Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05-07-2008, 23:58   #124
Kullanıcı Adı
Berika
Standart AVRUPA BİRLİĞİ
AB' NİN CEK CAK YASALARI



TÜRKİYE'NİN UMUTLA BEKLEDİĞİ AB'YE HAZIRLIK SÜRECİ UYGULAMADA SANCILI VE UZUN GEÇECEK



TÜRK VATANDAŞININ AVRUPALILIĞI KAĞIT ÜZERİNDE KALACAK, SERBEST DOLAŞIMA GETİRİLEN KISITLAMA NEDENİYLE TÜRKLER ATALARI GİBİ VİYANA KAPILARINA DAYANAMAYACAK



ÇİFTÇİ TARLASINA TUVALET YAPTIRACAK, ÇOBAN HAYVANI AB STANDARTLARINA GÖRE GÜDECEK. HAYVAN DÖVMEK YASAK OLACAK, HİZAYA GETİRİLMEK İSTENEN HAYVANA İKİ SANİYELİK ŞOK UYGULANABİLECEK.



TÜRKİYE'NİN SAHİP OLDUĞU 700 BİN KAMYON VARLIĞININ 400 BİNİ ISKARTAYA ÇIKACAK. UZUN YOLLARIN FATİHİ KAMYONLAR VE TIRLAR, EN FAZLA YEMEK PİŞİRİLEN DOĞALGAZLI OCAKLAR KADAR HAVAYI KİRLETEBİLECEK.



AYGÜN: TÜRK HALKI 80 BİN SAYFADA DEVRİ ALEM'E ÇIKACAK. AB'NİN CEK CAK YASALARI HALKIMIZA İYİ ANLATILMALI



Eller kalktı, kollar indi...O yasa değişti, şu madde eklendi. Yasalar, anayasa maddeleri AB'ye uydu. Uzun ve yorucu tartışmalardan sonra devlet kendi üzerine düşeni yaptı. Türkiye AB'ye uydu. Ancak yasa çıkartmakla bu iş bitmiyor. Uyum için vatandaşın ne yapacağı merak ediliyor...Vatandaş AB'yi içine sindirebilecek mi?



Türkiye'nin 40 yıldır fedakarlıklarla beklediği AB'ye üyelik süreci, Türk halkına yeni disiplinler getirecek. AB'nin günlük yaşam için öngördüğü gerçeklerle karşılaşacak olan vatandaşlar, alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalacak.



Ankara Ticaret Odası, "AB Hayatımıza Ne Getirecek" başlıklı çalışmasına göre, AB ile bankacılıktan müteahhitlik hizmetlerine, turizmden tanıtmaya, tarımdan ulaştırmaya kadar 35 başlık altında yapılacak müzakereler sürecinde sokaktaki vatandaş da olumlu ya da olumsuz etkilenecek.



AB'ye üyelik müzakere görüşmelerini tamamlasa bile serbest dolaşıma getirilen kalıcı derogasyon nedeniyle Türk vatandaşları, Avrupa vatandaşları gibi tam Avrupalı olamayacak. Türk vatandaşlarının Avrupalılığı, kağıt üzerinde kalacak. Türkler ataları gibi Viyana kapılarına dayanamayacak.



TARIMDA CEK-CAK



AB ile müzakere edilecek 35 başlıktan 3'ü tarımla ilgili olması nedeniyle bu süreçten en çok etkilenen kesim tarım kesimi olacak. AB'ye uyum adı altında tarım nüfusunu azaltma çabaları sonucu yaklaşık 7 milyon insan topraktan koparak kentlere akın edecek. 7 milyon insan işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalacak



Türkiye'deki tarım arazilerinin çok parçalı olması, AB'ye uyum sürecinde sorun yaratacak. Çiftçi ya arazisini birleştirerek büyüyecek, ya da ayakta kalamayarak yok olacak.



Halen sürdürülen tarama sürecinin ardından başlayacak müzakere sürecinde, Türkiye'nin en sorunlu ürünleri olan, süt, et, hububat, şeker ve tütün üreticileri sıkıntı yaşayacak.



Türkiye'de 3 milyon tonu kayıtlı olmak üzere 10 milyon ton süt üretimi yapılıyor. AB, Türkiye'ye 3 milyon tonluk süt kotası uygulayacak, geri kalanı ise Türkiye içinde de satılamayacak. Çünkü Türk sütü AB standartlarına uymuyor ve AB standartlara uymayan sütün Türkiye'de de satışına izin vermiyor.



AB süt hijyenine ilişkin mevzuata göre, sütteki somatik hücre sayısının (hayvanın meme bezindeki hastalıklı hücre sayısının) 100 bin civarında olması öngörülüyor, oysa Türk sütündeki somatik hücre sayısının 1 milyonun üzerinde seyrettiği belirtiliyor. Bu durumda, 7 milyon tonluk süt üreten üretici, hayvanını kasaplık yapmaktan başka çare bulamayacak. Sütler çıplak elle sağılamayacak. Süt sağan kişi ya eldiven kullanacak ya da sütler bu iş için üretilmiş robotlarla el değmeden sağılacak.



Üreticisi sütünü sokakta satamayacak. AB mevzuatı buna da izin vermeyecek.



ÇİFTÇİ HASADINI ALIP TMO'YA GİDEMEYECEK



Türkiye AB'ye üyeliği durumunda Ortak Tarım Politikası'nın gereği olarak çiftçiye ancak AB seviyesinde destek verebilecek. Avrupa birliği çiftçisine desteği müdahale fiyatı olarak hububatta ton başına 101.3 Euro, çeltikte 150 Euro, doğrudan gelir desteğinde ise hububatta 63 Euro, çeltikte ton başına 177 Euro olarak uyguluyor. Türkiye'de bu yıl doğrudan gelir desteği hariç ekmeklik buğday alımlarında ton başına 220 Euro fiyat ödendi.



Tarım kesiminde mevzuat uyumunu sağlamak geçimini hububatla sağlayan 10 milyon aileyi yakından ilgilendirecek. AB'nin düzenlemelerine göre, eline iki çuval buğday alan çiftçi TMO'ya gidip ürününü satamayacak. Çünkü AB, Ortak Tarım Politikası'na göre müdahale kurumlarının alımlarında asgari bir miktar belirleniyor ve bu miktarın altında kalan ürünler satın alınmıyor. Türkiye'de TMO buna göre 2014 yılına kadar asgari alım miktarını kademeli olarak yükseltecek ve ekmeklik buğdayda 80 ton, makarnalık buğdayda 20 ton ve çeltikte 10 tonluk asgari sınıra ulaşacak.



Kota uygulamaları nedeniyle zaten sıkıntılar yaşayan tütün ve şeker üreticilerinin sıkıntıları AB'ye üyelik sürecinde de devam edecek. Ortak Tarım Politikası kapsamında şeker politikalarında köklü değişiklikler yapan AB, Türkiye'den şekerin üretim maliyetlerini 600 Euro'dan 350 Euro'ya indirmesini isteyecek. Mevcut şartlar altında Türk üreticisinin şeker maliyetini bu rakama çekmesi mümkün olamayacağı için yaklaşık 450 bin üretici, aileleriyle birlikte 2 milyon insan şekerin acı tadıyla karşılaşacak.



KAHVE KEYFİNE AB STANDARDI



Avrupa Komisyonu'nun 1999 yılında çıkardığı Kahve ve Hindiba Ekstraktı hakkındaki direktifine göre, artık kahve öyle atadan kalma metotlarla üretilmeyecek. Üretici kahve ürünlerini tekniğine uygun ve hijyenik şekilde ürettiği gibi, aynı şekilde depolayıp, taşıyıp pazarlanmasını sağlayacak.



ÇOBAN DA CEK CAK



Hayvancılıkta, AB'ye uyum için Türkiye'nin hayvan varlığını kayıt altına alması gerekecek. Ancak uyum için bu yeterli olmayacak. Türkiye'de hayvancılıkla uğraşanlar hayvanları bir nerden bir yere naklederken herhangi bir araçla değil, bu işe uygun taşıma araçlarıyla yapacak ve uzun mesafeli taşımalar için istasyonlar inşa edilecek.



AB kurallarına göre bir haftadan küçük kuzular 100 kilometreden uzun mesafeye taşınamayacak.



Dişi hayvanlar hamileliğinin son haftasında ve doğum sonrası ilk haftada yolculuğa çıkartılmayacak. Yolculuk yapabilecek hayvanlar belirli bir sürelik yolculuktan sonra bir saatlik molada dinlendirilecek.



AB'ye uyum sürecinde hayvancılıkla iştigal edenler, hayvanlarını gütmek için kullanacakları aletlerin bile AB kullarına uymasını sağlayacak.



Yürümemek için inat eden hayvanları dövmek yasak, sadece iki saniyelik şok uygulayan cihazlar kullanılarak hayvanların yürümesi sağlanacak.



ET DE CEK CAK



Türkiye'de et kesimi yapılan 674 kombina ve mezbaha mevcut. AB'ye uyum sürecinde 1. sınıf olarak tanımlananlar dışındaki mezbahalar AB standartlarına uymaması nedeniyle kapatılmak zorunda kalacak.



Türkiye'de kesimlerin önemli bir kısmı kaçak yapılıyor. AB'ye uyum için kaçak kesimin bitirilmesi gerekiyor.



Türk hayvancılığının AB'ye uyumunu sağlamak için et ırkı oluşturulması gerekecek, bunun için ise damızlık işletmeler kurulacak.

Üt üretim tesislerinde veteriner hekimler sürekli görev yapacak.



Açıkta kıyma satılmayacak. Etler satışa sunulurken, cinsi, etin kasabı, mezbahası, hayvanın yetiştiği çiftliğe ilişkin bilgiler etiketinde mutlaka yer alacak.



YAĞMURLUKLU BALIKÇILAR



AB mevzuatı uygulanmaya başlayınca Türkiye'deki balıkçı tekneleri canlarının istediği yerde balığı karaya çıkartamayacak. Balığın karaya çıkacağı limanlar belirlenecek ve AB hijyen kurallarına uygun olarak donatılacak. Balıkçılar ava giderken yağmurluk giymek zorunda kalacak.



AB salık stoklarını korumak için kısıtlamalar getiriyor. Türkiye'de özellikle hamsi avı kısıtlanacak.



Seyyar balıkçı tezgahları kapatılarak, balık satışı paslanmaz çelikten soğutuculu tezgahlarda yapılacak.



GIDA TESİSLERİ UYUMDA ZORLANACAK



AB kurallarına uyum gıda sanayini de zorlayacak. Türkiye'de gıda imal tesisi sayısı tam olarak bilinmezken kayıtlı çalışan imalatçı sayısının 12 bin civarında olduğu belirtiliyor. Bu sayının kayıtsız imalatçılarla birlikte 30 bine yaklaştığı belirtilirken, AB mevzuatları tam olarak uygulandığında bu tesislerin yarısından fazlasının yok olacak.



AB mevzuatına göre, açıkta gıda satılamayacak. Yani evde yoğurdunu mayalayan götürüp pazarda satamayacak. Selede zeytin, açıkta turşu satılmayacak. Ev kadınlarının evde yapıp sokak tezgahında sattığı tarhana, erişte tarih olacak.



FIRINLAR KAPANACAK



Türkiye'nin gıda konusunda en çok gözaltında olduğu konulardan biri de kanserojen madde üreten odun fırınları. AB mevzuatı gereğince odun fırınlarının kapatılması gerekecek.



Yine AB mevzuatı gereğince marketlerde ekmekler herkesin ellememesi için yüksek dolapların içinde satışa sunulacak.



TAVUKLARA ÖZGÜRLÜK



Tavuk üreticileri de AB'ye uyum çalışmalarından payını alacak. Tavuklar artık sadece kümeslerde değil, serbest alanlarda beslenecek. Açıkta yemlenen tavuklar erken kilo alıp, vaktinden önce besili gözükmeyecek.



Tavuk eti ambalajsız satılamayacak, yumurtalar soğuk ortamda depolanıp satışa sunulacak.



400 BİN KAMYON ISKARTAYA ÇIKACAK



Avrupa Birliği Ekim 2005 tarihinden beri ağır yük taşıyan araçlara Euro 4 emisyon standardını uygulamaya başladı. Türkiye'de bu standartlara uymak zorunda kalacak ve ağır yük taşıyan tır ve kamyonlar yollara rasgele egzoz gazı bırakamayacak. Tır ve kamyonların egzozlarından çıkan gazın kirletme seviyesi ancak mutfakta kullanılan gaz kadar olacak. Tehlikeli madde taşıyan araç ve sürücüler özel sertifika alacak. 50 tondan fazla tehlikeli madde taşıyan firmalar "güvenlik danışmanı" istihdam etmek zorunda kalacak.

Türkiye'nin limanlarında artık sadece Türk bandralı gemiler değil, yabancı gemiler de yolcu taşıyacak. Çevre ve güvenlik standartlarına uymayan gemiler uluslar arası taşımacılık yapamayacak, buna göre Türkiye'nin gemi varlığının yüzde 30'u karaya çekilmek zorunda kalacak.



ŞOFÖRE ÖZEL EĞİTİM



AB mevzuatına göre, eline ehliyetini alan şoförlük mesleğini icra edemeyecek. Mesleği şoförlük olanlar mesleğe girmeden önce 280 saat ders alacak ve her 5 yılda bir de 35 saatlik hatırlatma dersine tabii tutulacak.



YAŞLI ARAÇLARA TEST



Türkiye'nin AB'ye üye olması için yapması gerekenler arasında vatandaşın kullandığı ve 12 yaşını geçen trafik araçlarını her yıl "yol değerlilik testine" sokması da yer alıyor. Araç testi geçemezse, trafiğe çıkamayacak.



AB çevreye duyarlılığı da Türk vatandaşına öğretecek. Öğrenciler artık defter ve kitaplarını güzel görünsün ve çabuk yıpranmasın diye kaplayamayacak. Çünkü her yıl milyonlarca ağacı yok olduğu gerekçesiyle AB ülkelerinde defter kapı kullanılmıyor.



ATO BAŞKANI AYGÜN



AB Hayatımıza Ne Getirecek" başlıklı çalışmayı değerlendiren ATO Başkanı Sinan Aygün, yaklaşık 80 bin sayfalık AB mevzuatının Türkiye'de uygulanmaya başlamasının Türk vatandaşının hayatını bire bir etkileyeceğini belirterek, "Türk halkı 80 bin sayfada devri alem'e çıkacak " dedi. Aygün şunları söyledi:



Siyasi kriterler açısından Türkiye yapmaması gereken değişikler yaptı, ödünler verdi, kendi güvenliğini tehlikeye attı. Bu tür düzenlemelerin yanlışlıkları yavaş da olsa ortaya çıkmaya başladı. Ancak bir o kadar önemli olan konu, vatandaşın AB standartlarını içine sindirip sindiremiyeceği. Türk halkı burada büyük sınav verecek. Bu süreçte işyerleri kapanacak, işten atılmalar yaşanacak. Böylesi gelişmelere hazır olmak gerekiyor. Örneğin binlerce kamyonun ıskartaya çıkması bile tek başına bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkacak. Hükümetlere düşen görev, AB süreci halka açık ve net olarak anlatılmalı. Aksi halde bu yaslar "Cek Cak Yasaları" olarak buz üzerine yazılmış olur"
  Alıntı ile Cevapla