AK Gençliğin Buluşma Noktası
Beşiktaş (BJK) AK Parti Forum Beşiktaşlılar !



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 06-20-2008, 16:52   #1
Kullanıcı Adı
Parantez
Thumbs up Bir Efsane... ~çArşı~

Beşiktaş Çarşı Grubu, Beşiktaş spor klübünün taraftarlarından oluşan belli bir grubun ismidir. 1982 yılında kurulan Çarşı grubu, futbol maçlarını ağırlıklı olarak Kapalı Tribünde izler. En bilinen sloganları "Çarşı her şeye karşı!", "Çarşı Atatürk harici her şeye karşı!" ve "Evdeki hesap çarşıya uymaz"dır. En tanınan amigosu Alen Markaryan'dır.

Beşiktaş'ın en önemli taraftar grubu olarak değerlendirilen Çarşı, 27 Mayıs 2008 günü varlığını sona erdirme kararı aldı.



Grubun özellikleri
Bu grup diğer taraftarlardan ya da taraftar gruplarından ilginç bir bileşen olmasıyla ayrılmakta, maçlarda takındığı tavırlar, açtığı pankartlar, dile getirdiği tezahüratlarla farklı bir taraftar profili çizmektedir. 1980'lerin ortalarından itibaren belirginlik kazanan, 1990'lardan sonra iyice bilinir hale gelen grup, aslında homojen bir yapıdan oluşmamakta ya da belli başlı üyelerden ibaret sayılmamaktadır. Farklı sosyal tabakalardan, kültürel çevrelerden ve etnik kimliklerden, farklı ve hatta çatışan politik ve ideolojik alanlardan insanlar Çarşı Grubu adı altında toplanmaktadır. Bununla birlikte genel olarak muhalif bir görünüm ve söylem Çarşı Grubunun özelliği olarak işaret edilebilir.

Beşiktaş kulübüyle doğrudan ilişkili grup üyeleri olabildigi gibi, özerk ve bağımsız taraftar olarak kendini ifade eden üyeler de mevcuttur. Ağırlıklı olarak üniversite öğrencilerinin de içinde yer aldığı bir grup olarak bilinmektedir. Bunun sonucu olarak grubun öne çıkan özelliği hazır cevap ve mizahi yönü gelişmiş bir topluluk olmasıdır.


Çarşı grubu ağırlıklı olarak İnönü Stadyumu'nda kapalı tribünde toplanır. Liverpool FC maçı, 2007Grubun içindeki insanlar sürekli bir değişkenlik arz etmekle birlikte, belirli bir anlamda Çarşı Grubunun kendisine özgü söylemi ve özgün tarzı sürekli geliştirilmekte, belirli bir doğrultuda sürdürülmektedir. Şiddet olaylarında, taraftarlar arası çatışmalarda da grubun ismi sıklıkla anılmaktadır. Birkaç çeşit Çarşı Grubu adını kullanan eğilim sözkonusudur. Sağ ve sol politik eğilimler arasında bir gerilim olduğu da söylenebilir

Bununla birlikte Çarşı Grubu denilince akla gelen daha çok tribünlerde görmeye alışık olunmadık tarzda muhalif bir söylem kullanması, sol politik söyleme ait kavramları ve sembolleri benimsemesi, güncel politik konulara ilişkin çoğu zaman beklenmedik tavır takınması olmaktadır.Örneğin Çarşı yazarken A'yı anarşizmin sembolü olan yuvarlak içindeki a şeklinde yazmaları, genelde milliyetçi ve ülkücülerin egemen olduğu kabul edilen tribünlerde başlıbaşına bir ilginçlik olarak görünmektedir. Grubun çıkışlarında belirgin bir özellik olarak anti-faşist bir söylem görülmektedir. Ayrıca grup içinde kendilerini demokrat, sosyal demokrat, sosyalist, ekolojist vb. şeklinde de ifade edenlerin varlığı da söz konusudur.
Türkiye'de yaşanan terör olaylarını protesto amaçlı biri 2007 yılında Liverpool FC ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçı ve 2008 yılındaki Galatasaray maçında kapalı tribünü kaplayacak şekilde "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez" yazılı bayrak açmışlardır. Bu bayrak ulusal basın olmak üzere genel olarak olumlu karşılanırken, bazı çevreler tarafından bu pankartın Çarşı'nın klasik tavrına ters olduğu ve bayrağın içeriğinin şovenizm taşıdığı savunuldu.


Eylemleri
İlginç yapısı nedeniyle dikkat çeken Çarşı Grubu bu nedenle medyada pek çok kere özel programlar ve haberlerle yer almıştır. Mehmet Ali Birand'ın sunduğu haber programı 32. Gün Çarşı için özel bir program yapmıştır. Ayrıca, pek çok dergi ve gazetedeki yazı dizisine konu olan Çarşı Grubu, Haber Dergisi Nokta'nın 4 Ocak 2007 sayılı nüshasına kapak olmuştur.19 Aralık 2006 günü ise İletişim Yayınları "Çarşı Neye Karşı" adıyla bir konferans düzenlemiştir.[7] Çarşı Grubu, popülerliği ve söylemleri ile TV dizilerinde de yer bulmuştur.


Artan terör eylemlerini protesto amaçlı 2006 yılındaki Gaziantepspor maçındaki "81 ile 81 bayrak" eylemiFatih Terim'in Mehmet Ağar ile birlikte gazetelerde resimleri yayımlanıp imparator diye tanımladığı sırada Çarşı Grubu, "İmparatorluk değil tam demokrasi" diye pankart açarak tavır sergilemiştir. Ayrıca "Çarşı Alayına karşı" sloganı da söz konusu grubun hem öteki takımlara hem politik kimliklere karşı duruşunu ifade etmektedir. Bülent Ecevit'in ölümü üzerine resmi sitelerine koydukları "Kara Kartal seni unutmayacak Karaoğlan" sloganıyla ilgi çekmiştir.

Dikkat çekici eylemleri arasında Barcelona CF'nin Kamerunlu siyahi oyuncusu Samuel Eto'o'ya La Liga'da hemen her maçta yapılan ırkçı tezahüratlar nedeniyle "çArşı ırkçılığa karşı -hepimiz Eto'yuz!" pankartları ile destek vermeleri gelmektedir.

Grup, 1995-1997 yıllarında "Forza Beşiktaş" adında hiç bir yayın grubuna bağlı olmadan bir fanzin tarzında haftalık dergi çıkarmıştır. Bu dergi sadece bir spor kulübünün taraftarları tarafından hazırlanıp yayınlanan ilk süreli yayın olmuştur.

Çarşı grubunun dikkat çeken bir diğer tavrı nükleer enerji santrallerine karşı duruşudur. 2005/2006 sezonunda bazı maçlardan önce açtıkları "Çarşı Nükleer Santrallere Karşı" yazılı pankartlarla dikkat çekmiş ve Sinop'ta düzenlenen Nükleer karşıtı gösterilere katılmışlardır. 2006/2007 sezonunda İnönü Stadyumu'nda oynanan Galatasaray derbisinde ise Greenpeace örgütü ile birlikte "Nükleersiz Türkiye" yazılı bir pankartla gösteri yapmışlardır.

2007 yılında kuruluşunun 25. yılını kutlayan Çarşı, bu sebeple düzenleyeceği etkinliklere Kızılay'a topluca kan bağışında bulunarak başlamıştır. 21 Nisan 2007 günü oynanan lig maçı öncesi Beşiktaş'ta kurulan çadırlarda 250'den fazla kişi kan vermiştir. 25. yılın anısına düzenlenen bir başka sosyal etkinlik ise "Hediyeni kap, Minitürk'e gel" sloganı ile 25 Nisan 2007'de kimsesiz çocuklara oyuncak ve kırtasiye dağıtılan organizasyon olmuştur. Sosyal konularda yaptıkları eylemlerden biri de 2008 yılında Almanya'da Neo-naziler tarafından kundaklanan Türk ailenin evinin önündeki eylemleri olmuştur.

Grubun dikkat çeken ve ulusal basında yer alan tavırlarından biri de Mart 2008'de oynanan Galatasaray maçı öncesi resmi sitelerinde alkol karşıtı bir slogan yerleştirip, maç günleri alkol alınmaması kararıdır.


Asi Ruh belgeseli
2007 yılında kuruluşun 25. yılını kutlayan Çarşı Grubu hakkında Pancard Film adlı prodüksiyon şirketi bir belgesel hazırlamaktadır. Ön hazırlıkları bir yıldan fazla süren ve taraftarlardan toplanan video ve fotoğraflarla destekelenen belgeselin 2008 yılı Haziran ayında tamamlanacağı öngörülmektedir. Genel olarak tribün içinden çıkan kişilerin anılarının, dış saha maçlarınındaki yolculukların ve İnönü Stadyumu ve Beşiktaş semtindeki maç gününündeki olayların anlatıldığı belgeselde ayrıca Beşiktaşlı ve diğer takımın sporcularının da ropörtajları yer almaktadır.

Ayrıca Lig TV adlı televizyon kanalı "Çarşı’nın Yürüyüşü" adlı bir belgesel hazırlayarak televizyonda yayınlamıştır.


Grubun kendini feshedmesi
27 Mayıs 2008 Tarihinde Çarşı Grubu, varlığını sona erdirme kararı aldıklarını açıkladılar.[23] Çarşı ile ilgili "Asi Ruh" belgeselinin Beşiktaş Kültür Merkezi'ndeki galasında konuşan tribün lideri Alen Markaryan, Çarşı'nın Beşiktaş'ın önüne geçtiği yönündeki eleştiriler ve çeşitli spekülasyonlar sebebiyle "Çarşı kendini feshetmiştir" dedi ve ekledi: "Çarşı artık yok !..".

Çarşı grubunun resmi sitesi forzabesiktas.com'da, Alen Markaryan adına açıldığı belirtilen başlıkta da haberin doğru olduğu teyid edildi ve "Kanallarda ve internet sitelerinde geçen haber doğrudur. Çarşı ismi bitmiştir." ifadesi yer aldı

 


Konu Cihannur tarafından (04-24-2016 Saat 14:26 ) değiştirilmiştir..
Parantez isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-20-2008, 16:57   #2
Kullanıcı Adı
Parantez
Standart Bir Efsane... çArşı!
İşte Çarşı'nın veda mektubu !..


Kahraman geçinen sahtekar da;
sahtekar damgası yemiş kahraman da boldur hayatta...

Cem Kurel
Ligtv.com.tr Genel Yayın Yönetmeni
[email protected]


Bu öyle bir şok ki değil önümüzdeki günler, önümüzdeki aylar boyunca konuşulacak. Öyle ki "Çarşı" ne kadar feshedilse de dillerden düşmeyecek. Çarşı'yı kimi hasretle, kimi nefretle anacak.
Çarşı'yı "90 dakikanın 1 anını bile susmadan geçiren, futbol dışında akla gelebilecek her türlü toplumsal olayda duruş sergileyen, sosyolojik bir araştırma konusu" olarak yüceltenleri göreceğiz. Ama "Kulüple çıkar ilişkilerine girmiş amigo topluluğu" diye kötüleyenler de olacak. Ancak kim neyi savunursa savunsun bir şekilde Çarşı'yı tartışmaya, Çarşı'yı konuşmaya, Çarşı'yı anmaya devam edecek.

Yine hiç kuşkum yok ki Çarşı kadar, Çarşı'nın lideri Alen Markaryan da konuşulacak. Asi Ruh'un galasında yaptığı "Çarşı'yı feshettik" açıklamasıyla sadece Beşiktaşlıları değil, Türkiye'de futbol ve taraftarlık üzerine ilgisi olan herkesi şoka uğratan Markaryan, yaptığı bu açıklamanın yükünü belki de ömür boyu sırtında taşıyacak, "Çarşı'yı yok eden adam" suçlamalarını ömür boyu çekecek. Alen'i İnönü'nün göbeğinde üçlü çektirirken hayranlıkla, hatta O'nun yerinde olabilme hayaliyle izleyen gözlerin bazıları artık, öfke saçacak.

Çarşı iyi mi kötü mü?
Alen örnek bir amigo mu çıkar peşinde koşan bir fırsatçı mı?
Ve Alen dedi diye Çarşı biter mi?

Herkes bu seçeneklerden birini savunuyor, savunmaya da devam edecek.
Herkes kendi penceresinden Çarşı'ya bakacak ve fikrini söyleyecek.

Benim kişisel fikrim mi?

Alen Markaryan'ın ve Çarşı'nın diğer önderlerinin kulüple çıkar ilişkisi var mı yok mu, bilemem. Bu camianın içindeki herkes kadar biz de duyduk çok şeyi. Ama gözümüzle görmedik. Tabii ki Çarşı hakkında duyduklarımızın benzerlerini Genç Fenerbahçeliler, ultrAslan ve diğer takım tribünleri için de duyduk, ama onları da gözümüzle görmedik.

Kaldı ki Alen, Sefa, Sebahattin ve diğerleri... Bunlar sadece vitrin değil midir? Onlar yapsın ya da yapmasın... Tek başına kim kirletebilecektir ya da kim yüceltebilecektir ki Çarşı'yı, Genç Fenerbahçeliler'i, ultrAslan'ı?

Onun için kim dürüst, kim iftiraya uğramış, kim malı götürmüş, kim insanların takımlarına aşkını sömürmüş, kim onurunu satmış, kim kendini asla satmamış bilmiyorum.

Ama iki şeyden eminim:

Bir... Nice çirkinliğin bulaştığı şu futbolumuzda malı götürmek de çamur atmak da çok kolay. Kahraman geçinen sahtekarlar da; sahtekar damgası yemiş kahraman da boldur hayatta...

İki... "Çarşı" Türkiye'denin benzersiz taraftar markasıdır.

VE İŞTE VEDA MEKTUBU...
Neyse, şimdi söz Alen Markaryan'da, daha doğrusu Alen'in Çarşı adına sunduğu veda mektubunda sıra... Alen'in "Asi Ruh" belgeselinin galasında okuduğu mektup, Çarşı'nın internet sitesi Forzabesiktas.com'da da yayınlandı.

Mektup biraz uzun olduğundan ve bazıları tamamını okumak istemeyebilir. O yüzden, en vurucu kısmı olan sonunu baştan gösterelim:

"................

Aslında herşey geçen sene "satılmış Çarşı" diye bağırıldığında başladı.

Yazık kere yazıktı. Tam bırakıyorduk ki...

24 Saat Beşiktaş'ı yaşarken Beşiktaşsızlık nasıl bir duyguydu ki?

Ve biz nereye gidiyorduk?

Dedik ki zamansız ayrılıkları sevmiyoruz, uygun zamanını bulalım öyle terkedelim diyarı.

Ama baktık ki; hakaret almış başını gidiyor ve dayanılmaz bir ızdırap var içimizde ve biz kimin hakaret ettiğini bile göremiyoruz, masket takmış bir sürü insan atıp tutuyor...

Sessizce ve kimsesizce ayrılmak geçti içimizden, hem bu limandan, hem bu can evimizden.

İnşallah geriye bayrağı göklerde, şerefi yedi düvelde bir tribün bırakıyoruz. Dinlenmek ve yapılacakları görmek bizim de hakkımız sanırım.

Hakkımız geçtiyse size hakkınızı helal edin.

Biz bizimkileri sizlere helal ediyoruz.

Bu kararı verirken kaburgamızın tam ortasına saplanan bir hain hançeri sizle paylaşmak istiyorum:

"Çarşı Beşiktaş'ın üstüne geçti"

İşte bu halüsülasyon ve sınırı belli olmayan dedikodulardan dolayı...

Beşiktaş neresiydi, Çarşı kimdi? Bu ne yaman çelişkiydi ki...

Şanlı Beşiktaş olmasa Çarşı olurmuydu ki?"

Böyle bitiyordu mektup. Dedikya; herkes kendine göre sonuçlar çıkaracak. Kim ne kadar haklı, ne ne kadar doğru, herkese göre değişecek... Lafı fazla uzatmayalım, ve sizi Alen Markaryan'ın Çarşı adına kaleme aldığı veda mektubunun tamamıyla başbaşa bırakalım:

"Çeşitli badirelerin, sayısız hüzünlerin ve nice sevinçlerin dışa vurumudur bu film.

Aslında bu film, bir hayatın yollara nasıl aktığının bir belgeselidir de...

Gönül isterdi ki şampiyonlukla kucaklaşılmış bir senede bacak bacak üstüne ataraktan "inanın çocuklar başardık" şarkılarını söyleyerekten ve de şöyle 32 dişimizle gülerekten bir fotoğraf karesinde olalım.

Lakin, çok sakin bir şekilde söyleyelim ki; Beşiktaş Camiası'nı o fotoğraf karesinde buluşturmak istemeyen güçler var.

Amatör ruh, profesyonel düşünce içinde hazırlanmış bu filmde belki birşeyler hissedeceksiniz.

Kıpır kıpır olan yanınıza kulak verin. Çünkü o yanınız size mutlu bir fotoğraf karesinin adresini söyleyecektir.

Beşiktaş'ı yaşamak, Çarşı'yı hissetmek, tutkunlarına bir peri masalı gibidir.

Dinleyenlerine bir zamk gibi yapışan bu aşk yaşayanlarına neler eylemektedir?

Hiç düşündünüz mü?

Devamlı sırtında kamburla dolaşan, ama negatif ama pozitif mutlaka eleştirilen, her daim içine çomak sokulan, dudak dudağa bile hayalken, göz göze sevişmelerine bile ferman çıkartılan bu coğrafyayı...

Hiç düşündünüz mü?

Bağırıyorken de, bağırmıyorken de her şekilde her dönemde para alıyorlar düye suçlanan, seviyesiz muhabbetlerin odak noktası bu haritanın ızdıraplarını hiç düşündünüz mü?

Ve siz "karşı" olmak ne demektir bilir misiniz?

Düşünün bakalım.

Tam 1,5 saatiniz var.

Mahallenin hep kötü çocuğuyduk.

Hep içimizden, gönlümüzden birşeyler katmaya çalıştık.

Ama yalnızca çalıştık.

Zaman denilen amansız girdapla hep dalga geçtik.

Zamanın tümünü Beşiktaş'la geçiren bu kitlenin ne yaptığını "zaman" bile anlayamazdı eminiz.

İyi, kötü, güzel, çirkin, farklı, ayrıcalıklı, hit ve hep bir numara birçok imzamız oldu.

Her şeyi Beşiktaş için yaptığımıza kalıbımızı basardık.

Hala da basarız.

Lakin bunları yaparken,
galiba
sanırım
zannediyorum
ve hissediyorum ki zarar veriyormuşuz.

Şanlı, şerefli camiamızı rahatsız etmeye başladığımızı hissettik sanki. Biz fazlaysak, biz birilerinin adamıysak, biz Beşiktaş'sız bir hayat yaşamaya başlamışsak ve biz zarar veriyorsak hemen gidebilirdik.

Herşey Beşiktaş için değil miydi?

Aslında herşey geçen sene "satılmış Çarşı" diye bağırıldığında başladı.

Yazık kere yazıktı. Tam bırakıyorduk ki...

24 Saat Beşiktaş'ı yaşarken Beşiktaşsızlık nasıl bir duyguydu ki?

Ve biz nereye gidiyorduk?

Dedik ki zamansız ayrılıkları sevmiyoruz, uygun zamanını bulalım öyle terkedelim diyarı.

Ama baktık ki; hakaret almış başını gidiyor ve dayanılmaz bir ızdırap var içimizde ve biz kimin hakaret ettiğini bile göremiyoruz, masket takmış bir sürü insan atıp tutuyor...

Sessizce ve kimsesizce ayrılmak geçti içimizden, hem bu limandan, hem bu can evimizden.

İnşallah geriye bayrağı göklerde, şerefi yedi düvelde bir tribün bırakıyoruz. Dinlenmek ve yapılacakları görmek bizim de hakkımız sanırım.

Hakkımız geçtiyse size hakkınızı helal edin.

Biz bizimkileri sizlere helal ediyoruz.

Bu kararı verirken kaburgamızın tam ortasına saplanan bir hain hançeri sizle paylaşmak istiyorum:

"Çarşı Beşiktaş'ın üstüne geçti"

İşte bu halüsülasyon ve sınırı belli olmayan dedikodulardan dolayı...

Beşiktaş neresiydi, Çarşı kimdi? Bu ne yaman çelişkiydi ki...

Şanlı Beşiktaş olmasa Çarşı olurmuydu ki?
Neyse...

ÇARŞI adına Alen Markaryan"

ligtv.com .tr
Parantez isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-20-2008, 17:01   #3
Kullanıcı Adı
Parantez
Standart çArşı nedir?

çArşı kapalının ortasında sıralanan bir grup değildir.

çArşı, yüreğinde Beşiktaş aşkını hisseden herkestir.

çArşı bir ruhtur.

çArşı, New York’da metro trenine yazılmış siyah beyaz bir grafitidir, Prag'da duvara yazılmış bir yazıdır, Erzincan'da bir dağın yamacına yazılmış sevgidir, Adana'da bir derneğin duvarlarına boyanmış siyah'la beyazdır, Galatasaray Lisesi duvarına yazılmış "çArşı ULAN" işaretidir.

Bir tiyatro sahnesinde hiç bir dekora uymadan sırtında taşınan kutsal BEŞİKTAŞ formasındadır çArşı.

Zonguldak'ta maden göçüğünden çıkarıldığında ilk nefesle sorulan "maç kaç kaç?" sorusundadır çArşı.

Hakeme kızdığında "Satanist hakem" diye bağırıp gündemi takip edenlerdir.

Atatürk’e dil uzatan dönemin milletvekili Hasan Mezarcı'ya "Hasan Mezarcı'ya kafam girsin" diyen tezahüratıyla Cumhuriyet'in Kemalist çizgisindeki duruşunun ödünsüz sesidir.

Fenerbahçelilerin yalakalıklarına "TEK ADAM, ATAM" ya da "Bir Pankartta Verhaugen’e Aç Avrupa Şampiyonu Ol Fener" diyen zekadır.

çArşı, fenerbahce lisesinde sarı lacivert kravat yerine siyah beyaz kravat takıp dolaşabilme cesaretidir, BEŞİKTAŞ aşkını pankartlarda "Başka Boyutların Tanrısı" diye ifade eden kalp’dir.

Ceza'sı gereği boş kalmış tribünlere "RUHUMUZ YETER" yazan yüreklerdir.

Kaşınanı tesislerinde ziyaret eden yada ellerine verdikleri "Cobarde Gallina Ortega (Korkak Tavuk Ortega)" pankartıyla maymun edenlerdir.

"Erkek Adam Renkli Takım Tutmaz" deyip alemi dut yemiş bülbüle çevirenlerdir. "Işıklar Söndüğü Zaman Tüm Fenerliler Güzeldir" pankartıyla taraflı tarafsız herkesi güldürenlerdir.

"Bizim taraftarımız daha fazla" diye böbürlenenlere "en fazla sinekte b.kun üzerinde olur" cevabını yapıştıranlardır.

Futbolcusuna kızdığında "Aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk aşkıdır.

2 Km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.

S.Bükreş maçında televizyonların gösterdiği, o soğukta, ayakta, boynunda siyah beyaz kaşkoluyla titreyerek KARAKARTALLARINI seyreden nine'dir.

Tribünde bir doktordur, işçidir, iş adamıdır, okuma yazma bilmeyen bir sokak çocuğudur, profesördür.

Omuz omuza zıplayıp "Beşiktaş’ım benim biricik sevgilim" diye gözünde yaş, gırtlağını yırtan Solcusudur, Sağcısıdır, Ateistidir, Hacısıdır, Müslümanıdır, Ermenisidir, Yahudisidir, Hristiyanıdır.

Irak işgalinden önce Savaşa karşı duran yurtseverlerin yanındaki ruhtur.

Mitinglerde "BEŞİKTAŞLIYIZ, SAVAŞA KARŞIYIZ" tezahüratlarında, Tribün'de "Savaşa HAYIR", "Amerikan Şahinlerine karşı Karakartallar" pankartlarıyla tepkisini koyandır.

Bir F16 burnuna yapılmış Kartal’dır. çArşı’nın "A" sını Anarşinin "A"sıyla yazan, güce tapmayan isyankarlıktır.

"Siyah Beyaz Ölüm Yaşam" diyen felsefedir. Delikanlılığı da hayat felsefesi olarak benimseyenlerdir.

Sevinmek için sevmeyendir, inadına inançla bağlı olandır.

Nazım Hikmet'in "ASLOLAN HAYATTIR" ına tribünlerin Hacı Babasıyla "HAYATTA BEŞİKTAŞ" diye ölümsüzleştirenlerdir.

"çArşı, MUSTAFA KEMAL HARİÇ HERKESE, HATTA KENDİNEDE KARŞI" diyen aykırılıktır.

Tribüne boydan boya "Ölüm Ne Zaman ve Nereden Gelirse Gelsin; Mezarıma Siyah Beyaz Güller Atılacaksa, Mezar Taşıma BEŞİKTAŞ Yazılacaksa, Böyle Ölüm Hoş Gelsin Sefa Gelsin..." yazan ölümsüz sevgidir.

çArşı ruhu BEŞİKTAŞININ uslanmaz asi ruhudur, BEŞİKTAŞINI taparcasına seven çılgın aşığıdır.

Alp Batu Keçeci



Parantez isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-20-2008, 17:11   #4
Kullanıcı Adı
Parantez
Standart ve söz çArşı'da (1)
Ve söz ÇARŞI'da !..
12 Kasım Pazar akşamı saat 21.30..
Beşiktaş'ta bir çay bahçesi..
Buz gibi bir hava ve taburelerin üzerinde üç kişi..
Bir tarafta Çarşı'nın iki önemli ismi Alen Markaryan ve Cem Yakışkan..
Diğer yanda ise Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol..
Ana konu Beşiktaş..

Ve konuşulmadık hiç bir şey yok !..
Çarşı'nın yönetime bakışı nasıl?
"Yönetim istifa" sloganları için ne düşünüyorlar?
Muhalefeti niye eleştiriyorlar?
Numaralı tribünle yaşadıkları büyük gerginliğin sebebi ne?
Numaralı tribün hakkında hangi çalışmayı başlattılar?
Seçim öncesi Demirören'e mesajları var mı?
100. yıl şampiyonluğu hakkında şok sözleri ne?..

Hepsini çalkantılı günler geçiren Beşiktaş hakkında çok çarpıcı sözlerin yer aldığı bu röportajda okuyacaksınız..
VE
Başkan Demirören'in isteğiyle değişen, "Belalı" tezahüratın yeni hali !!!


Çarşı grubunun amigosu Alen Markaryan ile siyah beyazlı tribün liderlerinden Cem Yakışkan, Ligtv.com.tr Haber Müdürü Erdem Erol'un sorularına çarpıcı yanıtlar verdi:
-Alen kaç yıldır tribünlerdesin?
ALEN: “Ortalama 25 diyelim.”

"FENERLİLER MÖÖÖÖÖ DİYE AYAĞA KALKIYORDU"
-Unutamadığın sende çok fazla yer eden maç var mı?
ALEN: “Unutamadığım maç mesela. 1979-80 sezonu diye hatırlıyorum, Şaban’ın attığı gole 1-0 sonuçlanan Fenerbahçe maçıdır. Nedeni de, o dönemlerde Kemal Sunal (İnek Şabak) tiplemesiyle ön plana çıkmıştı. Fenerbahçeliler yeni açıkta toplanmışlardı. Top Şaban’ın her ayağına geldiğinde ‘Mööööö’ diye ayağa kalkıyorlardı. Tam o sırada Fenerbahçe taraftarları ‘Mööööö’ derken, Şaban 2-3 kişiyi geçti ve golü attı, bizim Ferdinand’ın kupa maçında Fenerbahçe’ye attığı golvari ve benim için unutulmazlar arasına girdi."

"15 SENE ŞAMPİYONLUK GÖREMEMİŞ BİR JENERASYONUZ"
-25 senedir tribinblerdesin. Unutamadığın futbolcular kimler?
ALEN: “Necdet’i unutamam, Ali Kemal, Bora. Özellikle sayıyorum bunlar bize 15 sene sonra şampiyonluğu getiren kadrodaydılar. Ziya Doğan’ı unutmak mümkün değil. Arnavutoviç’i, Şekerbegoviç’i unutamam. Bunlar bizim gençlik zamanımızın futbolcularıydı, 15 sene şampiyonluk görmemiş bir jenerasyonun çocuklarıydık. Fenerbahçe ve Gealatasaray maçlarında futbol olarak geri düşüyorduk ama tribün olarak ayakta kalıyorduk. Ondan sonraki dönemlerde Metin, Ali, Feyyaz. Bunların zaten unutulması mümkün değil. Tarihe bunlar altın harflerle geçti.”

-Son yılların kadrolarından unutulmazlar arasına girecek isimler kimler sence?
ALEN: “Pascal Nouma felsefesiyle, oyuna yüreğini koymasıyla ön plana çıkmış futbolcuların başında geliyor. Sonra Carew’i sayabiliriz, benim için futbolcu mantığında Ricardinho’nun, Delgado’nun gelişi, İlhan Mansız, Nihat Kahveci. İbrahim Üzülmez çok farklı bir kişilik, kapasitesini zorlayan ve devamlı birşeyler yapmaya başlayan, namuslu oyuncular arasına koyabileceğimiz bir futbolcu. Unutulmazlar arasında böyle nitelendirebiliriz ama gönüllere taht kuran bir Amokachi var.”

"YÜZMEYİ BİLMEZKEN HAVUZA İTTİLER"
-Tribün lideri misin? Amigo musun? Sen kendini nasıl adlandırıyorsun?
ALEN: “Basında kendine sivri açıklamalarla yer edinmeye çalışan insanların dönem dönem yaptıkları açıklamalar var, bunların amigoyu, tribün lideri konumuna sokması bundan. Tribün lideri, sanki amigoluğun kelime anlamı çok kötüymüş gibi, 'ben sana amigo demeyi yakıştıramıyorum. Sen tribün liderisin' mantığını ön plana çıkartıp, şöyle bir örnek verebilirim, dünya futboluna baktığınızda ön libero diye bir kavram yok, yalnızca Türkiye’de kendini futbol uleması olarak görenlerin çıkarttığı bir kelime. Bunun gibi birşey yani amigo değil de tribün lideri. Benim rahmetli babamın çok büyük bir lafıdır, ‘Bok değil, kaka’. Yani ikisi de aynı kapıya çıkıyor, o yüzden ikisi de aynı şey ama bizim aramızda 1987-91 yılları arasında tribünde 10-15 arkadaş hep beraber dururduk. Kimi davul çalardı, kimi zil çalardı, kimi taraftarla diyalog yapardı ama daha sonra valiliğin aldığı bir dizi önlemler sonucu, tek kişiye düşürüldü. Sen amigo ol kavramı da olmadı. Bir an yani ben yüzmeyi bilmem beni havuza ittiler biz de yüzüyoruz mantığı oldu. Böyle bir süreçten geldik. Ben vitrine çıkmış şekildeyim bu işte, yoksa özünde çok arkadaşımla beraber yapıyoruz bu işi. Ben kavramı yok yani. Biz varız. Bu da bize kısmetmiş, nasipmiş. İlkelerimiz çok farklı, amigoluğun bayrak yarışı olduğu şeklinde bir sistemimiz var. Hemen hemen hiçbir tribüne nasip olmayacak bir şey bu.”

-Beşiktaş’ta son yıllarda birşeyler olmaya başladı. 100. yılda gelen şampiyonluğun ardından yaşanan sezon. Camia 100. yıldan sonraki sezona mı takıldı kaldı, yoksa başka şeyler mi var?
"SEBA, ÜSTÜNKAYA'NIN MİRASINI YEDİ"
ALEN: “Olayı aslında 3 bölümde incelemek lazım. Birincisi, 2000 yılına kadar olan Sebalı 16 seneyle olan süreç, ikincisi 2000-2003 arasında Sedar Bilgili dönemindeki süreç, ondan sonra da Yıldırım Demirören ile başlayan süreç. Süleyman Seba başkanlığı bıraktıktan sonra bir kabuk değişimi yapıldı. Bunun evrelerini Beşiktaş camiası kolay kolay kabullenemedi, kanıksıyamadı. Bunun yarattığı belli başlı izler yaşandı. Türkiye’nin içine düştüğü ekonnomik boyutun çok büyük katkısı var. Neticede materyalist bir toplumun parçaları olmaya başladık. Bunlarla beraber başarı isteyen bir kitlenin, neden bunu böyle söylüyorum; bir jenerasyon olarak adlandırdık kendimizi ki o dönemlerde böyle yönetimi istifaya davet etmeler hiç olmamıştı, Mehmet Üstünkaya gibi alt yapıya önem verip, Dorde Miliç’le, Serpil Hamdi Tüzün’le beraber çıkışa geçen büyük bir bütçenin mirasını yedi aslında Süleyman Seba. Tabi insanlar gerçeklerle karşılaşmak istemediklerinden bazı şeyleri konuşamıyorlar."

"100. YILDA BAŞARI HERYERDE MÜBAHTIR MANTIĞI VARDI"
ALEN: "Serdar Bilgili’de 100. yılda şampiyon olunması için inanılmaz bir baskıyla karşılandı. Başarı heryerde mübahtır mantığıyla 100. yılımızı geçtik. Sonra ne olduysa zaten 100. yıldan sonra oldu. Cem Papila'yla başlayan bizim popülizm sendromu dediğimiz Beşiktaş’ı yok etme senaryoları ayyuka çıktı. Bunun ceremelerini hala çekiyoruz."


"SON 3 SENENİN BAŞARISIZLIĞI BU TAKIMA FATURA EDİLİYOR"
ALEN: "Hiç alakası olmadığı halde geçmiş olduğumuz son 3 senenin başarısızlığını şu andaki 12 haftalık takıma fatura etmek bence medyanın yaptığı en büyük ayıplardan bir tanesi. Bunu böyle algılayıp, böyle sorgulayıp, böyle yargılarsak sonuçlara varabiliriz. Yıldırırm Demirören’in başkanlığa seçildiğinin 4 hafta sonrası lig başladı. Gaziantepspor maçını cezamız nedeniyle Kocaeli'de oynadık. 4-3 lük bir mağlubiyetle sonuçlandı o maç. O maçtan sonra muhalefet dahil bütün basın Yıldırım Demirören’i istifaya çağırdı. Del Bosque istifaya çağrıldı, Mattheus göreve gelmeden istifa ettrildi. Yani burada insanların nabızlarına göre şerbet verme moda oldu. Bununda biz faturasını tribünlerdeki anarşiye varan durumlarla ödüyoruz. İnsanları birbirine kırdırdılar. Demirören dönemi bence bir çok yanlışın, bir çok hatanın, yalnışı yalnışla kapamanın yolları yapıldı. Bence hata da buradan başladı. İnşallah insanlar en kısa zamanda aklıselim davranışlarda bulunurlar.”

-Birden derinlere daldık onlarıda derinlemesine konuşacağız ama...
ALEN: “Pınar Altuğ’la çıkmadım.Bir ben kaldım. Arkadaşız. (Gülüyor)
-Ciddi ciddi arkadaşmısınız?
ALEN: “Platonik yaşıyoruz canım.” (Gülüyoruz)



Röportajın ilerleyen dakikalarından itibaren Beşiktaş Tribün Liderlerinden Cem Yakışkan da söz aldı..


"HERKES İŞİNİ YAPSIN"
-Beşiktaş’ın son yıllarında futbolcu yapısında eksiklik görüyor musun?
ALEN: “Biz tribün adamıyız. Biz gönül adamıyız. İşin tekniğine taktiğine fazla girmek istemeyenleriz.”
CEM: "Yönetici yöneticiliğini yapsın, başkan başkanlığını yapsın istiyoruz biz. Yani biz hoca tayin etmeyelim. Basın da haber versin. Hoca değiştirmesin, başkan değiştirmesin onu istiyoruz.”
ALEN: “Süleyman Seba’nın döneminden örnek verecek olursak, Süleyman Seba’nın kişiliğinden kaynaklanan medyanın fazla üstümüze gelememesi; tabii ki buna biz de insanların önüne ekmeği yavan verdik, yani şimdiki gibi tereyağ bal sürüp vermedik insanların önüne, o dönemki futbol takımından bahsediyorum. Ama şimdi alınan futbolcular, hiç kimse Delgado’nun futbol yapısına, Ricardinho’nun futbolculuğuna, Runje’nin alınış tarzında 2 sene 3 sene Fransa’da yılın futbolcu seçilmesine kimse birşey diyemez. Şimdi futbolcu kötü oynuyorsa bu yönetimin suçu değil. Zaten insanlara anlatmak istediğimiz bu. Yönetim yapacağını yapıyor yani.”
CEM: "Biz hiçbir yönetime istifa diye bağırmadık. Bir tek Süleyman Seba haricinde. Biz Mehmet Üstünkaya döneminide yaşadık. Ondan önceki dönemi de yaşadık. 1978’den beri trübündeyiz.”
-Süleyman Seba’ya niye istifa diye bağırdınız?
CEM: ”İstifa da demedik. Artık yeter dedik. Çünkü çağın gerisinde kaldı Beşiktaş.”

"FENERBAHÇELİ VE GALATASARAYLILARLA YANYANA GELDİK MEDYA YAZMADI"

-"Ahmet Dursun Seba gitsin" diye bağırıldı...

ALEN: “Hiç birşey önceden planlanıp programlanıp gelmez. O maçın içerisinde, Ahmet Dursun’un soyadı dursun olmasaydı, böyle bir tezahürat yapılmayacaktı. Bunlar spontone gelişen, kızgınlıktan ortaya çıkmış sloganlar. Asıl konu medyanın çok güzel hamura şekil vermesi. Örnek vereyim, Beşiktaş İngiltere’de Chelsea’yla oynuyordu ve biz dükkanda seyrediyorduk maçı, BBC televizyonundan röportaj yapmaya geldiler. 10-15 gün sonra Türkiye-İngiltere Kadiköy'de maç yapacak. O maçın hakkında da The Independent gazetesi muhabiri de gelmiş benden yorum istiyorlar. İşte, ‘İngilizleri karşılayacak mısınız, İngilizlerle kavga edecek misiniz, Barbar Türkler mantığı o maçta yaşanacak mı?’ diye sorular soruyorlar. 'Kardeşim' dedim, 'barbar Türkler zihniyetini yerleştiren mantık Avrupa'nın bakış açısından kaynaklanıyor' dedim. 'Türkiye'nin anane ve geleneklerinde tamamen misapirver bir yapı var, böyle bir şey asla mümkün değil, zaten kulüp taraftarları milli maçlara fazla rağbet etmiyor’ dedim. Adam bana kalktı, ‘Saldıracaksanız bıçaklarla yazacağım, yoksa bu haberi hiç kimse okumaz’ dedi. Şimdi medyanın İngiltere’deki yüzü bu. Türkiye’de de bundan farklı bir şey yok. Hep kötü manşet oluyor. Biz senelerce Galatasaray ve Fenerbahçe ile o kavga dönemlerinden arınıp arkadaşlarla yanyana geldiğimiz dönemlerde bu haberler hiç verilmedi. İyiydi çünkü. Tokalaştık, öpüştük, çay, çorba içtik.”

"HERKESİN ANLAYACAĞI DİLDEN..."

-Sivas maçına gelelim şimdi. Tribünlerde yaşananları nasıl değerlendiriyorsun?

ALEN: “Bugüne kadar hiç böyle bir şey görülmedi, hiç, hiç, hiç... Bunun ateşi önceden yakılmıştı zaten. Bizim mantığımız, kimseye de mazlumları oynamanın mantığı yok. Herkesin anlayacağı dilden konuşalım bundan sonra. Şimdi 3 senedir başarısız olan bir Beşiktaş var. O başarısızlıkları bu takıma kesmek istemeyen mantıkta ve zihniyette olan kesimdeniz biz. Neden? Gencecik bir takım.”

"EN AZINDAN 11 PUANDAN ŞAMPİYONLUK VERMEDİLER"

CEM: “11 puandan şampiyonluk vermeyen bir takım en azından bu takım.”

"YÖNETİMİ İSTİFAYA ÇAĞIRMADIK DİYE BİZİ SUÇLAYAMAZLAR"

ALEN: Bunlar çok önemli parantezler. Sen bunları derleyip toparlarsın. Bazı gerçekleri bilerekten ve onların gün yüzüne çıkmamasına gülerekten, biz kendi içimizde bir takım önlemler aldık. Bunun da neticesinde tribünlerde daha çok vahim bir durum yok çünkü, Beşiktaş Sivasspor’u yenseydi liderle arasında 3 puan kalacak ve o liderle biz haftaya Kadıköy’de top oynayacağız. Yani liderlik maçına çıkacaktık. Şimdi alınan futbolcuların kaliteleri ortada, en az 6 tanesinin kalitesine herkes imza atacak cinsten. Futbolcu oynamıyor ise Tigana’yı şuraya kadar suçlayabiliriz, iyi antrenman yaptıramıyordur, konsantrasyonunu iyi veremiyordur, ekipmanı iyi değildir. Ama 'Yönetim istifa' diye bağırmıyoruz diye çarşı suçlanamaz. Böyle bir mantık dünyanın hiçbir yerinde yok. 'Yönetim istifa' diye bağırmalarına da saygı duyduk ve onlara hiçkimse müdahale etmedi ama benim bağırmamama onlar da saygı duyacak. Kalkıp da bana hakaret edecek boyutlara varacak olursa işte dün akşamki yaşananlar olur."

"ÇARŞI BÜTÜN TRİBÜNLERE ÖNCÜLÜK YAPTI"

ALEN: "Bugün çarşı olmasaydı belki tribün mantığında hiçbir şey kalmayacaktı. Bakın bu kelimenin altını kırmızı kalemle çiziyorum, Çarşı Türkiye'deki bütün tribünlere örnek olmuş, öncülük yapmış, flamasını taşımış bir tribün zihniyetine sahip. Yalnızca takıma destek için gelip, yalnızca tribün şovlarına dayalı bir kompozisyonun içinde çarşı. Bu ayrıştırılmak isteniyor, Medya tarafından mı, gizli güçler tarafından mı, çarşının önlenemez yükselişinden rahatsız olanlardan mı? Bunların hepsi bir torbanın içinde. Bunların içinde herşeyi arayabilirirz. Artık komplo teorisi üretmek zorundayız. Neden? Çünkü komplo teorisini akıllı insanlar yapar. Ve ben bunu üretmek zorundayım artık.”
Parantez isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-20-2008, 17:31   #5
Kullanıcı Adı
Parantez
Standart Söz çArşı'da (2)
[center][i] "KONGRENİN GAZI OLABİLİR"

-Nasıl komplo teorisi üreteceksin peki?
ALEN: “2 ay sonra kongre var mı? Var. Bu dün akşamki çıkan gaz, kongrenin gazı olabilir mi? Pekala olabilir.”
-Muhalefet bile yok diyorsun ama?
ALEN: "12 hafta evvel 20 bin tane kombine alan bir taraftar grubu, 12 haftada ne olur da takımını sabote etmeye kalkabilir? Böyle bir mantık olabilir mi? İnsanlar bu parayı cebinden veriyor. Beşiktaş tribünlerinde başka bir özel konu daha var, kombine herkesin fert fert aldığı bir yer. 19.500 tane adam, para verip de, yepyeni bir Beşiktaş seyretmeye geliyor. Neden 13. haftada liderin 3 puan gerisindeki bir takıma istifa çığlıkları atsın, yuhalasın, neden 15. dakikada yenilen bir golden sonra Runje’ye devamlı ıslık çalınsın. Bunun mantık neresinde.”

"HAFİYE GİBİ İZ ÜZERİNDEYİZ"

- Numaralı tribün kimlerden oluşuyor? Gruplar mı var yoksa bireysel olarak maça gelen normal taraftarlar mı?

ALEN: “Bakın, bunların üzerindeyiz, insanları belirleyeceğiz, bir hafiye gibi şu anda iz üzerindeyiz, kimin ne olduğu yakında belli olacak.”

"NUMARALI TRİBÜNDE İŞ ADAMLARI İŞ BİTİRİR"

CEM: "Zengin bedavacılar bunlar. Beleşçi bunlar. Alen konuşamıyor. Ben söyleyeyim yani, en büyük satılmış o numaralıda oturanlar aslında. Benim gözümde, benim babam olsa öyle. İş bitiriyorlar, bakın bir laf var bir abimiz, ‘O tribünde maç seyredilmez’ derdi. Orada iş bitirilir. Orada büyük iş adamları var.”

"NUMARALIDAKİLER BEŞİKTAŞ ÜZERİNDEN RANT ELDE EDİYOR"

-Nasıl iş bitiriliyor?
ALEN: “Aklına ne geliyorsa. Şimdi deplasman uçaklarına biniyorlar. Bu insanlar maça mı gidiyor? Biz Beşiktaş maçlarını kovalamaktan, maçların dışında neler oluyor, bunları bir türlü öğrenemiyorduk. Ne zamanki 2 tane 3 tane yurt dışına deplasmana gittik insanların neler yaptığını çok iyi görmeye başladık. Bugün deplasmana giden 1 tane taraftar maçta Beşiktaş diye bağırmaz. Enteresan olan bu. İnsanlar deplasmana uçakta yöneticilerle iş bitirmek için gidiyor. Velhasıl kelam numaralıda localara, sen gazetecisin, git bak 8 koltuklu localarda kaç kişi maç seyrediyor, o localarda viski şişeleri, boş boş duruyor mu, çikolatalar, viskiler, kanyaklar. Bir de hu insanların karşıdaki kapalı tribüne, yeni açık tribüne bağırmak için bir ton işkenceye maruz kalıp, tribüne yalnızca bağırmak için herhangi yolu seçebildiği durumlara bakın. O çocuk yalnızca Beşiktaş’a bağırmak için bir takım yollar deniyor, maça girebilmek için, bedava girebilmek için. Oradaki insanlar da kravatını takıp, Beşiktaş üzerinden rant elde etmek için geliyor. Ha numaralıdaki bütün insanları kapsamıyor bu sözümüz. Ama bu mantıkta olan insanlar çoğunlukta. Yoksa dün akşamın açıklaması bence, dün o bize bağıranların içerisinden aşağı yukarı bana 23-24 tane mesaj geldi. Bir çok insan bulunduğu yerde bu tezahüratın yükseldiğini ama pişman olduğunu, bir anlık gafletten, ‘Çarşı uyuma yönetime sahip çık’ tezahuratına inanılmaz derecede pişmanlar.”


"KİMDEN PARA ALMIŞIZ SÖYLESİNLER"

-"Satılmış çarşı" diye bir tezahurat söz konusu.

ALEN: “Onu biz duymadık ama insanlar 10-15 kişi bağırmış diyor. Eğer öyle bağırılmışsa...”


CEM: “Satılmış nedir, para almış demektir. Eğer para almışsak ve bunu da ispatlamayan, bilip de söylemeyen insan varsa o da namerttir. Alan varsa veren de var. Bize kim vermiş para. Çıksın söylesin. Bizde öyle bir şey olmaz. Üyelik aidatlarını kimlerin yatırdığını, kongrelerde neler döndüğünü, otellerde kimlerin bedava kaldığını, otobüslerde kimlerin bedava gittiğini hepsini biliyoruz. Deplasmanlarda otel paralarını kimlerin ödediğini, kongre fareleri... Keşke Beşiktaş’ta 6 ayda bir seçim olsa da bunlar bedava yaşasalar. İş güç de yapmayacaklar o zaman.”

"SUÇUN %70'İ FUTBOLCULARIN"

-"Bu seneki kadronun suçu değil bu" dedin. Futbolcuya bağrılıyor, Tigana'ya bağrılıyor. Buradan yola çıkarsak, sadece suçlu Tigana ve futbolcular mı oluyor?

ALEN: ”Yüzde 30 Tigana yüzde 70 futbolcuların. Neden İbrahim Üzülmez sakatlanmıyor. Kendine bakıyor. Delgado en önemli 7 tane maçta oynamadı. Keza Koray öyle, Kleberson öyle. Bunlar ilk 11’in en iyi top yapan adamları. Ricardinho bir türlü istenilen performansa ulaşamadı. Burada suç bence Tigana’da değil. Delgado’nun zehirlenmesinden dolayı 2 maç oynayayamaması Tigana'nın suçu mu? İnsanlar kendine biraz dikkat edecek di mi?”

"SONSUZA KADAR YÖNETİMİN ARKASINDA DEĞİLİZ"

CEM: ”Bakın biz yönetime istifa diye bağırmıyoruz ama yönetimin de sonsuza kadar arkasında değiliz. Bunu da herkes bilsin.”

"2-3 AYDIR BAŞKANDAN RANDEVU ALAMADIK"

-Çarşının yönetime bakışı ne? Yönetimle ilişkiler ne düzeyde? Başkanla görüşüyor musunuz?

CEM: “2-3 aydır randevu almak istiyoruz başkandan. Görüşemiyoruz, Amerika'dayım diyor, işim var diyor, hala görüşemiyoruz başkanla."

"DEMİRÖREN SÜRE İSTEMELİYDİ"

-Ama başkan size hep yakındır diye bilinir. Çünkü kendisini Çarşı’dan gelen biri olarak tanıtır.

CEM: “Yönetimin en başta hatası tamam ilk 2 sene geldi alelacele Serdar Bilgili 15 günde bir seçim yaptırdı, oradan dolayı dedik Okan Buruk'tur piyasada kim varsa onu aldı. 2. sene bizi 4-3 lük maç yaktı. Ama bu sene yönetimin tek hatası ligin başında demesi lazımdı, 'arkadaşlar biz genç bir takımla lige başlıyoruz. 2 sene en azından bize fırsat verin' demeliydi. Taraftara bu denmeliydi.”

ALEN: ”Diyememesinin nedenleri var ama. Medyanın ağır baskısı, muhalefetin aşırı baskısı."

"DEL BOSQUE'Yİ, NOUMA'YI, RIZA'YI MEDYA YOLLADI"

CEM: “Muhalefetin aşırı baskısını kaldıramayan insan yöneticilik yapmayacak. Del Bosque’yi kim gönderdi? Medya mı Yıldırım Demirören mi yolladı?
ALEN: “Medya yolladı.
CEM: "Baskıdır bu. Rıza niye geldi, niye gitti."
ALEN: “Pascal Nouma da medyanın yüzünden gitti. Serdar Bilgili gönderdi gözüktü.”
CEM: ”Şimdiye kadar hiçbir Beşiktaş taraftarı hocası için istifa dedi mi? Demedi. Tigana için başladı."
ALEN: “Tribüne hakim grup tarafından bağrılmadı daha."

"DEMİRÖREN'İN ELLE TUTULUR 2 YÖNETİCİSİ VAR"

CEM: “Bizde komplo teorisi çok. 20 milyon dolar adamın cebinden para çıkmış, bunu hibe etsin bir anlık sinirle lanet olsun alın Beşiktaş'ı başınıza çalın demesi için belki de tahrik ediyorlar adamı. Bu adam duygusal bir adam. Benim Beşiktaşlılığına hiçbir lafım yok. Duygusal ama etrafında elle tutulur bir Murat Aksu var, bir de Kenan Öner var.”

ALEN: “17 kişilik yönetim kadrosunda 3 kişi kalmış. Yıldırım Demirören, Murat Aksu, Kenan Öner.”

"TAKIM ÇOK KÖTÜ"

-Ön plana çıkmamış olmaları itibariyle mi bunları söylüyorsunuz?

CEM: “Hayır icraat yok.”
ALEN: ”Şimdi icraatı ne anlamda sorduğuna bağlı. Bir yönetimin icraatı hangi paraleller içerisinde olması lazım. Kulüp işleyişi, ticari; çünkü artık SPK’ya bağlı oldu. İki, futbolcu alımlarındaki başarısı. Mattheaus'u alıp da, 2-3 tane muhalefet grubunun Mattheaus Beşiktaş’ı kaldıramaz mantığından baskı yapıp da, ‘Haaa öyle mi? Alın o zaman Del Bosque deyip getirmesi bir icraattır. Bence Nobre’nin, Fenerbahçe’nin en önemli futbolcusunu alıp da Beşiktaş’a 3 ay evvelden kazandırması icraattır. Brezilya milli takımının Ricardinho’sunu getirmek icraattır. Ama gelişen olaylar şu andaki yönetimi vasıfsız kıldı. Strateji belirleyemiyor çünkü futbol takımı çok kötü. Futbol takımının kötü olmasından kaynaklanan başarısızlık haklı olarak yönetime fatura ediliyor.”
"ÇÖZÜM 100.000 ÜYE"
-"Sadece futbol takımının başarısızlığıyla kimse benim karşıma çıkmasın aday olmasın. Projeyle icraatla çıksın" diyor başkan.
ALEN: "Evet, evet."
CEM: "Ben özellikle diyorum aday olacak adam olsun ya. Beşiktaş’a başkan olmak istiyorsa aday olsun. Ama adam erkek gibi çıksın. Şu anda muhalefet yok ama bin tane muhalefet varmış gibi konuşuyoruz. Başkan bu 2 milyarlık kongre üyeliği parasını 500 milyona düşürsün. 100 bin tane üyesi olsunki bu işler kalksın artık. Bunun tek çaresi yoktur.”
ALEN: ”Net bir şekilde ortada olan birşey var. Benim kabul edemediğim bir şey bu. 3 senede bir kongre yapılıyor. 3 senede bir İstanbul'a yalnızca kongrede oy atmak için gelen insanlar var. Yani açıyorrum, ne basketbol maçı, ne futbol maçı ne o ne bu... Beşiktaş’ın hiçbir etkinliğinde olmayan insanlar, Beşiktaş'ın geleceğini belirleyemez. Böyle bir mantığı hiçbir şekilde hiçbir zihin de kabul edemez. Yani Ankara’dan, İzmir’den, Adana’dan insanlar kalkacak yalnızca Beşiktaş kongresinde oy atmak içingelecek. Bu insanlar hayatlarında maça gelmemiş insanlar. Bunun bir şekilde yolunun bulunması, tüzükte yeni bir statüye gidilmesinden yanaydık ama bu oylar o kadar tatlı ki herhalde, hiçbir yönetim bunun önüne geçemiyor. Kongrelerde bir takım şeyler yanlış yapılmakta. Bunun önüne nasıl geçilir? Postmodern darbe mi yapılır, hafif bir darbe mi yapılır, ne olur bilmiyorum ama düze çıkılacaksa 100 bine yaklaşan bir üye sayısı ki bu gündemdeydi bir ara ama bunlar hep kongreye yenik düşen düşünceler. 200-250 tane oyu olan bir grubun 'ya bunu böyle yapmayalım, sonra kongrede ters düşmeyelim' mantığından çıkan, şöyle bir örnek vereyim; eğer oturduğun sandalyenin bir bacağı kırıksa sen bu sandalyeye güvenle oturamazsın, hep bir ayağını destekte tutarsın. Şu anda Beşiktaş yönetimi de öyle. Hiç kimseye güvenemediğinden herkese mesafeli, herkese mavi boncuk dağıtarak birşeyler yapmaya çalışıyor.”

"MAÇLARA BİLGİLİ GELMİYOR, SEBA GELMİYOR.. BİZ GELİYORUZ"

CEM: ”Biz hiçbir zaman başkanımıza karşı, hocamıza karşı bir saygısızlık yapmadık bugüne kadar. Topçumuza bile bazı şeyler tahrikler sonucu oldu. Biz gerçekten Beşiktaş’ı seven insanlarız. Yıldırırm Demirören belki 3 ay belki 3 yıl daha başkanlık yapacak. Ama biz ömrümüz varoldukça tribündeyiz. Bizi kimse böyle yargılayamaz. Serdar Bilgili başkanlığı bıraktı Beşiktaş’ın maçına gelmiyor. Süleyman Seba kalbim diyordu. Mesela Şevket amca vardı rahmetli 'onun kalbi varsa benim de var ben geliyorum' diyordu. Şevket Belgin geliyordu, ondan daha yaşlıydı. Biz Beşiktaşlıyız, kaç kişi kalp krizi geçirdi öldü bu statta.”

"DİĞER BÜYÜKLER BİZDEN KORKUYOR"

-Beşiktaş aşılmayacak sorunlar mı yaşıyor. Birileri çomak mı sokuyor? Taraftar olarak siz sadece futbol takımının taraftarı değilsiniz.

ALEN: ”Armanın olduğu, renklerin olduğu her yerde biz varız elimizden geldiğince.”
CEM: ”Beşiktaş'ın seyircisi yoktur, taraftarı vardır. Önemli olan bu. Biz taraftarız. Hepimiz taraftarız yalnış anlama o bize bağıranlar da taraftar, seyirci değil. Onlar da o fikirdedir ama yanlış şeydir önemli değil, halledilir onlar. Diğer büyük camialar korkuyorlar. Neden korkuyorlar? İşte bir Fulya Projesi, Beşiktaş’ın stadı çok güzel, hepsinden güzel, yani önümüz açık bizim. Rahatız biz. Beşiktaş’tan korkuyorlar, Beşiktaş’ın ayak seslerini duyuyorlar.”

"BİZ KULLANILMIŞLARI DEĞİL KULLANANLARI ARIYORUZ"
-Sivas maçı sonrası Çarşı grubundan Numaralı trübünlerin çıkış kapılarına gidenler oldu?
ALEN: “Tabi canım yani insanlara şimdi bir takım hakaretlerde bulunuldu karşı tribünden ve bunlar hakedilmeyecek hakaretlerdi. Hiç kimsenin metabolizmasını bozmaya kimsenin hakkı yok. Ben hiç bir tahrike kapılmam kolay kolay ben bile tahrike kapıldım. Ben bile karnıma ağrılar girdiğini hissettim. Çünkü hiç haketmediğimiz bir slogan ve hakaretti. İnsanlar bundan mütevellit numaralı tribünün önüne gidip 'evet biz geldik hadi bakalım' mantığındaydı. Biz şunu da yapabiliriz aslında, biz de çıkıp insanlara şunu diyebiliriz. Numaralıdan çarşıya satılmış diye bağıranlar, esas satılmışlardır. Bunlar da belirli gizli güçlerin yönlendirdiği insanlar diye nitelendirebiliriz. Ama biz işin kolayına kaçmıyoruz. Ben yönetimden para alıp yönetimi koruyorsam, yönetim istifa diye bağırmıyorsam, o da muhalefetten para alıp istifa diye bağırıyor mantığını savunabiliriz. Ama biz bunu yapmıyoruz. Neden? İnsanları, kullanılmışları değil de kullanan insanları arıyoruz. Bu emirler nereden geliyor?”

"İSPAT EDEMİYORSAN SUSACAKSIN"
-"Bunları araştırıyoruz ve tespit edeceğiz" dedin Alen. Ne yapacaksınız bulunca?
CEM: ”Konuşacağız, ya niye diyeceğiz, ispatla diyeceğiz. İspatlamayan da namerttir.”
ALEN: ”Eğer sen bana satılmış diyorsan alan varsa veren de vardır. Eğer bunun ispatı yoksa susmak düşer insanlara. O yönetim istifa diye bağırma özgürlüğüne sahipse ben de bağırmama özgürlüğüne sahibim. Bakın böyle giderse hiçbir kulübün başına adam geçmez. Mesela bizim camiamızda sevilen insanlar var, onlara başkanlık teklif ediliyor."
"MUHALEFETİN ÇIKMASINI İSTİYORUZ"
CEM: ”Nevzat Demir’e başkanlık teklif ediliyor. Nevzat Demir’in adı tesislere konmuş diye rahatsız oluyorlar. Adam da sonunda benim ismimi kaldırın oradan dedi."
ALEN: "Başkan olayım da küfür mü yiyeyim diyor adam. Artık bazı şeyleri şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz lazım. Zaten Türkiye’de ekonomi bitmiş durumda, insanlar çöplükten yemek yiyecek hale geldiler. Böyle bir ortamda elimizdeki değerleri bilemiyorsak ve bundan yararlanamıyorsak bunlar bizim ayıbımızdır. Bu taraftar 3 hafta evvel İngiltere’de günün konusuydu. YouTube adlı internet sitesi tarafından taktire şayan seçildi. Youtube yöneticileri buraya geliyorar şimdi bizimle röportaj yapmaya. Ne oldu da bir anda insanlar böyle bir kıvılcıma girdi? Her kongre öncesinde böyle şeyler yaşanır. Benim tek duam ve temennim muhalefet çıkmadığı taktirde yönetimin 'Aa nasılsa muhalefet yok, ben de işte istediğim adamları yönetime alayım' mantığında bulunulmamasıdır.”
CEM: “Muhalefetin çıkmasını istiyoruz biz.”

"HASAN ARAT'TAN MUHALEFET BEKLİYORUZ"

-Muhalefetin sessiz kalmasından rahatsız mısınız?

ALEN: ”Çok rahatsısız.”
CEM: “Adam gibi bir muhalefet çıksın. Denetlesin yapılanları. Biz giremiyoruz kulübün içine. Girip ben niye Tigana'yla 5 milyon Euroluk böyle saçma sapan bir anlaşmanın yapıldığını veya Burak Yılmaz’a ne verildiğini, niye böyle 100 milyon dolar Beşiktaş’ın borcu olduğunu denetleyemiyorum. Ama muhalefet denetlesin bunu. Ben taraftarım, taraftarlığımı yaparım. Erkek gibi, adam gibi bir muhalefet yok. Şu anda görünen bir Hasan Arat’tan bekliyoruz bunu. Adam gibi adam o benim gözümde. Bir Beşiktaşlı duruşu vardır, ayıptır"

"BAŞKAN İYİ YÖNETİM KURSUN"

-Başkanla randevu aldığınmız zaman ne konuşacaksınız?
ALEN: ”Onları şimdi aile içerisinde bazı odalar vardır oraya yatak odası diyoruz. Yatak odasında olan bazı şeyler ailenin içinde kalır. Tabi bizim de özelimiz var.”
CEM: “Hayır canım bizim en çok istediğimiz başkandan iyi bir yönetim, güçlü bir yönetim. Gruplardan adam almasın, gruplarla pazarlığa girmesin. Hani 500 oyum var diye çıkanlardan adam almasın. Beşiktaş’a 2 milyon, 5 milyon dolar hibe edebilecek adamları alsın. Beşiktaşlı gelsin yönetime. Futboldan anlayan gelsin. Yılmaz Ekergil’e elektrikçi Yılmaz diyorlardı ama futbolu biliyordu. Yemen Ekşioğlu mesela futbolu biliyor. Bülent Deriş mesela altyapıda kupalar aldı, başarılar kazandı ama sonuçta bizim istediğimiz ses getirecek, bir İhsan Kalkavan’ın 98 senesinde bir listesi vardı, Süleyman Seba’ya ondan çok kızdık. O liste değil Beşiktaş’ı, Türkiye’yi yönetecek bir listeydi. Turgay Cineri, Ahmet Hamoğlusu, Cengiz Kaptanoğlusu, Zafer Yıldırımı...”

-Bu isimler çok önemli isimler. Bu isimler neden gelmiyorlar göreve?

CEM: “Bundan işte, adama küfür edersen gelir mi? Bu çamurun içine girer mi? Kongrelerden bahsediyorum.”

"HASAN ARAT YANINDAKİLER YÜZÜNDEN SEÇİLEMEDİ"

-O zaman Yıldırım Demirören cesaret örneği sergiliyor..

CEM: ”Çok büyük bir cesaret örneği sergiliyor. Zavallı adam tek başına bir sürü insanla uğraşıyor. İyi niyetinden, Beşiktaşlılığından hiçbir zaman şüphe etmedik.”
ALEN: “Cem'in saydığı isimler çok önemli isimler. Bu kadar çok generalin olduğu yerde fikir ayrılıklarıyla beraber karakter ayrılıkları da olur. Eğer bir yönetimin içinde 2’den fazla general olursa o yönetimden doğru düzgün karar çıkmaz. Herkes kompleks yapar, kapris yapar, benim dediğim olması lazım der. Eğer bugün insanlar Beşiktaş’ı seviyorsa, Beşiktaş’a başkan olmak istiyorsa bu işler basamak basamak. Alsın basketbol şubesini bir tanesi orayı marka yapsın, Avrupa'ya götürsün, oraya para harcasın. Oradaki yönetme tarzından insanlar desin ki bu adam burayı adam yaptı.”
CEM: ”Beşiktaş’ı yönetecek olan kişi kendine güvenmek zorunda. Hiçbir beklentisi olmayacak, hizmet için gelecek. Herkes şu kadar pazarlık ederken şu kadar oyum var diye bir gerçek var, çarşı var yani. Alen gidip de kongrelerde amigoluk yapmadı. Koskoca abilerimiz var ama salonun ortasında amigoluk yapıyorlar. Hasan Arat için de yapıldı. Hasan Arat çok kaliteli insan ama yanındakiler yüzünden seçilemedi. Veya Fikret Orman. Beşiktaş’a başkan olmak kolay değil.”

"TIGANA'NIN GİTMESİNDEN KİM KAZANÇLI ÇIKAR?"

ALEN: “Sağduyulu insanlarla hareket etmemiz lazım. Beşiktaş Sivasspor maçından önce Tigana’yı, Ali’yi tribüne çağırıp verdiğimiz mesaj sağduyudur. Biz de 'Tigana istifa' diye bağırabilirdik mesela. Al sana bir komplo teorisi daha vereyim. Bugün Büyük Ali’nin üzerine oyun oynanmıyor mu? Oynanıyor. Bunun altından kimler çıkabilir. Ali’nin orada istenmemesinin nedenleri nedir? Kim gelmek ister oraya. Tigana’nın gitmesinden kim kazançlı çıkar, kim demlenir bulutun rahmetinden? Şimdi bunların hepsi birer soru. Ben tribünde misyon ve vizyon olarak çok önemli kriterde olduğum için herşeyi ayan beyan konuşamıyorum. Şu anda Beşiktaş camiasında ne oluyorsa biliyorum ama şu anda daha sakalımız uzamadı. Bizim sakalımızı da uzadı kabul etmediklerinden insanlar bizim sözlerimize fazla rağbet etmiyorlar. Ama kesin çözümler, radikal çözümler bizde. Biz bunu zaman zaman insanlara deklare ediyoruz, alan alıyor almayan almıyor. Şu bir gerçek ki Beşiktaş yönetimine girmek isteyen herkes girebilir ama parası varsa cimri olmayacak, parası yoksa da yönetici olmayacak. Ya da futbolu çok iyi bilecek.”

BAŞKAN İSTEDİ TEZAHURAT DEĞİŞTİ


-Başkan Yıldırım Demirören "belalı" tezahuratın değişmesini istiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ALEN: "Sözlerini değiştirdik."


-Ne yaptınız?


[b][color=red]" Beşiktaş'ım hayat sensin, dünyam sensin, herşey sensin.
Gelecekse tüm acılar biz hazırız senden gelsin.
Bu sevdadan vazgeçmeyiz, vazgeçeni affetmeyiz."

Parantez isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-02-2008, 00:07   #6
Kullanıcı Adı
Parantez
Standart Bir Efsane... çArşı!

Parantez isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-27-2009, 04:29   #7
Kullanıcı Adı
Necip Fazıl
Cool Kartal Yuvası


Konu Necip Fazıl tarafından (10-13-2012 Saat 06:05 ) değiştirilmiştir..
Necip Fazıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-27-2009, 05:12   #8
Kullanıcı Adı
Necip Fazıl
Cool
Tarihçe


Beşiktaş Çarşı Grubu, Beşiktaş Kulübünün taraftarlarından oluşan belli bir grubun ismidir. 1982 yılında kurulan Çarşı grubu, futbol maçlarını ağırlıklı olarak Kapalı tribünde izler. En bilinen sloganları "Çarşı Atatürk harici her şeye karşı"dır.

Bu grup diğer taraftarlardan ya da taraftar gruplarından ilginç bir bileşen olmasıyla ayrılmakta, maçlarda takındığı tavırlar, açtığı pankartlar, dile getirdiği tezahüratlarla farklı bir taraftar profili çizmektedir. 1980'lerin ortalarından itibaren belirginlik kazanan, 1990'lardan sonra iyice bilinir hale gelen grup, aslında homojen bir yapıdan oluşmamakta ya da belli başlı üyelerden ibaret sayılmamaktadır. Farklı sosyal tabakalardan, kültürel çevrelerden ve etnik kimliklerden, farklı ve hatta çatışan politik ve ideolojik alanlardan insanlar Çarşı Grubu adı altında toplanmaktadır. Bununla birlikte genel olarak muhalif bir görünüm ve söylem Çarşı Grubunun özelliği olarak işaret edilebilir.

Beşiktaş Kulübüyle doğrudan ilişkili grup üyeleri olabildiği gibi, özerk ve bağımsız taraftar olarak kendini ifade eden üyeler de söz konusudur. Ağırlıklı olarak üniversite öğrencilerinin de içinde yer aldığı bir grup olarak bilinmektedir. Bunun sonucu olarak grubun öne çıkan özelliği hazır cevap ve mizahi yönü gelişmiş bir topluluk olmasıdır.

Grubun içindeki insanlar sürekli bir değişkenlik arz etmekle birlikte, belirli bir anlamda Çarşı Grubunun kendine özgü söylemi ve özgün tarzı sürekli geliştirilmekte, belirli bir doğrultuda sürdürülmektedir.

Bununla birlikte Çarşı Grubu denilence akla gelen daha çok tribünlerde görmeye alışık olunmadık tarzda muhalif bir söylem kullanması, sol politik söyleme ait kavramları ve sembolleri benimsemesi, güncel politik konulara ilişkin çoğu zaman beklenmedik tavır takınması olmaktadır. Örneğin Çarşı yazarken A'yı anarşizmin sembolü olan yuvarlak içindeki a şeklinde yazmaları, genelde milliyetçi ve ülkücülerin egemen olduğu kabul edilen tribünlerde başlı başına bir ilginçlik olarak görünmektedir. Belirgin bir özellik olarak anti-faşist bir söylem görülmektedir grubun belli çıkışlarında. Ayrıca grup içinde kendilerini demokrat, sosyal demokrat, sosyalist, ekolojist vb. şeklinde de ifade edenlerin varlığı da söz konusudur.

İlginç yapısı nedeniyle dikkat çeken Çarşı Grubu bu nedenle medyada pek çok kere özel programlar ve haberlerle yer almıştır. Mehmet Ali Birand'ın sunduğu haber programı 32. Gün Çarşı için özel bir program yapmıştır. Ayrıca, pek çok dergi ve gazetedeki yazı dizisine konu olan Çarşı Grubu, popülerliği ve söylemleri ile TV dizilerinde de yer bulmuştur.

Fatih Terim'in Mehmet Ağar ile birlikte gazetelerde resimleri yayımlanıp imparator diye tanımladığı sırada Çarşı Grubu "imparatorluk değil tam demokrasi" diye pankart açarak tavır sergilemiştir. Ayrıca "Çarşı Alayına karşı" sloganı da söz konusu grubun hem öteki takımlara hem de politik kimliklere karşı duruşunu ifade etmektedir. Bülent Ecevit'in ölümü üzerine resmi sitelerine koydukları "Kara Kartal seni unutmayacak Karaoğlan" sloganıyla ilgi çekmiştir.

Dikkat çekici eylemleri arasında Barcelona CF'nin Kamerunlu siyahi oyuncusu Samuel Eto'ya La Liga'da hemen her maçta yapılan ırkçı tezahüratlar nedeniyle "çArşı ırkçılığa karşı -hepimiz Eto'yuz" pankartları ile destek vermeleri gelmektedir.

Grup, 1995-1997 yıllarında "Forza Beşiktaş" adında hiç bir yayın grubuna bağlı olmadan bir fanzin tarzında haftalık dergi çıkarmıştır. Bu dergi sadece bir spor kulübünün taraftarlari tarafından hazırlanıp, yayınlanan ilk süreli yayın olmuştur.

Çarşı grubunun dikkat çeken bir diğer tavrı Nükleer enerji santrallerine karşı duruşudur. 2005/2006 sezonunda bazı maçlardan önce açtıkları "Çarşı Nükleer Santrallere Karşı" yazılı pankartlarla dikkat çekmiş ve 2006/2007 sezonunda İnönü Stadyumu'nda oynanan Galatasaray derbisinde ise Greenpeace örgütü ile birlikte "Nükleersiz Türkiye" yazılı bir pankartla gösteri yapmışlardır.

2007 yılında kuruluşunun 25. yılını kutlayan Çarşı, bu sebeple düzenleyeceği etkinliklere Kızılay'a topluca kan bağışında bulunarak başlamıştır. 21 Nisan 2007 günü oynanan lig maçı öncesi Beşiktaş'ta kurulan çadırlarda 250'den fazla kişi kan vermiştir. 25. yılın anısına düzenlenen bir başka sosyal etkinlik ise "Hediyeni kap, Minitürk'e gel" sloganı ile 25 Nisan 2007'de kimsesiz çocuklara oyuncak ve kırtasiye dağıtılan organizasyon olmuştur.

Necip Fazıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-27-2009, 05:15   #9
Kullanıcı Adı
Necip Fazıl
Thumbs up Forza~BEŞİKTAŞ~



Konu Necip Fazıl tarafından (10-13-2012 Saat 06:09 ) değiştirilmiştir..
Necip Fazıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-18-2009, 05:29   #10
Kullanıcı Adı
Necip Fazıl
Cool ~BEŞİKTAŞ'lı ünlüler~...
Abdullah Gül
Bülent Arınç
Ahmet Necdet Sezer
Bülent Ecevit
Devlet Bahçeli
Mustafa Sandal
Yılmaz Erdoğan
Hülya Avşar
Yunus Günce
Mehmet Akif Alakurt
Hakan Altun
Demet Akalın
Gülşen
Reha Muhtar
Barış Akarsu
Okan Karacan
Feridun Düzağaç
Ece Erken
Hülya Koçyiğit
Yaşar İpek
Hamdi Alkan
Nefise Karatay
Mesut Yar
Kaya Çilingiroğlu
Ufuk Yıldırım
Süleyman Demirel
Pervez Müşerref
Vahe KIlıçaslan
Haşmet Babaoğlu
İlhan Mansız
Pascal Nauma
Rahmi Koç
Cenk Koray
Birol Güven
Ebru Destan
neco
Sarp Apak
Melih Görgün
Kazım Kanat
Fatih Kısaparmak
Altan Erkekli
Nalan
İclal Aydın
Kerim Tekin
Abidin
Zeynep
Harika Avcı
Ebru Şallı
Erkan Can
Gizem Özdilli
Şenol İpek
Fatma Girik
Ceza
Sagopa Kajmer
Keremcem
Haluk Levent
Ertem Şener
Güntekin Onay
hepsi grubundan cemre
Bertuğ Cemil
Tuba Ünsal
Yalın
Kartal Tibet
Teoman
Bendeniz
Tuba Büyüküstün
Mehmet Aslantuğ
Kutsi
Mustafa Keser
Peker açıkalın
Nuri Alço
zeki demirkubuz
Şebnem Ferah
Hayko Cepkin
Kayahan
Ece Gürsel
Aysun Kayacı
Gürkan Uygun (memati)
Mustafa Topaloğlu
Çağla Kubat
Haluk Bilginer
Müjdat gezen
Kenan Işık
nilüfer
Ege
Redd Grubu
Kenan Çoban(abdülhey)
Özge Özberk
Özgün
Karargah
Yonca Lodi
Engin Günaydın
Tamer Karadağlı
Şevval Sam
Reyhan Karaca
Pınar Altuğ
Yağmur Atacan




Sarp Apak

Doğum Yeri : Diyarbakır
Doğum Tarihi : 11 Kasım 1981
Eğitimi : Akademi


Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü’nü (2004) bitirdikten sonra, okuldan hocası Barış Erdenk’in desteğiyle İstanbul’a gitti.

Sadri Alışık Tiyatrosu’nda sergilenen “Ağır Roman” adlı eserde başarılı bir oyunculuk çıkarttı. O senenin sonunda Yılmaz Erdoğan’ın da yer aldığı BKM Grubu’na dahil oldu ve Organize İşler adlı filmde küçük bir rolde oynama fırsatı buldu. Anadolu Kaplanı, En Son Babalar Duyar dizilerinde ve Doğtaş reklamlarında da rol aldı. “Sizinkiler Dünya Kaç Bucak” adlı çocuk oyununda oynadı ve bu oyunla Türkiye turnesine çıktı. BKM’nin yanında “Mutfak” adlı ufak bir sahnesi olan bir mekanda stand-up gösterileri de yapan yetenekli oyuncu, asıl şöhretini Avrupa Yakası’ndaki Tanrıverdi rolüyle yakaladı. Daha sonra yer aldığı İşTcell reklamlarıyla da büyük beğeni topladı. Mimikleri ve hareketleri çok beğenilen Apak, Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü Tiyatrosu’nda da “Öp Babanın Elini” adlı oyunda “Emrecan” rolünde oynamaktadır.

Koyu Beşiktaş taraftarı olan Apak, kendi yazıp bestelediği “Aşkınla Yandım” şarkısıyla birçok rock müzik dinleyicisinin listesine girmeyi başardı. Şöhret basamaklarını birer birer tırmanmasına rağmen mütevazılığını her zaman korumayı başardı.

Mahsun Kırmızıgül'ün Beyaz Melek adlı filiminde de rol almakla birlikte son olarak O... Çocukları adlı filmde Saffet rolünü üstlenmiştir.

sarp apak röportajından bir bölüm



"HER BEŞİKTAŞLI KADAR BEŞİKTAŞLIYIM"



Tanrıverdi’nin ilgi alanının Anadolu Rock ve Fatoş olduğunu biliyoruz. Tanrıverdi aynı zamanda Beşiktaş taraftarı. Ve sen de hasta bir Beşiktaşlı olarak biliniyorsun. Maçlara gider misin?


Ben aslında her Beşiktaşlı kadar Beşiktaşlı’yım.. Takımımı seviyorum ama ötesinde futbolu seviyorum ki bu bence en az Beşiktaşlılık kadar önemli.. Evet fırsat buldukça maç izlemeye çalışıyorum stadyumda ya da LigTV’nin karşısında.. Türkiye’de futbol sevgisinin takım tutmanın, lig ve kupa hayecanı her sene yaşamanın tadına doyamıyorum..


Tanrıverdi’nin Beşiktaşlı oluşunda parmağın var mı?
Sayılır.. Tabii ki her oynadığım rol benden bir parça taşıyor.. Tanrıverdi ise en seviğim parçayı yani Beşiktaşlılığımı almış olabilir..


Olmazsa olmazınız ne?


İşim.


Ya Beşiktaş?


O da olmazsa olmazım! Haftada iki kere futbol oynuyorum. Futbol benim deşarj alanım. Maç yaparken bağırıyorsun, çağırıyorsun, küfür ediyorsun. Benim herhangi bir bağımlılığım olmamasını buna bağlıyorum. İçindeki o öfkeyi, şiddeti veya fazla enerjiyi her neyse o, sporla atıyorum.

Konu Necip Fazıl tarafından (05-18-2009 Saat 06:45 ) değiştirilmiştir..
Necip Fazıl isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi