmıyor sohbetlerini büyük bir zevkle dinliyordu. Ondan ayrılmıyor, talebelerine insanlara câmiye gitmiyordu. Yanlarına sadece oğlu Sultan Veled giriyordu Hergün Şems- ile sohbet eder Allahü teâlânın yarattıklarına tefekkür ederler, namaz kılarlar, cenâb-ı Hakkı zikrederek muhabbetlerini tazelerlerdi.
*Birgün Şems-i hazretleri, Mevlânâ ile sohbet ediyordu. Şems Mevlânâ’nın kitaplarını havuza attı. Mevlânâ kitapları suda görünce üzüldü keşke hocası Ferîdüddîn-i Attâr ın hâtırası ıslanmasaydı” ah etti. Bunun üzerine Şems kolunu sıvayarak havuza soktu. Kitabın birisini çıkardı. Çıkan kitap hocasının kitabı idi ve hiç ıslanmamıştı. *Mevlânânın Yanında kitaplar vardı. Şems kitapları sordu. Mevlânâ; “Sen anlamazsın” diyince Şems, kitapları suya attı. Mevlânâ; “Ah! Babamın bulunmaz yazıları gitti!” diyerek üzüldü. Şemseddîn, elini uzatıp sudaki kitapları aldı. Hiçbiri ıslanmamıştı. Mevlânâ sorunca şems Sen anlamazsın.” buyurdu. Mevlânâ, Şems-in kerâmetini görünce bağlılığı arttı sarsılmaz, bir kale oldu. *Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled, şöyle anlatır: “Ansızın Şems hazretleri babam ile görüştü. Babamın gölgesi, onun nûrundan yok oldu. Onlar birbirlerine öyle muhabbetliydi ki, etrâfı görmüyorlardı. Şems Allahü teâlânın sıfatlarından bilgilerinden muhabbettinden bahsediyor, babam büyük bir haz ile dinliyordu. *Eskiden herkes babama uyardı, şimdi babam Şems’e uydu. Şems, babamı muhabbete da’vet ettikçe babam. Allahü teâlânın muhabbetiyle yanıp kavruldu. Babam onsuz yapamıyor, yanından ayrılmıyordu. aylarca sohbet ettiler. babam, büyük ma’nevî derecelere yükseldi.”
|