Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-20-2009, 19:50   #4
Kullanıcı Adı
turep
Standart CHP: Hamas'ın temsilcisi olduk
Baykal: FKÖ ile Hamas arasında taraf olursak çok yanlış iş yapmış oluruz.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, Ortadoğu'da barışın sağlanması için etkin diplomasi uygulayamadığını öne sürerek, ''Ortadoğu'da en çok konuşan ülke biz olduk, olayları yönlendirirken de devre dışında kalan ülke biz olduk. En çok biz konuştuk ama gerekeni yapamadık'' dedi.

Baykal, CHP TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze saldırıları ve ateşkes ilan edilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İsrai'in, Gazze'ye ''çok haksız, gereksiz ve orantısız güç kullanma yoluyla müdahale ettiğini, bunu anlayışla karşılamanın mümkün olmadığını'' ifade eden Baykal, İsrail'in, aralarında çocuk ve kadınlarında bulunduğu masum insanların ölümüne sebep olduğunu, hastanelere ve BM yardım merkezlerine saldırdığını söyledi.

Baykal, ''İsrail'in, Gazze'de insanlık açısından bir utanç tablosu yarattığını'' belirterek, saldırının, insanlığın hafızasına yeni bir katliam olarak kaydedildiğini bildirdi. ''Gazze'de sadece insanlar katledilmemiştir, aynı zamanda insanlık da katledilmiştir'' diyen Baykal, Hiroşima gibi sivil insanları da öldürmeyi öngören bir savaş yönteminin, Ortadoğu'da uygulandığını dile getirdi.

-''TÜRKİYE, ETKİN DİPLOMASİ UYGULAMADI''-

Baykal, Türkiye'nin takındığı tavrın, pek çok çevrede ''yadırgandığı'' savunarak, bunun gözden kaçırılmamasını istedi. Gazze'de yaşanan facia karşısında, toplumun dayanışma içine girdiğini anımsatan Baykal, şöyle konuştu:

''Ama bu ıstırap karşısında devlet olarak bu durumu bir an önce ateşkese taşımak ve ateşkesin hızla ortaya çıkmasını sağlamak için atmamız gereken önemli adımlar vardı. Bu adımları atma konusundaki görevimizi maalesef bir kenara bıraktık. Bu konuya yönelik söylemlere, suçlamalara ağırlık veren, vatandaşların duygularını harekete geçirmeyi öngören bir bir dış politika üslubu içine girdik. Bu tutum, Türkiye'yi etkin diplomasi uygulama şansından yoksun bıraktı.''

-''EN ÇOK KONUŞAN BİZ OLDUK''-

Türkiye'nin, sorunu bir an önce barışa taşıyacak etkin müdahaleler yapma şansını kaybettiğini ileri süren Baykal, şöyle devam etti:

''Ortadoğu'da en çok konuşan ülke biz olduk, olayları yönlendirirken de devre dışında kalan ülke biz olduk. En çok biz konuştuk ama gerekeni yapamadık. Başbakan, nutuk attı. 'Gelin TBMM olarak İsrail'i insanlık dışı uygulamaları dolayısıyla kınayalım' diye önerge hazırladık, teklif ettik. 'Hayır' dediler, o önergeyi reddettiler. Bir tavır takınmak istiyorsak, bunu kişisel nutuklarla ortaya koymanın bir anlamı yok. Devlet, TBMM olarak hep beraber kınarız. Konuştuğun için etkin olmaktan çıkıyorsun, yönlendirici olamıyorsun, öte yandan da Türkiye'yi, bir devlet sistemi olarak bu olayın karşısında takınması gereken tavrı, takınma noktasından uzak tutuyorsun. Bu çelişkidir, yanlış olmuştur.''

-MISIR ÖRNEĞİ-


Baykal, Mısır'ın, hiç konuşmadığını, ancak Fransa ile etkin diplomasiyi götürdüğünü ifade ederek, ''Mısır, bu sorunun çözümündeki anahtar ülke haline gelmiştir. Biz şikayet ettik, nutuk attık. Mısır, Fransa ile ateşkes projesi ortaya koydu'' dedi.

Ortadoğu'daki acı tablolar karşısında, onların bir parçası haline dönüşmeye yönelmenin, Türkiye'nin yıllarca izlediği politika geleneğine ters olduğunu anlatan Baykal, şunları söyledi:

''Biz, Ortadoğu'daki çatışmanın tarafı olmamalıyız, olmamaya özen göstermeliyiz. Oradaki çatışma ne kadar ahlaki, haklı, doğru ve net bir şekilde ortaya çıkarsa çıksın, biz, sadece oradaki insanların değil 70 milyon insanın sağlığının, hayatının, geleceğinin güvencesi olmak durumundayız. Biz, koca Türkiye'yi Ortadoğu'da bir itilafın tarafı haline dönüştürmek isteyenlere teslim olamayız... Acırız, üzülürüz elimizden geleni yaparız. Ama elimizden geleni yapmayacağız, nutuk atacağız ve Türkiye'yi, oradaki çatışmanın bir parçası haline dönüştüreceğiz. Bu yanlıştır.''

-''HAMAS'IN TEMSİLCİSİ HALİNE GELMİŞİZ''-

Türkiye'nin, Filistin-İsrail çatışmasında, Filistin'in değil, Filistin'in içindeki bir örgütünün temsilcisi haline geldiğini iddia eden Baykal, şöyle dedi:

''Başbakan'ın dün Brüksel'de yaptığı konuşmadan öğreniyoruz ki Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasındaki çatışmada da Hamas'ın temsilcisi haline gelmişiz. Başbakan, Mahmud Abbas'ı suçluyor. Bu suçlama haklı mıdır, değil midir? O suçlamalara girmeye başlarsak, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile Hamas arasındaki çatışmada, taraf olmayı içimize sindirirsek çok yanlış iş yapmış oluruz. Başbakan, kaptırdı gitti... Hamas'tan sonra da FKÖ'ya da Mahmut Abbas'a meydan okumaya başladı. Bizim işimiz mi? Bizim işimiz, 70 milyonu, Türkiye'yi düşünmek. Türkiye, duygusal davranma hakkına sahip değildir. Soğukkanlı olmak durumdayız. Kendimizi oradaki tartışmaların tarafı haline dönüştürmemeliyiz.''

-''TÜRKİYE, TUZAĞA DÜŞMEMELİ''-

Baykal, Gazze'deki acı olayları, Türkiye'de halkın, ''bir din çatışması, bir ırk çatışması'' olarak algılamakta olduğu izlemini verecek bir tablonun gelişmesine izin verilmemesi gerektiğini belirterek, bu konuda insani tepkinin gösterilmesini ama ''din, ırk çatışmasının parçası haline getirilmemesini'' istedi.

Bu konuda en büyük sorumluluğun iktidara düştüğünü bildiren Baykal, ''Biz, yıllarca bu bölgede birbirlerinden farklı dinlere, ırklara mensup insanlarla barış, huzur ve istikrar içinde yaşamayı başarmış insanlarız. Bizim, hiçbir insana, hiçbir inanca, hiçbir dine, hiçbir ırka karşı husumet içinde olmamıza yönelik bir kampanyayı, faaliyeti hoşgörüyle karşılamamız söz konusu olamaz. Bu tuzağa da Türkiye düşmemelidir'' diye konuştu.

-BAYKAL'IN ÇÖZÜM ÖNERİSİ-

Baykal, sorunun çözümü için iki devlet anlayışına dayalı çözüme ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

''Hem Filistin, hem İsrail olacaktır. Filistin bağımsız devlet olarak olacak, bir an önce olacak. Kimse, bunu ertelemeye kalkışmamalı. Bunu ertelemenin insanlık için çok ağır bedeli vardır... Bu işin çözülmesi, İsrail'in uluslararası güvence altında sınırları belli bir ülke konumunda olması, sürekli genişleme arayışı içinde olmaması. Filistin'in de bağımsız bir devlet olarak varlığının güvence altına alınmasıdır.''

-OBAMA'YA BAŞARI DİLEĞİ-

ABD'de bugün başkanlık devir teslim töreni yapılacağını, George Bush'un görevini, Barack Obama'ya devredeceğini anımsatan Baykal, bu törenin bütün dünyanın geleceğini yakından ilgilendirdiğini belirtti Baykal, şöyle konuştu:

''Sayın Obama, Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Umut ediyoruz ABD'nin ve dünyanın genel görümünde köklü bir değişimi gerçekleştirecektir. Bu iddiayla, bu umutla işbaşına gelmektedir. Bu iddiaları, sadece ABD'de değil, dünyanın dört bir köşesinde ilgi ve destek yaratmıştır. Biz de aynı iyimser duygularla, geleceğe yönelik umutla bu değişimi selamlıyoruz. Obama'ya başarılar diliyoruz.

Umarım dünyanın dış politika anlayışında köklü bir değişim gerçekleştirilir. Tek taraflı tehdidi bertaraf etmek için müdahale hakkı gibi, uluslararası hukukun bugüne kadar tanık olmadığı anlayışlar bir tarafa bırakılır. Bütün ülkelerin katkısıyla daha barışçı, ülkelerin hukuklarına ve kimliklerine saygı gösterilen yeni bir dönem dünyada açılır. Bunu bekliyoruz. Bunun gerçekleştirilmesi doğrultusundaki her adımı da Türkiye içtenlikle destekleyecektir. Bu başlangıç gününde, biz de iyimser duygularla, umutla yeni dönemin, ABD'ye, Türkiye'ye ve dünyaya hayırlı olmasını ve barış getirmesini diliyoruz.''

-''EKONOMİK KRİZ DAHA DA DERİNLEŞİYOR''-

Baykal, ekonomide kaygı verici gelişmelerin sürdüğünü ifade ederek, son açıklamaların, Türkiye'de ekonomik krizinin daha da derinleşmekte olduğunu gösterdiğini söyledi.

İşsizliğin arttığını, başta otomotiv olmak üzere temel sektörlerdeki üretimde ciddi düşme olduğunu anlatan Baykal, emeklilere yapılan yüzde 4'lük zammı eleştirdi. Baykal, enflasyon ve birbiri ardına gelen zamların, emekliler başta olmak üzere dar gelirli ve ücretlileri ciddi şekilde sarstığını belirtti.

Hükümetin, krizle mücadele etme programı ilan edemediğini, hükümetin nasıl politika izleyeceğini, IMF ile yapılacak anlaşmanın belirleyeceğini ileri süren Baykal, IMF anlaşmasının da kesinlikle çözüm getirmeyeceğini bildirdi.

Baykal, vatandaşın alım gücünü artıracak önlemlerin alınmasına ihtiyaç olduğunu ifade ederek, çalışanların üzerindeki vergi yükünün azaltılmasını istedi. Baykal, öğrenci burslarının da yaygınlaştırılmasını talep etti.

-SAĞLIK SEKTÖRÜNE CİDDİ RAHATSIZLIKLAR-

Sağlık sektöründe ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başladığını, işlerin yaz boz tahtasına döndüğünü öne süren Baykal, diş hekimlerinin olağanüstü sıkıntı yaşadığını söyledi.

Özel sağlık kuruluşlarının, çoğunun batma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ileri süren Baykal, sağlık kuruluşlarının, büyük sağlık monopollerine teslim edilmek istendiğini savundu. Baykal, şöyle konuştu:

''Özel desteklerle, kolaylıklarla çok büyük monopol tesis edebilecek, tekel oluşturabilecek sağlık kuruluşlarının önü açılmak istenmektedir. O nedenle kurulmuş olan sağlık kuruluşlarını, devreden çıkaracak politikalar bir süreden beri yürütülmektedir. Bu çerçevede son bir hazırlık var. Şimdiden o konuda bir uyarıyı söyleme gereği duyuyorum. Sağlık kuruluşları derecelendirilecekmiş birinci sınıf, ikinci sınıf, üçüncü sınıf, dördüncü sınıf diye... Birinci sınıf dediği sağlık kuruluşları daha yüksek bir tedavi uygulama şansına sahip olacak. Diğerleri tamamen devreden çıkarılacak. Böylece tekel, zincir sağlık sistemleri Türkiye'de kurulacak. Bunlar yanlış işler.''

Dünyanın hiçbir yerinde sağlık kuruluşları, birinci sınıf, ikinci sınıf diye ayrılmadığını ifade eden Baykal,şunları kaydetti:

''İkinci sınıf sağlık kuruluş ne demek? İkinci sınıf vatandaş mı var Türkiye'de ki ikinci sınıf sağlık kurumuna gitsin. Devletin görevi, her vatandaşını birinci sınıf denilen sağlık hizmetlerine kavuşturmaktır. Bir ayrım yapmayı, sağlık kuruluşları arasında sınıflandırma yapmayı içine sindiren hükümet, vatandaşlar arasında sınıflandırma yapmayı içine sindirmiş demektir. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez, dünyada da böyle bir sınıflandırma yoktur. Lokanta sınıflandırır gibi sağlık hizmetlerini sınıflandıracaksınız. Bu kabul edilemez, çok yanlıştır. Bu arayıştan, hükümet derhal vazgeçmelidir. Kıyameti koparırız. Birilerini zengin edeceğiz diye, ona paketin çok üzerinde tedavi faturası imkanı sağlayacağız diye, böyle bir ayrımı yapmalarını hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Vatandaşın sağlığıyla kimse oynama hakkına sahip değildir. Kimse, vatandaşın sağlığı üzerinde zenginleşme arayışına girmemelidir. Girenlere de iktidar destek olmamalıdır, kol kanat germemelidir.''

A.A.
  Alıntı ile Cevapla