![]() |
#1 |
![]() Doktora yapmak üzere Londra'ya gidiyordum. 1988 yılı. 12 Eylül çocuğuydum ve ilk defa yurtdışına çıkıyordum... Tüm Avrupa'yı boylayan bu seyahatle başlamıştım farklılıklarla, ötekilerle tanışmaya. Bulgaristan'da tarlalarda çalışan mini etekli kadınlar vardı yol kenarlarında. Günceme çoktan yazmıştım "bizde mini etekli tarlaya inmez, tarlaya inen mini etek giymez" diye... Sonunda çocukluk hayallerime kavuşmuş olarak Londra Üniversitesi'ndeydim... Doktora hocamla tanışmaya gidiyordum. Kate Loewenthal isimli bir psikoloji profesörüydü hocam. Bana din psikolojisi dersi verecek, doktora tezimi yönetecekti. 40'lı yaşlarda bir bayandı. İlk görüşmemizde havadan sudan konuştuk. Ailelerimizden bahsettik. Karşılıklı sorular sorduk birbirimize. "Kaç çocuğunuz var?" diye sormuştum ben de laf olsun diye. "On bir" cevabını alınca, "Hepsi sizin mi?" deyivermiştim. "Evet" dedi, "Ben Yahudi'yim; hem bakma saçlarımın böyle simsiyah olduğuna, bu gördüğün peruk. Bizim mezhebe göre kadınlar saçlarını göstermemelidir." Daha ilk günden beni bu kadar şaşırtan bu hoca ile beş yıl sürecek bir yolculuğa başlıyordum. Türkiye'de ilahiyat fakültesini bitirmiştim. Bir Yahudi ile ilk defa bu kadar yakından muhatap olmuştum. Şaşkındım. Aşırı dindar Yahudi bir hoca bana doktora yaptıracaktı! Fakat kısa zamanda o kadar kaynaşmıştık ki, bana bir "on ikinci çocuğum sensin" demediği kalmıştı. Hasidik mezhebine bağlı bir Yahudi'ydi hocam. Hani şu televizyonlarda gördüğünüz sakallı, uzun zülüflü, siyah cübbeli, fötrlü erkeklerin mezhebinden. Kocası da onlardan biriydi. Londra'nın ortasında, gettoda yaşıyorlardı. Mahalledeki her şey; kasap, bakkal, okul kendi mezheplerine göre tanzim edilmişti. Altı-yedi yaşlarında bir oğulları vardı. Her evlerine gidişimde bana yaklaşır, avuçlarını yüzümde dolaştırır ve "Ne kadar yumuşak yüzün var!" derdi. Çocuğun, sakalsız erkek gördüğü yoktu çünkü. 1998 yılı beni bir başka coğrafyaya taşıdı. Bu kez bir yıllığına Türkmenistan'daydım. Aşkabat'ta, Mahtumkuli Devlet Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesiydim. Ata vatanımdaydım. Çocukluğumun bir başka hayalini tatmin ettim oralarda. Özbekistan'a gittim. Hayal şehirlerim olan Semerkant'ı, Buhara'yı gördüm. Tabii Türkmenistan'a gelip sınır ülke İran'ı görmemek olmazdı. Aşkabat'ı çevreleyen dağların hemen arkasıydı İran. Üniversitemizin yakınındaki İran Havayolları bürosuna gitmiştim bu maksatla. Her gün önünden geçtiğim bir büroydu burası. Ama içeriye ilk defa girmiştim. Bir kadın memurla muhatap oldum. Tesettürlüydü, siyah bir başörtüsü takıyordu. Rezervasyonumu yaptırıp ayrıldım. Aradan birkaç gün geçmişti. Akşamüzeri mesai bitiminde yine aynı büronun önünden geçiyordum. İçeriden bir kadın çıktı ve kapıyı kilitlemeye başladı. Belli ki orada çalışanlardan birisiydi. Dikkatlice baktım. Birkaç gün önce büroda gördüğüm kadındı. Ama bu kez başörtüsü yoktu, üstelik dekolte bir giysi vardı üzerinde. Bir an afalladım. Kontrpiyede kalmış bir kaleci gibi hissettim kendimi. Kadın, İran Havayolları'nın resmî ofisinde, yani kamusal alanda örtülü, sokakta açıktı. O günlerde Türkiye, 28 Şubat sürecini yaşıyordu, üniversitelerde başörtüsü yasağı başlamıştı. Bir an düşündüm "İran'la aramızda ne fark var?" diye. "Yok birbirimizden farkımız!" dedim kendi kendime. Aynı şeyi tersinden yapıyorduk. Hem Batı'yı hem Doğu'yu görmüştüm. Artık kendi ülkemdeydim. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyesiydim. Din psikolojisi, din sosyolojisi derslerine giriyordum. 28 Şubat sürecinin başörtüsü yasağını ilahiyat fakültesine kadar getirdiği günlerdi. 2000 yılının Kasım ayıydı. Üniversite senatosu bir toplantısını bizim okulda yapıyordu. Konu tabii ki başörtüsü yasağıydı. Kerli ferli profesörler, dekanlar doldurmuştu toplantı salonunu. Ben de üstüme vazife olmadığı halde yerleşmiştim arka sıralardaki iğreti sandalyelerden birine. Bir de YÖK üyesi vardı aralarında. En önde oturuyordu. Bir askerdi bu üye. Genelkurmay Başkanlığı'nın YÖK'teki resmî temsilcisiydi. Adının Erdoğan olduğunu orada öğrenmiştim. Çünkü rektöründen dekanına kadar söz alan herkes, "Sayın YÖK üyem, Sayın Erdoğan Paşam..." diye başlıyordu sözlerine. Bir biat hali vardı duruşlarında. Şeyh huzurundaki müridi andıran bir görüntü sergiliyorlardı. Kimse iradesini ortaya koymuyor, herkes Erdoğan Paşa'nın hoşuna gidecek cümleleri, kavramları arıyordu zihninde. İradeler teslim edilmişti... Şaşırmıştım. Çünkü öğrencilerine daha ilk derslerinde "İradenizi kimseye teslim etmeyin, Allah'ın size verdiği akla ihanet etmeyin!" diye öğütleyen bir hocaydım. Benim, 18-20 yaşlarındaki talebelerime "sakın haa!" dediğim şeyleri yapıyordu bu hocalar, bu ritüelimsi toplantıda. Günler geçti ve başörtüsü yasağı uygulandı ilahiyat fakültesinde. Ama zamanla çeşitli formüller ortaya çıktı. Kız öğrenciler başörtülerinin üzerine şapka giyerek girmeye başladılar derslere. Biz görüntüye çabuk alıştık; ama durumun trajikomik olduğunu da hatırladık zaman zaman. Geçen yıl, kampüsün henüz yeşerdiği güzel bir bahar günüydü. Banklarda oturan birkaç kız öğrenci "Hocam ne olur bize yardım et!" diyerek bana doğru geldiler... "Hayırdır?" dedim. Yanlarındaki delikanlıyı işaret ederek devam etti birisi: "Bu arkadaş İsveç'ten gelmiş, bizimle mülakat yapmak istiyor, İngilizce konuşuyor, sorularını anlıyoruz; ama cevap veremiyoruz." "Peki!" dedim ve onlara çevirmenlik yapmaya başladım. Henrick isimli bu delikanlı Uppsala Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptığını ve "İslamî moda" üzerine tez hazırladığını söyledi. İlginç soruları vardı. Kız öğrencilere başlarındaki şapkayı hangi moda esintisine uyarak taktıklarını sordu. Onlar da şapkanın sebeb-i hikmetinin moda değil, yasak olduğunu söylediler. "Anlayamadım!" dedi Henrick. "Anlayamadım! Eğer örtü yasaksa, örtünün üzerini bir daha örtünce nasıl yasak olmaktan çıkıyor?" diye devam etti. Anlayamamıştı; çünkü bu komediyi anlaması için Türk olması lazımdı. Henrick bizi anlayamamıştı, ama ben Henrick'i çok iyi anlamıştım. 30 Ocak 2008 Çarşamba günü, üniversitede özgürlük adına internette başlatılan kampanyaya ben de imza koydum. Henrick'i tanıyan, Doğu'yu da, Batı'yı da bilen birisi olarak... Görüntüye bakarak not vermeyen bir öğretim üyesi olarak... "Skolastik faşizm"in ne olduğunu bilerek... Bir an bile tereddüt etmedim o imza için. 2 Şubat 2008 Cumartesi günü ise başörtüsü yasağının devamını isteyenlerin yürüyüşlerini seyrettim televizyonda. O insanları gözlemledim. "Çağdaşlık" adına istedikleri bu yasağın Avrupa'nın hiçbir ülkesinde olmadığını bilip bilmediklerini düşündüm. 222A parolasıyla yola çıkanların 22T'yi hâlâ neden okuyamadıklarını merak ettim... PROF. DR. ALİ KÖSE - MARMARA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ 05 Şubat 2008, Salı Kaynak : ![]()
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() kurak toprakların,,yağmur yüklü bulutlardan yağmur beklemesi nasıl olağan ise,,,sevgiliye duyulan aşktan dolayı,,gönüllerde kabarıp,çatlamış dudaklarda söz haline gelen ifadelerin karşı cinse aksettirilişi nasıl tabii ise,,,işte aynen öylede,,inancından dolayı başını örten bir bayanın o örtüyü başından çıkartmadan eğitim hakkını elde etmesi ,,buna mani olan yasağın ortadan kalkması,,yüce milletimiz için bir yüz karası olmaktan çıkartılması pek tabii ve olağandır,,,,tabii ve olağan olan her istek,,,demokratik ve laik ülkelerde kabul görür,,bu kabulü, kabul etmeyenler ne laik olabilirler ne de demokrat,,,şimdiiii,,can alıcı soruyu soruyorum,,,baş örtüsü yasağının devamını isteyenler mi demokrat ve laiktir,,yoksa bu yaasağın kalkmasını isteyen çevreler mi ??,,,kimler yok ki bu çevrede,,,ali nesin,,müjde ar mesela,,önceki dönemlerde yargıtay başsavcılığı yapmış sami selçuk,,yüzlerce öğretim üyesi profösör,,bir tarafta yüzde seksen ezici çoğunluk,,diğer tarafta yüzde yirmilik yasakçı azınlık,,ne gariptir ki,yasakları savunanların tutarlı bir dayanakları yok,,,laiklkik ise kaygıları,,o kaygıyı ali nesin gibiler niçin taşımıyorlar,müjde arın laiklik yanlısı oldıuğuna inanmıyor musunuz yoksa,,,plajlarda kız kovalayan acun ılıcalı pek çoğunuzun evladı gibiydi,,onun ak partiye oy vermiş olması ve yasağın kalkmasından yana tavır takınması zorunuza mı gittide onu evlatlıktan red ettiniz,,,şunu aklınıza çıkmayacak şekilde sokun,,,baş örtüsü yasağının üniversitelerde kalkmasını isteyenler bunu istemeyenlerden yani sizlerden daha laik,daha çağdaş ,daha atatürkçüdürler,,türkiyenin seksen yıllık kazanımlarına en az sizler kadar sahip çıkacaklarından emin olsanızda olmasanızda bu böyledir ve malesef gerçek budur,,,endişe duyduğunuz hususlar tevatür dahi olamaz,,,başını örtmeyen kızların bir zaman sonra toplumdan tecrit edileceği iddiası,,ispata muhtaç,delilsiz ve mesnetsiz iftira hükmündedir,,oysa ki,,,asıl tecrit yasakçı zihniyetler tarafından kürsülerden dillendirilmiştir,,başı örtülü kızlara kırık not veririz lafları, yenilir yutulur cinsten laflar değildir,,,başı örtülü bir kız öğrenci,başı açık olan başka bir kız öğrenciyle çok rahat ikili ilişkiler kurabiliyorken,aralarına fitne sokmak ne atatürkçülüğe sığar ne laik anlayışa yakışır,ne de ülke kazanımlarının kazanç hanesine artı bir kazanç sağlar,,,,mesajıma nokta koyarken şunu bir kez daha hatırlatmak isterim ki,,çıkması kuvvetle muhtemel olan yasa,,,eğitim hakkı, yanlış yapılan laiklik yorumuyla gasp edilmiş,elinden alınmış başı örtülü üniversite öğrencilerine bu hakkın geri verilmesine yöneliktir,çıkacak olan yasanın laikliğe aykırı hiç bir hükmü,iması ve kastı yoktur,,hali hazırdaki problem bunu kendi sığ düşünceleri doğrultunda yorumlayan aklı evvellerin çıkartmış oldukları problemdir,,başını örtmeyen kızlar da bu ülkenin kızlarıdır,,ve bu ülke laik,demokrat ve sosyal bir hukuk devletidir,,bir avuç azınlığın kulak tırmalayan kuru gürültülerine,vehimlerine kapılacak ne bir savcımız var,ne de bir hukuk anlayışımız,,,bu metne imza atan, başta ali nesin olmak üzere tüm öğretim üyesi pof.lara,doçentlere sonsuz saygılar sevgiler hümetler,,,saygı değer ali köse ağabeyimizede misliyle teşekkürler,,
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 | |
![]() Alıntı:
Ayrıca Ali KÖSE ye helal olsunn... Teşekkürler paylaştığın için + |
||
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Ah Henrick ah. Bir bilsen bu memlekette neler oluyor. Bir daha uğramazdın bu memleketin üniversitelerine...
|
|
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|