Konu
:
Nun Kalem ve Satırlar...
Tekil Mesaj gösterimi
09-19-2009, 01:30
#
1
Kullanıcı Adı
Duygu'Seli~
Nun Kalem ve Satırlar...
Kalem suresi ilk inen surelerden. Hatta bir rivayete göre 'Alâk suresinden sonra ikinci.
Enteresan olan nokta ise ilk suredeki "Oku" emrinin ardından bu surede dikkatimizin kaleme çekilmesi...
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
68:1 nûn vel-qalemi vemâ yesturûn
nûn kaleme ve satırlarına yazdıklarına
Kalem nedir? Yazmak nedir?
İlim yazıyla zaptolunur.
Söz uçar yazı kalır.
Medeniyetler kalemle kurulur. Tecrübeler yaşananlar birikimler gelecek nesillere kalemle aktarılır. Kalemin mâcerası satırların üzerinde akarken bitmez.
O anda daha yeni başlamıştır. Evvelâ yazı yazanı olgunlaştırır. Söylediği sözün yükünü sırtında hissettirir. Yazmayan çok konuşur. Yazan az. Derken o yazı gider okuyanı olgunlaştırır. Ona değen gözlere kıymet verir. Nihayet okuyucu da döner yazının değerini takdir eder. Üstünden geçen her bir okur kalemi artık yazıyı olgunlaştırıyordur.
Kalem suresinde ikinci olarak dikkate şayan nokta
Rasûlu'ne (salât ve selam ona) hitâben söylenen şu cümlededir:
68:4 veinneke le'alâ huluqin 'azîm
Gerçekten sen büyük bir ahlâk üzeresin
"Ahlâk" yani huyların bütünü...
Beşeri
insan yapan
onu aşağıların en aşağısından
yukarıların en yukarısına çıkarabilen yönü. Evet
illâ ki
insanların madenleri oluyor. Ama bir de onlar üstüne geliştirebilecekleri yetenekleri var. Azimle ve kararlılıkla üstlerine gittikçe parlayan
şeytana ve nefse tabi oldukça paslanan
çözülen nitelikler bunlar...
O gül Rasûlun ümmeti olma niyetindeysek
işe önce ahlâkımızı düzelterek başlamamız gerektiği ne kadar açık. Kalpten kibir
hırs
haset
kabalık
bencillik
kırıcılık
bozgunculuk atılmadan insanlık nasıl gelsin de bizi bulsun?
Derken
hakikat üzere hiç olmayacak bir hesapçılığın açığa vuruluşu karşımıza çıkar. O gün de
bugün de hiç terkedilmeyen tipik bir söylem. Hakikate karşı hileli bir baskı uygulama
ezme tekniği: "Sen de biraz fikirlerini yumuşat
biz de yumuşatalım
düşüncemizde bir orta yol bulalım" iddiası! Düşüncelerde "orta yol" öyle her zaman bulunmaz. Hele tevhidin karşısına şirk getirilip konuyorsa...
Bala karıştırılan bir damla zehir gibi. Yanlışta duran için
başka bir yanlışa doğru yol almak o kadar ciddi bir sorun değildir. Hem iddialarında samimi olmadıklarının da göstergesi olur bu. Demek uygun pazarlıklar karşısında değerlerinden vazgeçebilirler. Ama hakikatten yanlışa çağırmak olacak iş mi? Hem ortada öyle bir hakikat var ki
balçıkla sıvanacak gibi değil. Ve o hakikatin öyle bir tebliğcisi var ki
onun bir eline ayı
diğerine güneşi verseler yolundan dönmeyecek.
Ve inkârcının dilinden düşmeyen iddia.
Ona ayetler okunduğu zaman:
68:15 ... qâle esâtîrul-evvelîn
... "evvelkilerin masallarıdır" dedi
Kalem suresinin ilk bölümü etkili bir temsille son bulur. Bu bir bahçe sahiplerinin hikâyesidir. Hani onlar nimeti
'tan bilmemişlerdir. Ekinleri
erkenden
daha hiçbir yoksul o bahçeye varmadan toplayıp
gidelim derler. Ama onlar daha ulaşmadan
bahçede bir dolaşan dolaşır. Öyle ki
bahçe mahvolmuştur. Hiçbir şey kalmamıştır. Hatta bir an için yollarını şaşırdıklarını zannederler ama içlerinden en insaflı olan kardeş uyanır:
"Keşke tesbih edenlerden olsaydık".
"Tesbih etmek" de dile kolay...
Türkçe'ye kelimesi kelimesine çevrilebilecek bir şey de değil.
Belki en yakın anlamıyla
"
'ı çok seviyoruz"
diye hissedebilmek...
Duygu'Seli~
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder