Tekil Mesaj gösterimi
Alt 09-14-2010, 15:58   #3
Kullanıcı Adı
Ukbâ
Standart
Öncelikle "Asakir-i Mansure-i Muhammediyye" adı verilen yeni bir askerî yapı kurulmuş, topçu, humbaracı ve lağımcı ocakları ıslâh edilmişti. Sonra Mekteb-i Bahriye açılmış, eğitim ve öğretimini en üst seviyeye çıkarmak için Avrupa'dan hocalar getirilmişti. Askerî eğitim ve yeni silâhların kullanımının öğrenilmesi için Avrupa'ya askerî öğrenciler gönderilmiş, Avrupa'yı yakından takip etmek için Avrupa'nın önemli merkezlerinde konsolosluklar açılmıştı. 1831'de Takvim-i Vakâyi adlı ilk Türk gazetesi de bu dönemde çıkarılmıştır. Ayrıca askerî tıbbiye mekteplerini kurmuş, bu müessesenin eğitim ve öğretimini en üst seviyeye çıkarmak için Avrupa'dan hocalar ve mütehassıslar getirtmiştir. Eğitim ve öğretimi parasız hâle getirmiş, ilk tahsili de mecbur kılmıştı. Askerî Tıbbiye, Harbiye ve sivil yüksek okulların talebe ihtiyacını karşılamak için medrese ve mekteplere ilâveten Rüştiye okullarının açılmasını sağlamıştı. Devlet memurlarının yetiştirilmesi için Mekteb-i Maarif-i Adliye'yi ve büyük bir yekûn tutan vakıflar için de Evkaf Nezareti'ni kurmuştur. Okulların seviyesini yükseltmek ve fen ve teknik kitapların tercümesini sağlamak için tercüme bürosu kurulmuştu.

Bugün atılan adımları bu zaviyeden değerlendirdiğimizde farklı bakış acısı hakim oluyor insana.
Ukbâ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla