![]() |
#1 |
![]() Atatürk'ü "Tanrılaştırma" Yarışı...
![]() Ahmet ANAPALI/Habervakti Atatürk’ü “tanrılaştırma” temayülü Bir kısım “Atatürkçüler”, Atatürk’ün de nihayet bir “insan” olduğunu kabullenemiyorlar. Kabullenmediler ve kabullenmeyecekler... Bu yüzden 80 senedir Atatürk'ün “insan boyut”unu ele alan yazılara ve araştırmalara saldırıyorlar. Çünkü bu yazıların içlerinde Behçet Kemal’in, Tekin Alp’in, Edip Ayel’in, Kemalettin Kamu’nun ve Yusuf Ziya’nın "Tanrı" olarak gördükleri Atatürk var. Gençler hatırlamaz, ama 30’lu yıllarda Behçet Kemal Çağlar “Atatürk Mevlidi” yazarken, Tekin Alp takma ismini kullanan Moiz Kohen’le birlikte Ziya Gökalp, “Türk’ün Yeni Amentüsü”nü yazmıştı. Sabır ve tahammül göstererek ve sinirlenmeden okuyabilirseniz buyrun "Tanrılaştırma" modasına uyularak yazılan şiirlerden bir kaç örnek; TÜRK'ÜN YENİ AMENTÜSÜ (!) “Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbâlini yoktan var eden Mustafa Kemâl’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına îmân ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şahadet ederim.” (!!!) İçinde Atatürk öldüğü için Dolmabahçe Sarayı’nı “Kâbe” ilan etmekten çekinmeyen şair Edip Ayel ise bu ucube akıma katılmış ve şu şiiri yazmış; Ay yıldızı aldık da senin üstüne sardık Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık?... Bu kişi zaten sağlığında Atatürk’ü önce “peygamber”, sonra “tanrıya eş”, nihayet (hâşâ) “Allah” ilân etmişti: Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harâbe, Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe. Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun, Türk ırkının, en son, ulu peygamberi oldun.” Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı'yla müsâvi, Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvî… Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses, İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez! Behçet Kemal, Edip Ayel'den geri kalmak istememiş olmalı ki, aynı makamdan devam etti: Kaç yıldır Türkçeydi Tanrı'nın dili İnsana ne ilâh, ne de sevgili, Ne de ana-baba aratıyordu Her an yaratıyor, yaratıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında nerede duracağı ve ne şekilde neticeleneceği belli olmayan anlamsız bu yarışa her an yenileri katılıyor ve yeni ucubeler ortaya çıkıyordu. Bu yarışta Halil Bedii de vardı: Tanrı gibi görünüyor her yerde Topraklarda, denizlerde, göklerde; Gönül tapar, kendisinden geçer de Hangi yana göz bakarsa: Atatürk. Meşrutiyette Kemalettin Kâmi olan adını “Türklük aşkına” Kemalettin Kamu olarak değiştiren şair, mısralardan inşa ettiği bir merdivenle milletvekilliğine çıkmak istiyordu. ve bu aşk uğruna şu şiiri yazdı: Burada erdi Mûsâ Burada uçtu İsa, Bülbül burada varsa, Hürriyet için öter… Ne örümcek, ne yosun Ne mûcize, ne füsun, Kâbe Arab'ın olsun Çankaya bize yeter...” Şair Faruk Nafiz Çamlıbel Atatürk öldükten sonra şu mısraları yazdı: Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil, Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun… Ey ilâhın yüce davetlisi, göklerden eğil Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde putun!” Yusuf Ziya Ortaç da belli ki öteki şairlerden geri kalmak istememişti, kervana katıldı: Dağların ardında sönüşü gibi, Millete can veren, vatan yaratan; Tanrının göklere dönüşü gibi… Her zaman ırkıma büyük Baş Atam, Tanrılaş gönlümde, tanrılaş Atam! Ömer Bedrettin Uşaklı’nın şiiri acaba yazarını neler kazandırdı: Bir güneş gibi yalnız Sensin ülkü tanrımız. Vasfi Mahir Kocatürk’den: “Peygamber, tanrısına duymadı bu hasreti Vermedi bu kudreti tanrı, peygamberine. İlhami Bekir’den: İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa, Toprağın haritasını çizdi bayrağa; Allah değil, o yazdı alın yazımızı. Bu yaklaşımın mirasçıları elbette Atatürk’ü bir “insan” olarak görmeyecekler, “insan” olmaktan kaynaklanan “zaaf”ların hiç birisini ona kondurmayacaklardır. İşte bu yüzden o malûm güruh Can Dündar’ın “Mustafa” isimli filmine bu bakış açısıyla ateş püskürüyorlar. Biz ülke olarak bu basiretsiz ve anlamsız ruh yapısından ne vakit kurtulacağız?... VESSELÂM…
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Açmayın abicim şöyle konular yahu...
Sonra bak galeyana geliveriyoruz... Beynimizdekileri döküveriyoruz... Sonra rahatsız olup hoplayanlar ile uğraşıyoruz... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() çok haklısın ama hoplayan hoplasın zıplayan zıplasın yıllardır bizi susturuyolar artık konuşma zamanı gelmedimi cumhuriyet döneminden beri gelen susturmaların hesabını sorma vakti gelmedimi abicim
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Herhalde Müslüm Gürseste bunlardan geri kalmak istememişki tanrı istemezse yaprak düşmezmiş tanrı istemezse insan ölmezmişi okumuş.
Fatih kardeşim espriye vurduğumuza bakma esasen haddinden fazla ciddi bir konu bu.Yazar zaten gerçekelri ortaya koymuş.Böyle bir zihniyet var tabi ki.O bitane bi sivri var foruma dadanan bak ondan ölç biç işte.Atatürke söz ettirmez ama peygambere Kurana laf söylemekten geri kalmaz.Mustafa Kemal mezardan çıksa ilk bunların suratına tükürür. Kraldan çok kralcı olmak tam böyle birşey işte |
|
![]() |
![]() |
#5 | |
![]() Alıntı:
Elbet bizi ezdirdikleri gibi ezilecekler. Ama zamansız öten horozun kafasını keserler. |
||
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
![]() Bu konu için geçerli olması şartı ile ''her koyun kendi bacağından asılır'' diyerek, kapatalım bence konuyu.
Allah herkese akıl,fikir vermişse ; o aklı iyiye ya da kötüye yormayı da biz insanlara bırakmış. Bunun mantıklı olduğunu düşünen var ise ve kendini ilerici-gerici muhabbetine atıp, ileride olduğunu düşünüyor ise birtakım insalar aynen inanmaya devam etsinler, inandıkları her ne ise. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|