Şimdi ne değişti de, prangalarımızı çözüyor, resmi ideolojinin kalıplarını çatlatıyor, psikolojik savaşı göğüslüyor ve artık geri dönülmez bir yolda; ileri demokrasi, insan hakları, özgürlükler, hukukun üstünlüğü deyip kararlılıkla yürüyoruz?
Çünkü her devrin, her ideolojinin, her paradigmanın bir vakt-ı merhunu var. Yani tayin edilen bir ömrü var. Bizdeki Kemalist ideolojinin de bir ömrü var. Özgürlükler genişledikçe, toplum şuurlandıkça vesayetçi sistem daralıyor, tükeniyor. Bu arada kendi dünyasında geriliyor ve Türkiye'yi de geriyor. Asker ve yargı bürokrasisinde, demokratikleşmeye karşı gösterilen direnç bunu anlatıyor. Bir yandan demokrasiye sahip çıkılıyormuş gibi yapılıp, diğer yandan siyasetin tam ortasında yer almak, her demokrasi hamlesine yargı çelmesini takmak, halkın oyuyla iktidara gelmiş bir partiyi kapatmaya çalışmak, başka ne ile izah edilebilir?
Evet, şimdi ne değişti de geri dönülmez bir yolda kararlılıkla yürüyoruz?
Çünkü resmi ideoloji, yani statüko psikolojik savaşı kaybetti. Bunda da en önemli etken, vesayetçi rejimin manipülasyon aracı, tetikçisi, fedaisi basının zayıflamasıdır. Dünyada hiçbir ülkede medya, bizdeki kadar yozlaşmamıştır. Faşist rejimlerde evet, medya esir alınmış, tek sesli hale getirilmiştir. Fakat bizdeki gibi bir yandan basın özgürlüğü deyip, basın meslek ilkeleri deyip, bir yandan bütün özgürlüklere; devlet politikaları ve statükonun muhafazası adına saldıran bir medya olmamıştır. 28 Şubat sürecindeki onursuz, ilkesiz, utandıran duruşları, mevzilenmeleri sıralamak istemiyorum. İşte bu medya şimdi psikolojik savaşın artık güçlü bir silahı değildir. Artık alternatif bir medya var ve hırslarından bu medyaya "yandaş" sıfatını takıyorlar. Pekiyi siz yıllardır kimin yanındaydınız? Halkı korkutur, işadamlarını, rakiplerinizi sindirir ve siler, hükümetleri teslim alır, manşetlerinizle bakanlarla oynar, hükümet yıkıp, hükümet kurarken kimin, kimlerin yanındaydınız? Sizin için eski günler asla geri gelmeyecek.
Evet, şimdi ne değişti de geri dönülmez bir yolda kararlılıkla yürüyoruz?
Çünkü Ergenekon dosyası açıldı. Devletin içindeki bütün kirler, kirli yapılar, kanlı cinayetler, faili meçhuller, yeni senaryolar, provokasyonlar etrafa saçıldı. Öyle saçıldı ki, bunları kimse Susurluk'taki gibi halının altına süpüremez, örtbas edemez. Bu mızrak, hiçbir çuvala sığmaz. Hiçbir sihirbaz o LAW silahlarını, o suikast tabancalarını, o yüz binlerce mermiyi, el bombalarını, patlayıcıları abra kadabra deyip buharlaştıramaz. O iş de bitti. Onun da geriye dönüşü yok....
Hüseyin Gülerce
|