AK Gençliğin Buluşma Noktası
Darbeler ve Darbe Girişimleri Darbeler ve darbe girişimleri hakkında bütün haber ve duyuruları bu bölümde paylaşalım.



Konu Kapatılmıştır
Seçenekler
 
Alt 06-13-2009, 01:56   #1
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart TSK'ya yuvalanmış Ergenekoncuların diriliş andıcı
TSK'ya yuvalanmış Ergenekoncuların diriliş andıcı

Ergenekon soruşturmasında tutuklanan eski asker avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirilen Genelkurmay'a ait yeni plan tutanaklara geçti ve Ergenekon üçüncü iddianamesine girmesi bekleniyor.
Yeni Ergenekon iddianamesine girmesi beklenen Nisan 2009 tarihli ve 'Dr. Dz. P. Kur. Kd. Albay Dursun Çiçek' imzalı skandal bir ordu belgesi ortaya çıktı. 'ANDIÇ' müthiş bir komployu içeriyor Taraf gazetesinin haberine göre belgede 'Şeriat isteyen AKP hükümeti' ve 'Gülen cemaati' ana hedefler: AKP VE GÜLEN'İ BİTİRME PLANI


Ergenekon soruşturmasında tutuklanan eski asker avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirilen Genelkurmay'a ait yeni plan tutanaklara geçti ve Ergenekon üçüncü iddianamesine girmesi bekleniyor.
Taraf, Genelkurmay'a ait yeni bir "İrticayla Mücadele Eylem Planı"na ulaştı. Plana göre tutuklanan askerlerin 'masum' olduğu ve AKP'nin 'dinî esasları temel alan bir rejim' hedeflediği vurgulanacak.
Genelkurmay Başkanlığı'nın, "irtica ile mücadele" adı altında yeni bir eylem planı hazırladığı ortaya çıktı. Nisan 2009'da Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan planda, Ergenekon soruşturmasından duyulan rahatsızlık açık bir şekilde dile getiriliyor. "Ergenekon davasının gündemi değiştiriliyor havası oluşmadan" eylemler yapılması isteniyor, Ergenekon kapsamında tutuklanan muvazzaf ve emekli askerlerin irtica ile mücadele ettikleri için cezaevine kondukları yönünde haberlerin ön plana çıkarılması hedefleniyor.
1AKP İÇİNDEKİ AJANLAR HAREKETE GEÇİRİLECEK
Planın son bölümü AKP'nin parçalanmasına dönük şu çarpıcı cümle ile bitiyor. AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, parti-hükümet içerisinde ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır.
2ERGENEKON SANIĞI OLAN SUBAYLAR SAVUNULACAK
Ergenekon davasında sanık konumundaki emekli ya da muvazzaf askerlere sahip çıkılacağı belirtilen planda 'söz konusu TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacak, gerekli hassasiyet sağlanacaktır' deniyor
3MİLLİYETÇİ PARTİLERİN TABANI GENİŞLETİLECEK
Ermenistan ve Yunanistan ile ilişkilere de değinilen planda, iki ülke ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberlere yazılı ve görsel medyada sürekli yer verilmesi hedefleniyor. Amaç şöyle anlatılıyor: Milliyetçi partilerin bu şekilde tabanı genişletilmeli. AKP kamuoyunda zora düşmeli.
4KURTLAR VADİSİ'NİN İMAJI KİRLETİLECEK
Ordunun eylem planında Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye benzeri dizilerin kamuoyunu yanlış yönlendirdiği ifade ediliyor: "Bu diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak söz konusu dizilerin güvenilirliğinin yitirilmesi sağlanacaktır."


Planı hazırlayan Albay Dursun Çiçek tanıdık bir isim. Daha önce Tarafın manşetten yayımladığı "Koç da andıçlandı" başlıklı haberle gündeme gelmişti. Albay Çiçek tarafından hazırlanan andıç belgesinde bütün sivil toplum örgütleri fişlenmişti. Planın yazıldığı Genel Kurmay Harekat Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü, Psikolojik Harp Dairesi'nin yeni adı. Genelkurmay adına yapılan planlamalar artık buradan yürütülüyor.
Ergenekon soruşturmasında tutuklanan eski asker avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirilen Genelkurmay'a ait yeni plan tutanaklara geçti ve Ergenekon üçüncü iddianamesine girmesi bekleniyor. Öztürk, aynı zamanda yine Ergenekon kapsamında tutuklanan emekli Albay Levent Göktaş'ın avukatlığını yapıyordu.
Dört sayfadan oluşan "İrticayla Mücadele Eylem Planı"nın "Durum" başlıklı bölümünde Ergenekon soruşturması eleştiriliyor: İrticai gruplar tarafından TSK başta olmak üzere devletin resmî kurumlarını yıpratmak üzere yoğun faaliyetler yürütülmekte, Ergenekon adı altında TSK'ya büyük emekleri geçmiş, emekli ve muvazzaf askerî personele yersiz ithamlarda bulunularak lekelenmeye çalışılmaktadır. 'DÜŞMAN UNSURLAR'A DİKKAT


Planın "Düşman Unsurlar" bölümünde ise TSK'nm yıpratılmak istendiği ileri sürülüyor. Bunun gerekleri ise şöyle sıralanıyor:
Atatürk ilke ve Inkılapları'nı ortadan kaldırarak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkmak ve yerine dinî esaslara dayalı bir rejim kurma hedeflerini engelleyecek tek kurum olarak TSK'yı görmekte.
Elde ettikleri TSK'yı yıpratıcı bilgi ve belgeleri kendilerine müzahir medya organları kanalıyla yayınlamakta.
Halkın yoğun ilgi gösterdiği birlik, ve beraberlik mitinglerini Ergenekon tarafından maksatlı olarak planlanmış gibi göstermekte.
TSK'nın Ergenekon çatısı altında, başta PKK terör örgütü olmak üzere çeşitli terör örgütleriyle işbirliği yaptığını iddia etmekte.
Üst düzey komutanlar hakkında Yahudi, Ermeni, Sabetaycı vb. oldukları şeklinde asılsız haberler yapılmakta.
Kamuoyunu meşgul etmek ve bilgi kirliliği yaratmak üzere TSK personeline ait olduklarını iddia ettikleri ses ve görüntü kayıtlarını yayınlamaktadırlar. 'DOST UNSURLAR' KULLANILACAK


Albay Çiçek'in hazırladığı planda, irticaya karşı kullanılanacak "Dost Unsurlar"a da yer veriliyor. İşte o 'dostlar':
Basın ve yayın organları kanalıyla irticai grupların iç yüzünü gösteren propaganda çalışmaları planlı bir şekilde yürütülmekte.
TSK personeli ve ailelerine yönelik bilgilendirme faaliyetleri icra edilmekte.
TSK içerisine sızdırıldığı değerlendirilen personel ve aileleri ile bunların irtibatta olabilecekleri kişiler takip ve kontrol altına alınmakta.
Bilgisayar ve doküman güvenliği konusunda tedbirler arttırılmaktadır. 'VAZİFE' ÇIKARDIK İCRA'YA GEÇELİM


Bütün bunlardan "vazife" çıkarılması gerektiği belirtilen planda bu görev "irticai oluşumların iç yüzünü göstererek bu konudaki tereddütlere son vermek ve söz konusu örgütlere olan kamuoyu desteğini ortadan kaldırmak. Ergenekon kapsamında yapılan yıpratıcı kampanyaların etkisini azaltmak, TSK'ya yönelik olarak yapılan olumsuz propagandalara son vermektir" olarak tanımlanıyor.
Ardından ise planın "icra" bölümü geliyor ve şu ifadeler kullanılıyor: Laik ve demokratik düzeni yıkarak, şeriata dayalı bir İslam devleti kurma hayalinde bulunan AKP Hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Fethullah Gülen grubu başta olmak üzere radikal dinî oluşumlar hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmak, kamuoyunun desteğini kırmak ve faaliyetlerine son vermek üzere bilgi destek faaliyetleri icra edilecektir. ERGENEKON'DA GÜNDEM DEĞİŞECEK


Plana göre, faaliyetlerin birbiriyle senkronize şekilde üç bölüm halinde hayata geçirilmesi isteniyor. "Planlama ve Genel Faaliyetler" bölümünde yapılması istenenler şöyle sıralanıyor:
İcra edilen propagandalarda dine karşı olunmadığı teması işlenecektir.
Eylemler Ergenekon davasının gündemi değiştiriliyor havası oluşmadan planlanacak, dinci medyanın bu konuyu işlemesine imkân tanınmayacaktır.
"Fethullah Gülen (FG)'ciler gemi azıya aldılar, doğrudan TSK'ya saldırıyorlar" teması işlenecek, bu kapsamda muhafazakâr vatandaşların bile "Pes doğrusu biz de Elhamdülillah Müslüman'ız, ama FG'ciler resmen TSK'ya saldırmak için provokasyon yapıyorlar" dedirtecek çalışmalar yapılacaktır.
Sakıncalı/şüpheli kategorisindeki irticacı subay ve astsubayların irticai propaganda yaptıklarına dair ihbar çalışmaları yapılacak, müteakiben bu kişilerin ahlaki yönden olumsuzlukları ile ilgili haberler yaptırılacaktır.
İrticacı TSK personeline yapılan operasyon kapsamında tespit edilememiş diğer irticai TSK personeline yönelik korkutucu propaganda geliştirilerek, bu kişilerin hata yaparak tespit edilmeleri veya kendiliğinden çözülmeleri sağlanacaktır.
Askerî suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda; silah, mühimmat, plan vb. materyal bulunması sağlanarak, FG grubu "Silahlı Terör Örgütü" "Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü", (FSTÖ) kapsamına aldırılacak ve soruşturmalar askerî yargı kapsamında yürütülecektir.
Ilımlı islam konusu özellikle vurgulanacak, FG'cilerin ABD güdümünde hareket ettikleri ve islam'ın orjinalini bozmak istedikleri hususu yoğun olarak dile getirilecektir. ALEVİ DÜŞMANLIĞI


Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek tarafından nisan 2009'da hazırlanan 'gizli' planda baskınlarda Alevi düşmanlığını körükleyecek bilgi ve belgelerin evlere bırakılması isteniyor. TSK 'MASUM', İRTİCACILAR SUÇLU


"Medya Faaliyetleri" bölümünde ise Ergenekon operasyonuna atıf yapılarak, TSK mensuplarının "masum" olduğu yönünde haberler yaptırılması isteniyor:'
İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler FG'ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır.
Yakalanan veya çözülen TSK personelinin bizim belirlediğimiz temalar doğrultusunda beyanda bulunmaları ve bu açıklamaların basında geniş yer bulması sağlanacaktır.
Ergenekon kapsamında tutuklanan TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacaktır.
Nurettin Veren gibi isimlerin TV programlarında FG grubu hakkında bizim istediğimiz temalar doğrultusunda açıklamalar yapmaları sağlanacaktır.
Kurdoğlu cemaati vb. diğer cemaatlere mensup TSK personelinin TSK ile ilişkileri kesilirken FG grubuna mensup oldukları için atıldıkları şeklinde haberler yaptırılarak, kamuoyunda FG grubunun büyük yara aldığının düşünülmesi sağlanacaktır.
PKK terör örgütünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Irak'ın kuzeyinde bulunan FG'cilere ait okul, dershane ve yurtlara eylem yapmıyor olmasının iki örgüt arasında bağ olduğu ve anlaştıklarının açık bir göstergesi olduğu yönünde haberler yaptırılacaktır. KURTLAR VADİSİ ÇİZİLSİN


Vatandaşlar tarafından yoğun olarak izlenen ve gündemdeki olaylar hakkında kamuoyunu yanlış yönlendiren, Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye benzeri diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak söz konusu dizilerin güvenilirliğinin yitirilmesi sağlanacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öğrencilerine ait ibadet, görüntü ve haberlerinin medyada yoğun olarak ye&, alması sağlanarak, Milli Eğitim Bakanı kamuoyu nezdinde yıpratılacaktır. AKP mensuplarının, ülkemizde ekonomik krizin etkisinin ciddi olarak hissedildiği bir dönemde, lüks yaşamlarından taviz vermedikleri yönünde haberler yaptırılarak, bu durumun hem "islam anlayışıyla çeliştiği" hem de uygulamaya çalıştıkları "Halk Adamı" yaklaşımlarının gerçeği yansıtmadığı konusunda kamuoyu bilgilendirilecektir.
Ermenistan ve Yunanistan ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberler sürekli gündemde tutularak milliyetçi partilerin tabanının genişletilmesi sağlanacaktır. KARA PROPAGANDA' YAPALIM


Planın sonunda ise "Kara Propaganda FaaliyetlerF'ne yer veriliyor, işte o bölüm:
Son dönemde geniş yankı bulan ses kayıtları bilgi kirliliği yaratmak üzere irticacılar tarafından yayınlanmış gibi gösterilecek, ama dinleyenlerin bizi haklı bulacağı tarzda ses kayıtları düzenlenecektir.
Çeşitli bilgi ve belgelerle ilgili ortaya yem atılarak yakalanan personel hangi gruba ait olursa olsun FG'ci oldukları şeklinde ifade vermeleri sağlanacak ve bahse konu personelin adı basında duyulduktan sonra ahlaki açıdan olumsuzlukları ile ilgili haberler yaptırılacaktır.
Yukarıda açıklanan şekildeki personelin, sıradan dahi olsa arkadaş çevresindeki en olumsuz kişi onların en yakın arkadaşı gibi gösterilerek, FG'cilerin iç yüzüymüş gibi düşünülmesi sağlanacaktır.
İhbara dayalı ev baskınları yaptırılarak, buralarda silah ve mühimmatın yanı sıra, FG'ciler ile irtibat kurulması istenen oluşumlara (Yahudilik, CIA, MOSSAD, Moon Tarikatı, Humeyni vb.) ait objelerin aynı ortamda bulunması sağlanacaktır.
Ev baskınları kapsamında Alevi düşmanlığını körükleyici bilgi ve belgelerin bu evlerde bulunması sağlanacaktır. CANLI YAYINLARA BAĞLANALIM


İzleyici veya dinleyici kitlesi fazla olan radyo, televizyon programlarına farklı bir kimlikle, canlı yayın esnasında, telefonla bağlanılarak; FG'ci maskesi altında konuşmalar yapılarak tahrik olmuş bir FG'ci gibi, "Evet kardeşim, bizimle uğraşan herkes Ergenekoncudur. Onlarla uğraşmak bizim boynumuzun borcudur. Bizimle uğraşmaya kimsenin gücü yetmez" şeklinde açıklamalar yapması sağlanacaktır.

AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, AKP içerisinde ciddi anlamda anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacaktır.

12 Haziran 2009, Cuma

 


Konu Yıldırım tarafından (06-13-2009 Saat 03:27 ) değiştirilmiştir..
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-13-2009, 12:04   #2
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart


Ergenekon’un 2. iddianamesinde yer alan darbecilerin ‘idhar’ (Yedek, yığınak) kadroları deşifre oldu. Albay Dursun Çiçek’in, Genelkurmay Harekat Dairesi için hazırladığı 30 Nisan 2009 tarihli eylem planına göre hedef hükümeti devirmek.

Plana göre ‘yandaş medya’ desteğiyle her türlü kara propaganda yapılacak. Işık Evleri’nde silah ve mühimmat bulunması sağlanarak Gülen cemaati terör örgütü ilan edilecek. Düzmece ses kayıtları ile Ergenekon’un rotası değiştirilecek

HABER MERKEZİ ANKARA

Poyrazköy’de ele geçirilen cephanelikle ilgili yürütülen soruşturma çerçevesinde Ergenekon’un ‘idhar’ (yedek, yığınak) kadrolarının harekete geçtiği ortaya çıktı. Ergenekon’un tutuklu sanığı emekli üsteğmen Serdar Öztürk’te ele geçirilen 4 sayfalık 30 Nisan 2009 tarihli belgeye göre Genelkurmay Harekat Daire Başkanlığı’nın ‘irtica ile mücadele’ adı altında yeni bir eylem planı hazırladığı iddia edildi.

YENİ ANDIÇLAR HAZIR

Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek imzalı plana göre yeni andıç belgeleri hazırlanırken, iktidar partisi AK Parti hakkında ‘laik devleti yıkmak istiyor’ propagandası yapılacak. Partinin içindeki ajanları kullanarak bölünmüşlük havası verilecek ve böylece imajının bozulması da sağlanacak.

ERGENEKON SORUŞTURMASI RAHATSIZLIĞI

Planda Ergenekon soruşturmasından duyulan rahatsızlık açık bir şekilde dile getiriliyor. Ergenekon’un 2. iddianamesinde Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz, yakalanan darbecilerin idhar kadrolarının hala aktif olduğunu vurgulamıştı.

İKİNCİ İDDİANAMEYE GİRDİ

Ergenekon soruşturması kapsamında 2003-2004 yılları arasında Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven kodlu dört darbe girişiminde bulunan eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve çok sayıda şüpheli, sanık olarak yargılanırken ortaya çıkartılan belgelerde ‘Olumsuz bir durum halinde idhar kadrolar harekete geçirilecek’ deniliyordu.

HÜKÜMET AÇIK HEDEF

Dört sayfadan oluşan ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın ‘durum’ başlıklı bölümünde Ergenekon soruşturması eleştiriliyor, tutuklanan askerlerin haksız yere itham edildiği savunuluyor. Taraf gazetesinin haberine göre eyleme geçen kadrolar hükümet aleyhinde porpaganda faaliyetleri yapacak.

IŞIK EVLERİ’NE BASKIN DÜZENLENECEK

Planın ‘Faaliyet’ bölümünde ‘Işık Evleri’nde silah ve mühimmat bulunması sağlanarak Fethullah Gülen cemaati silahlı terör örgütü ilan edilecek. Ermenistan ve Yunanistan ile ilişkiler kullanılarak ‘miliyetçi’ taban genişletilecek, hükümet zor duruma düşürülecek. İşte adım adım kirli planın safhaları:


KANLI BAYRAĞI O TESLİM ALDI

8 Haziran 2009’da Gaziantep Üniversitesi Bilişim Kulübü üyesi öğrencilerinin kanlarıyla hazırladığı Türk Bayrağını, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ adına Kurmay Deniz Albay Dursun Çiçek tarafından teslim alınmıştı. Çicek 2006 yılında da da hazırladığı andıçla gündeme gelmişti.

Belgeler Öztürk’te ele geçti

Bu kirli plan, Ergenekon’un geçen hafta gerçekleştirilen GATA dalgasında tutuklanan emekli üsteğmen Serdar Öztürk’te ele geçirilmişti. Aynı zamanda Ergenekon’un tutuklu sanığı emekli albay Levent Göktaş’ın da avukatı olan Serdar Öztürk, Ergenekon üyelerine talimat vermekle suçlanmıştı. Tutuklu JİTEM tetikçisi Koçero Saluci ile bağlantısı da tespit edilen Öztürk, Saluci’yi Silopi’de görev yaptığı dönemden tanıdığını söylemişti. Silopi’de PKK ile girdiği çatışmada yaralanan ve tek gözünü kaybeden Öztürk, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanınca aldığı Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı iade edeceğini açıklamıştı. Öztürk’ün bu açıklaması Hürriyet gazetesi tarafından böyle manşet yapılmıştı.

Genelkurmay’dan jet soruşturma

Genelkurmay Harekat Daire Başkanlığı’nın hazırladığı belirtilen ‘irtica ile mücadele eylem planıyla’ ilgili Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, ‘çok yönlü’ soruşturma emri verdi KIYMET SEZER ANKARA

Genelkurmay Başkanlığı, Genelkurmay Harekat Başkanlığı için hazırlandığı iddia edilen İrticayla Mücadele Eylem Planı hakkında jet soruşturma emri verdi. Tuğgeneral Metin Gürak, dün bir gazetede yer alan haber üzerine, ‘konunun tüm yönleriyle incelenmesi maksadıyla, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na derhal bir soruşturma emri verildiğini’ açıkladı. Genelkurmay Karargahı’ndaki bilgilendirme toplantısında konuyla ilgili soruları yanıtlayan Gürak ‘Bugün bir gazetede Genelkurmay Harekat Başkanlığı’nın hazırladığı iddia edilen bir planla ilgili olarak haberlere yer verildiği görülmüştür. Konunun tüm yönleriyle incelenmesi maksadıyla, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na derhal bir soruşturma emri verilmiştir’ dedi. Gürak, ‘Böyle bir belgenin varlığı mı soruşturulacak, yoksa nasıl sızdığı konusunu mu?’ sorusu üzerine, sözlerini, ‘tüm yönleriyle’ kısmına vurgu yaparak tekrarladı.

BAŞBUĞ’U TEKRAR OKUYUN

Gürak, Makine Kimya Endüstrisi’nin Poyrazköy’deki kazılarda bulunan silah ve mühimmatla ilgili raporuyla ilgili değerlendirme yapmayıp, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un 29 Nisan’daki açıklamalarını hatırlattı. Gürak ‘Bu konuda kafası karışık olanlar söz konusu iletişim toplantısında verilen bilgileri bir defa daha dikkatle okumalarını tavsiye ederiz’ dedi.

BAŞBUĞ NE DEMİŞTİ?

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, 29 Nisan 2009’daki toplantıda, silah ve mühimmat arasındaki farkı anlatarak bulunan silahların TSK’ya ait olmadığını söylemişti. TSK’nın hiç gömülü silahı bulunmadığını, daha önce gömülenlerin de 1998 yılına kadar toplandığını anlatan Başbuğ, ‘MKE tarafından üretilen mühimmatın hepsi TSK envanterine girmiyor. Bazıları Emniyet Genel Müdürlüğümüzün ihtiyaçlarını karşılamak üzere onlara gidiyor’ demişti. MKE raporunda ise bulunan silahların TSK envanteridne olduğu belirtilmişti.

1-) IŞIK EVLERİ’NE CEPHANE YIĞALIM

Plana göre, faaliyetlerin birbiriyle senkronize şekilde üç bölümde hayata geçirilmesi isteniyor. ‘Planlama ve Genel Faaliyetler’ bölümünde yapılması istenenler özetle şöyle :


Propagandada dine karşı olunmadığı teması işlenecek.

Eylemler Ergenekon davasının gündemi değiştiriliyor havası oluşmadan planlanacak, dinci medyanın bu konuyu işlemesine imkántanınmayacak.

‘Fethullah Gülen (FG)’ciler gemi azıya aldılar, doğrudan TSK’ya saldırıyorlar’ teması işlenecek, bu kapsamda muhafazakár vatandaşların bile ‘Pes doğrusu biz de Elhamdülillah Müslüman’ız, ama FG’ciler resmen TSK’ya saldırmak için provokasyon yapıyorlar’ dedirtecek çalışmalar yapılacak.

Sakıncalı/şüpheli kategorisindeki irticacı subay ve astsubayların irticai propaganda yaptıklarına dair ihbar çalışmaları yapılacak, müteakiben bu kişilerin ahlaki yönden olumsuzlukları ile ilgili haberler yaptırılacak.

İrticacı personele yapılan operasyon kapsamında tespit edilememiş diğer irticai TSK personeline yönelik korkutucu propaganda geliştirilerek, bu kişilerin hata yaparak tespit edilmeleri veya kendiliğinden çözülmeleri sağlanacak.

Askerî suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda; silah, mühimmat, plan vb. materyal bulunması sağlanarak, ‘Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü’, (FSTÖ) kapsamına aldırılacak ve soruşturmalar askerî yargı kapsamında yürütülecektir. Ilımlı islam konusu özellikle vurgulanacak.

2-) DÜŞMAN UNSUR

Atatürk ilke ve Inkılapları’nı ortadan kaldırarak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkmak ve yerine dinî esaslara dayalı bir rejim kurma hedeflerini engelleyecek tek kurum olarak TSK’yı görmekte.

Elde ettikleri TSK’yı yıpratıcı bilgi ve belgeleri kendilerine müzahir medya kanalıyla yayınlamakta.

Halkın yoğun ilgi gösterdiği birlik, ve beraberlik mitinglerini Ergenekon tarafından maksatlı olarak planlanmış gibi göstermekte.

TSK’nın Ergenekon çatısı altında, başta PKK terör örgütü olmak üzere çeşitli terör örgütleriyle işbirliği yaptığını iddia etmekte.

Üst düzey komutanlar hakkında Yahudi,Ermeni, Sabetaycı vb. oldukları şeklinde asılsız haberler yapılmakta.

Kamuoyunu meşgul etmek ve bilgi kirliliği yaratmak üzere TSK personeline ait olduklarını iddia ettikleri ses ve görüntü kayıtlarını yayınlamaktadırlar.

3-) ‘VADİ’Yİ ÇİZELİM

Vatandaşlar tarafından yoğun olarak izlenen ve gündemdeki olaylar hakkında kamuoyunu yanlış yönlendiren, Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye benzeri diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak söz konusu dizilerin güvenilirliğinin yitirilmesi sağlanacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öğrencilerine ait ibadet, görüntü ve haberlerinin medyada yoğun olarak yer, alması sağlanarak, Milli Eğitim Bakanı kamuoyu nezdinde yıpratılacaktır.

AKP mensuplarının, ülkemizde ekonomik krizin etkisinin ciddi olarak hissedildiği bir dönemde, lüks yaşamlarından taviz vermedikleri yönünde haberler yaptırılarak, bu durumun hem ‘islam anlayışıyla çeliştiği’ hem de uygulamaya çalıştıkları ‘Halk Adamı’ yaklaşımlarının gerçeği yansıtmadığı konusunda kamuoyu bilgilendirilecektir.

Ergenekon kapsamında tutuklanan TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacak.

4-) HAZIR KITA İSİMLER SAHAYA ÇIKARILSIN

‘Medya Faaliyetleri’ bölümünde ise Ergenekon operasyonuna atıf yapılarak, TSK mensuplarının ‘masum’ olduğu yönünde haberler yaptırılması isteniyor:’

İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler FG’ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacak.

Nurettin Veren gibi isimlerin TV programlarında FG grubu hakkında bizim istediğimiz temalar doğrultusunda açıklamalar yapmaları sağlanacak.

Kurdoğlu cemaati vb. diğer cemaatlere mensup TSK personelinin TSK ile ilişkileri kesilirken FG grubuna mensup oldukları için atıldıkları şeklinde haberler yaptırılarak, kamuoyunda FG grubunun büyük yara aldığının düşünülmesi sağlanacak.

5-) GÜLENCİ ROLÜ YAPALIM

Ermenistan ve Yunanistan ile ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberler sürekli gündemde tutularak milliyetçi partilerin tabanının genişletilmesi sağlanacaktır.

Atatürk İlke ve İnkılapları’nı ortadan kaldırarak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkmak ve yerine dinî esaslara dayalı bir rejim kurma hedeflerini engelleyecek tek kurum olarak TSK’yı görmekte.

Halkın yoğun ilgi gösterdiği birlik ve beraberlik mitinglerini Ergenekon tarafından maksatlı olarak planlanmış gibi göstermekte.

İzleyici veya dinleyici kitlesi fazla olan radyo, televizyon programlarına farklı bir kimlikle, canlı yayın esnasında, telefonla bağlanılarak; FG’ci maskesi altında konuşmalar yapılarak tahrik olmuş bir FG’ci gibi, ‘Evet kardeşim, bizimle uğraşan herkes Ergenekoncudur. Onlarla uğraşmak bizim boynumuzun borcudur. Bizimle uğraşmaya kimsenin gücü yetmez’ şeklinde açıklama yapması sağlanacak.

AKP mensubu kilit haberleşmecilere kamuoyuna çelişkili açıklamalar yaptırılarak, AKP içerisinde ciddi anlamda anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş şeklinde algılanması sağlanacak.

6-) KARA PROPAGANDA

Planın sonunda ise ‘Kara Propaganda’ anlatıldı.

Son dönemde geniş yankı bulan ses kayıtları bilgi kirliliği yaratmak üzere irticacılar tarafından yayınlanmış gibi gösterilecek, ama dinleyenlerin bizi haklı bulacağı tarzda ses kayıtları düzenlenecek.

Çeşitli bilgi ve belgelerle ilgili ortaya yem atılarak yakalanan personel hangi gruba ait olursa olsun FG’ci oldukları şeklinde ifade vermeleri sağlanacak ve bahse konu personelin adı basında duyulduktan sonra ahlaki açıdan olumsuzlukları ile ilgili haberler yaptırılacaktır.

Yukarıda açıklanan şekildeki personelin, sıradan dahi olsa arkadaş çevresindeki en olumsuz kişi onların en yakın arkadaşı gibi gösterilerek, FG’cilerin iç yüzüymüş gibi düşünülmesi sağlanacaktır.

İhbara dayalı ev baskınları yaptırılarak, buralarda silah ve mühimmatın yanı sıra, FG’ciler ile irtibat kurulması istenen oluşumlara (Yahudilik, CIA, MOSSAD,Humeyni vb.) ait objelerin aynı ortamda bulunması sağlanacak.

Ev baskınlarında Alevi düşmanlığını körükleyici belgelerin bu evlerde bulunması sağlanacak.


Çürük raporu TSK’yı karıştırdı

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na ait ‘askerliğe elverişsizlik’ raporunun çalınması ve raporla ilgili dışarıya bilgi sızdırılması nedeniyle, 12 kişi hakkında dava açtı. Genelkurmay, Eminağaoğlu’nun 1988 tarihli askerliğe çürük raporuyla ilgili tartışmaların ardından, 1 Eylül 2008’de Genelkurmay Askeri Savcılığı’na ‘raporun nasıl sızdırıldığını’ soruşturma talimatı verdi. Soruşturmayı 26 Mart 2009’da tamamlayan askeri savcılık, aralarında Etimesgut Asker Hastanesi Baştabibi Albay Macit Uzun, eski Baştabip Yardımcısı emekli Albay Yücel Taşan, Dahiliye Uzmanı Yarbay Asım Özer ve emekli Binbaşı Sedat Özdemir’in de bulunduğu 12 kişi hakkında dava açtı.

Ulusalcı cephede Bulut sürprizi

Ergenekon davasına sert muhalefetiyle bilinen Ulusalcılığın Bayrak ismi Yiğit Bulut ‘Artık Ergenekon’a inanıyorum. Bunlar sökülüp atılmalı’ dedi.

SkyTürk’te konuşan gazeteci Yiğit Bulut, şunları söyledi: ‘Ergenekon soruşturması sürecinde saat 5’lerde 6’larda insanların gözaltına alınması eleştirilebilir. Ergenekon operasyonu Türkiye’nin içine yerleşmiş bir zümrenin sökülüp atılmasına yönelik bir operasyon. En başta ben inanılmaz karşıydım ama gelişmeleri gördükçe ve özellikle yurt dışı bağlantılarını gördükçe... Alman bağlantısını bulabilecekler mi çok merak ediyorum.’ Yiğit Bulut, ‘Başbakan Erdoğan’ın 24 ayı kaldı, 24 ay içinde Ergenekon’un finansal kısmını söküp atamazsa, finansal ve normal Ergenekon Erdoğan’ı söküp atıyor’ diye konuştu.
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-15-2009, 00:11   #3
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart
Erdoğan'dan 'kirli tezgah' yorumu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı'nda hazırlandığı ileri sürülen 'İrticayla Mücadele Eylem Planı'yla ilgili olarak ilk açıklamasını yaptı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İşte son günlerde, gazetelerin yaptığı haberleri görüyorsunuz. AK Parti üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgilerle onlara yönelik olarak davaları açacağız'' dedi.

Erdoğan, Şanlıurfa Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin il kongresinde konuşmasının başında dün şehit edilen Polis Memuru Nihat Karakoca'ya Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk Milleti'ne başsağlığı diledi.
Başbakan Erdoğan, maalesef bir güvenlik elemanını daha kaybettiklerini belirterek, ''Şehit polis için düzenlenen törene yetişemedim, ancak milletvekilleri ve Emniyet Genel Müdürü törene katıldı'' dedi.
Konuşması sırasında havanın sıcak olması nedeniyle partililerden müsaade isteyerek ceketini çıkaran Erdoğan, isteyenlerin de ceketlerini çıkarabileceğini ifade etti ve ''Serbestsiniz'' dedi.
Şanlıurfa'da yüzdeler, oranlar, rakamlar ne olursa olsun, hizmete devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, ''Şanlurfa'nın hayır duası bize yeter'' dedi.
Şanlıurfa'da son ortaya çıkan sonuçları masaya yatırdıklarını ve muhasebelerini yaptıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, AK Parti'ye oy versin ya da vermesin, her şehre, ilçeye ve beldeye aynı mesafede olduklarını söyledi.
Şanlıurfa'da son belediye seçimlerini kazanamadıklarını ancak çalışmaların durmadan devam ettiğine işaret eden Erdoğan, ''(Çalışmaları durdurun) dedik mi? Demedik. Şimdi çalışmalar tüm gücüyle sürüyor'' dedi.
Kendileri için makam, mevki ve koltukların bir önemi olmadığını anlatan Erdoğan, bu makamların, bu mevkilerin, bu koltukların asıl sahibinin millet olduğunu kaydetti.
Erdoğan, ''Bizim sonsuz makamımız milletimizin gönlünde edineceğimiz makamlardır. O makamları da ancak hizmet, eser üreterek, milletin derdine çözüm üreterek kazanabiliriz'' diye konuştu.
AK Parti'nin son 4 seçimde Türkiye'nin partisi olduğunu açık ve net olarak ortaya koyduğunu ifade eden Erdoğan, 7 Haziranda 30 mahalli birimde yapılan seçimlerde AK Parti'nin yüzde 43 ile rakiplerine büyük bir fark attığını kaydetti.
-''BAYKAL DURSUN, DURSUN''-
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın 29 Mart seçimleri sonrasında hükümetin yarısının değiştiğini açıkladığını hatırlattı.
Bu arada, salondakilerin, ''Baykal istifa'' şeklinde slogan atmaları üzerine Başbakan Erdoğan, ''Yok, yok, yok... Aman, aman, aman... Öyle muhalefete can kurban, dursun, dursun'' dedi.
Erdoğan, 7 Haziranda milletin Baykal'a bir kez daha sandıkta en anlamlı cevabı verdiğini belirterek, Baykal'ın rakamlarla arasının çok iyi olmadığını bildiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, 29 Mart seçimlerinden zaferle çıktıkları halde kendi muhasebelerini yaptıklarını ancak CHP Genel Başkanı Baykal'ın her seçimde geride kalmasına rağmen muhasebesini yapmadığını ve milletin verdiği mesajı doğru okumaya çalışmadığını ifade etti.
''Onlar Türkiye'nin etrafında düşman ürettiler. Biz geldik dostlar ürettik'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Şimdi kalkmış Türkiye'nin itibarından bahsediyorlar. Siz önce Türkiye'ye kaybettirdiğiniz zamanın hesabını verin. Döneminizdeki yolsuzlukların hesabını verin. 21 tane bankayı fona devrettiniz ey MHP, ey DSP, ey ANAP... Bu kapatılan, fona devredilen bankaların, bu millete maliyeti ne idi?. 40 milyar dolar... Ne yaptınız? Mecaliniz kalırsa ondan sonra gelin, sizinle bu mevzuları konuşalım. Bizim yolumuz demokrasi yoludur. Hukuk yoludur, bizim yolumuz Anayasamızda açıkça ifade edilen demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti yoludur. Bizim tek bir gündem maddemiz vardır, o da bu ülkenin 4 bir yanına adaleti yaymak ve bu ülkenin her karış toprağını adaletle yönetmek ve kalkındırmaktır. İşte son günlerde, gazetelerin yaptığı haberleri görüyorsunuz. AK Parti üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgilerle onlara yönelik olarak davaları açacağız. Bunlardan geri duramayız. Demokratik bir ortamda AK Parti'ye karşı yapılan bu gayri hukuki sürece seyirci kalamayız. Gereken ne ise bunların hepsi yapılacaktır. İşte onun için gecemizi gündüzümüze katıyor, işte onun için durmadan, bıkmadan, usanmadan milletimize hizmet etmeyi sürdürüyor, şehirlerimizi bölgelerimizi ülkemizi daha bayındır hale getirmek için canla başla çalışıyoruz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gazze'nin üzerine bombalar yağarken, oralarda masum insanlar, çocuklar, hatta bebekler katledilirken bütün dünyanın sustuğunu ama kendisinin susmadığını belirterek, ''Beyefendiler sus pus kesilmişken, bu beyefendiler katliama kör ve sağır kesilmişken bu kardeşiniz korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden bu aziz milletin sesi oldu ve bunu orada seslendirdi'' dedi.
Erdoğan, Atatürk Kapalı Spor Salonunda düzenlenen AK Parti Şanlıurfa İl Kongresinde yaptığı konuşmada, Kongrenin Türk demokrasisine, Türkiye'ye, Türk milletine, Şanlıurfa'ya hayırlı olmasını temenni etti.
Millete efendi olmaya gelmediklerini ifade eden Erdoğan, ''Milletimizin karşısında, haşa imparator falan değiliz. Biz bu milletin hizmetkarıyız. Çünkü biz biliyoruz ki halka hizmet hakka hizmettir'' diye konuştu.
Muhalefeti de eleştiren Erdoğan, muhalefetin TBMM'yi çalıştırmama gayreti içine girdiğini ifade ederek, şunları söyledi:
''Çünkü başarısızlıklarını örtmek için yapacak başka bir iş yok. Yalanla, iftiralarla, haksız ithamlarla Ak Parti'ye çamur atmaya kadar her yolu deniyorlar. İstedikleri kadar denesinler, engel çıkarsınlar, iftira atsınlar, çamur atsınlar. Biz yetkiyi milletten, sizlerden aldık, yegane başvuru mercimiz millettir ve millete hizmet üretmeye devam edeceğiz. Milletimizin menfaatine olan yasaları çıkarana kadar Meclisi tatile sokmayacağız, eğer hizmete varlarsa beyefendiler, o zaman beyefendiler de bizlerle beraber yaz boyu Parlamentoda çalışmaya devam ederler. Biz çalışacağız, niye çünkü engelliyorlar. Ya gelirsiniz bu yasaları beraber çıkarırız ya da kusura bakmayın 1 Temmuz tatil tarihi olmayacak, durmak yok yola devam tarihi olacak.''
-''NAYLON FATURALAR NEREDE? BUNUN HESABINI VER SEN ÖNCE''-
Başbakan Erdoğan, Baykal'ın iki de bir kendilerini bir yerlerle ilişkilendirmeye çalıştığını kaydederek, şöyle devam etti:
''Fener, mener, falan filan, Deniz Feneri... Ak Parti'nin kasasına kurulduğundan bu yana gayrimeşru bir kuruş para girmemiştir. Ne Deniz Feneri'nden ne yöneticilerinden bir kuruş girmemiştir. Bizim kasa mevcudumuz kasamız, bütçemiz hiç bir siyasi partide olmayan bir şekille sitemizde her gün ne yapar, yayımlanır kurulduğumuzdan bu yana ki herkes görsün, ki millet denetlesin bizim kasamızı. Ne oluyor, ne kadar paramız, ne kadar para giriyor, ne kadar çıkıyor millet görsün. Hep bunu istedik ve bugün de böyle yarın da böyle olacak.
Ancak ben şimdi diyorumki Sayın Baykal, Hazine'nin sana, CHP'ye verdiği parayı nereye harcadınız ki yapılan Başsavcılık denetimlerinde evet 1 trilyona yakın usulsüzlük bulundu ve bu paranın tahsiline Anayasa Mahkemesi karar verdi ve bu parayı ödediniz Sayın Baykal nereye harcadınız? Bu naylon faturalar nerede? Bunun hesabını ver sen önce. Milletin parasını nereye harcadın söyle bakalım. Anayasa Mahkemesi'nden tescillisin sen tescilli. Bak bizim öyle bir durumumuz yok. Ama sen tescillisin, önce bunun hesabını ver.''
İş Bankası'ndan, Türk Dil Kurumu'na, Tarih Kurumu'na verilmesi gereken paraların da verilmediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
''CHP'nin orada temsil edilen adamları da var ve vermedikleri için yargıya gidildi. Bizim de duyurumuz var. Sonunda yargı şu anda aklımda kaldığı kadarıyla 104 trilyona mahkum etti. Bu parayı ödeyeceksiniz dediler ve İş Bankası bu parayı ödemek durumunda kaldı...Bize dürüstlük dersi vermeye kalkıyorsun. Önce aynaya bir bak, ondan sonra çık da bunları konuş. Öyle boş dosyaları meydanlarda sallamakla dürüstlük olmuyor Sayın Baykal. Önce bunu hallet bunu...''
-MAYINLI ARAZİNİN YÜZÖLÇÜMÜ-
Başbakan Erdoğan son 1 ay içerisinde Meclis'te yaşanan tartışmaları da gündeme getirerek, Şanlıurfalıların bu tartışmaları dikkatle, ilgiyle izlediklerini bildiğini söyledi. Muhalefetin bu süreci nasıl kuru hamasetle yürüttüğünü en iyi vatandaşların bildiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yalanlarla, iftirayla, komplo teorileriyle, mayın meseleleriyle nasıl başka yerlere bu konunun çekildiğinin en yakın şahidi sizlersiniz. Bizim Suriye sınırındaki mayınlı arazimizin yüzölçümü, bunu en iyi siz biliyorsunuz, 216 kilometrekaredir. Bakın bu rakam çok önemli. Bu mayınlı arazinin bir ucundan CHP tuttu, diğer ucundan MHP tuttu, bir diğer ucundan da DTP onlara destek verdi. Sündüre sündüre lastik gibi çeke çeke iki Kıbrıs adası büyüklüğüne çıkardılar. El insaf, iki Kıbrıs adası diyorlar, ne demek biliyor musunuz? 19 bin 502 kilometrekare demek. Burası ne kadar? 216 kilometre. 19 bin kilometrekare nire, 216 kilometrekare nire, insaf insaf... Bunlar ya matematik bilmiyorlar, ya hesap kitap bilmiyorlar veyahut da bunların kılavuzları farklı. Kılavuzu karga olanın biliyorsunuz değil mi gerisini ben söylemeyim.
'Mayınlı arazileri yörede yaşayanlara dağıtalım' diye tutturdular. Acaba hayatlarında kaç kere Şanlıurfa'ya geldiler veya iktidarlarında Şanlıurfa'nın sınırındaki bir köyü gidip gördüler mi? Şanlıurfa'da tarım nasıl yapılır, nerelerde yapılır, acaba hiç incelediler mi? Bunlar Ankara'dan başlarını dışarıya uzatamaz. Seçimden seçime o da bazı Anadolu şehirlerinde şöyle bir boy gösterirler. Ondan sonra sırra kadem basarlar, yüzlerine bir daha rastlayamazsınız. Bakın buradan Şanlıurfa'dan bir kez daha sesleniyorum; biz hükümet olarak uluslararası bir yükümlülükten dolayı mayınlı arazileri temizleme kararı aldık. Suriye tarafı böyle bir güzelliği yaptı temizledi, biz de kendi tarafımızda aynı güzelliği yapalım istedik ve buraları ülkemize toprak kazandırma noktasında, organik tarım yapabilme noktasında hazırlıklarını yapalım dedik. Bütün mesele temizlik bitsin, burayı milletimize kazandıralım.''
-''TİTİZİZ, HASSASIZ''-
Sınırdaki mayınların, olabilecek en ucuz bedelle, en güvenilir ve en sağlıklı şekilde temizliğini yapacaklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:
''Bunların dediği gibi değil, var mı bizim o ihale şartnamesinin içerisinde İsrail. Nereden çıkardınız bu İsrail'i. Olmayan bir şey, hiç ilgisi alakası yok. Ama dert başka. Çözüm var mı çözümleri de yok. Efendim diyor 'Petrolü İsrail'e verecek, madenler İsrail'e verilecek'. İnsaf ayıptır ya ayıp. Orada ta 1993'ten bu yana TPOA petrol araştırması yapıyor, çeşitli Türk firmaları orada araştırmalar yapıyor, yabancı firmalar yapıyor, zaten onlar yapılıyor ama Suriye sınırında bir güvenlik şeridimiz var. Bu güvenlik şeridi TSK'nın denetiminde ve ayrıca bu çalışmanın içerisinde Milli Savunma Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Maliye Bakanlığı var. Titiziz, hassasız, bu ülkenin, bu milletin menfaatlerine gelince Ak Parti ne CHP'si ne MHP'siyle ne DTP'siyle, hiç birisiyle mukayese dahi edilemez. Bu iddiaların tamamı yalandır. Bu kadar açık konuşuyorum, tamamı yalandır. Burada yabancıların gelip yerleşeceği, sınır güvenliğimizin tehdit altına sokulacağı, bu toprakların peşkeş çekileceği şeklindeki iddiaların tümü hırçın, kaybetmiş, paniklemiş bir muhalefetin asılsız iddialarıdır.
Bu kardeşinizi bugüne kadar tanıdınız. Tanıdığınıza göre gereken cevabı da siz en iyi şekilde verirsiniz. Milletin her bir kuruşuna karşı nasıl bir titizlik içerisinde olduğumuzu, yolsuzluklardan hesap sorarken yolsuzluklara kapıları tamamıyla kapattığımızı sizler çok iyi bilirsiniz. Dikkat edin Gazze'nin üzerine bombalar yağarken oralarda masum insanlar, çocuklar, hatta bebekler katledilirken bütün dünya sustu, ama biz susmadık. MHP'si CHP'si, yakın dostları olan medya bunların eskimiş monşerleri, haklı söylüyor olmamızdan, haklıyı savunuyor olmamızdan rahatsız oldular, 'Türkiye yalnızlaşıyor' dediler. 'Türkiye dış politikasında ivme kaybediyor' dediler. Ama ne oldu, Türkiye kaybetmedi, Türkiye itibar kazandı, ağırlık kazandı. Türkiye tüm dünyanın gönlünü kazandı. Melborn'dan Washington'a, Pekin'den Paris'e Saraybosna'ya, Tahran'dan Kahire'ye kadar Türkiye alkışlandı. Bu beyefendiler sus pus kesilmişken bu beyefendiler katliama kör ve sağır kesilmişken, bu kardeşiniz korkmadan, çekinmeden tereddüt etmeden bu aziz milletin sesi oldu ve bunu orada seslendirdi.
Bizim Davos'taki insani duruşumuz karşısında tedirgin olan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı İsrail Cumhurbaşkanı karşısında eleştiren, hatta hakaret eden bu monşer eskileri, çıkmış şimdi 'bu toprakları İsrail'e peşkeş çekiyorsunuz' diyorlar. Sizler vatanseverliğinizi tartışma konusu yapabilirsiniz ama bilesiniz ki bu parti vatan ve millet sevgisini tartışma konusu yapmaz. Bizim vatan sevgimiz onların ki gibi içi boş söylemlerden, kuru hamasetlerden oluşmaz. Bu milleti yokluğa, yoksulluğa, yolsuzluğa, yasaklara mahkum ettiler. AK Parti geldi ve bunlarla mücadele etti. Bu ülkeyi rekor düzeyde faizlere mahkum ettiler. AK Parti o enflasyonu da o faizleri de yerle bir etti.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözümsüzlük siyasetini çözümmüş gibi gösterenlere yanıldıklarını, aldandıklarını anlatacaklarını ifade ederek, ''Hiç kimse elini taşın altına koymasa bile AK Parti olarak biz, elimizi taşın altına koyacak, Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyacağız'' dedi.
Erdoğan, Şanlıurfa Atatürk Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin il kongresindeki konuşmasında, AK Parti iktidarından önce Türk lirasının önünde 6 sıfır bulunduğunu anımsattı. Erdoğan, ''Seçimlerde de kullandım ama affedersiniz, tuvalete gidiyorsunuz o zaman, tuvaletin fiyatı ne olmuştu? Bir milyon, iki milyon. Eskiden zenginlere 'Milyoner' derlerdi, hatırlayın. Ayıp oldu, rezil olduk dünyaya, rezil olduk'' diye konuştu.
AK Parti'den önceki iktidarların Türkiye'yi içine kapattıklarını belirten Erdoğan, kendi iktidarlarının ülkeyi dışa açtığını söyledi.
Finansal krize karşı teşvik paketini geçen hafta açıkladıklarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, GAP'ın merkezinde ve dördüncü bölgede bulunan Şanlıurfa'nın, teşvik sisteminden en fazla yararlanacak illerden biri olduğunu anımsattı.
Türkiye'ye, Türkiye'nin zenginliğine, kaynaklarına inandıklarını ifade eden Erdoğan, ''Biz, bu bölgenin kaderinin değişeceğine, bu bölgenin dünyanın tarım merkezi, tahıl merkezi, gıda merkezi olacağına da inanıyoruz. 6,5 yıldır bu umutla, bu samimiyetle bölgeye yatırım yapıyoruz. 'Şanlıurfa kazanırsa Türkiye kazanır, Mardin kazanırsa Türkiye kazanır, Muş, Bitlis, Hakkari kazanırsa Türkiye kazanır' diyoruz'' dedi.
-''İSTİSMAR SİYASETİNE PRİM VERMEYECEĞİZ''-
Başbakan Erdoğan, el ele vererek kardeşlik, dostluk içinde geleceği birlikte inşa edeceklerini belirterek, şunları söyledi: ''Aramıza nifak sokmaya, bizi geri kalmışlığa, yoksulluğa mahkum edenlere aldanmayacak, onların istismar siyasetine prim vermeyeceğiz. Çözümsüzlük siyasetini çözümmüş gibi gösterenlere yanıldıklarını, aldandıklarını anlatacağız. Hiç kimse elini taşın altına koymasa bile AK Parti olarak biz, elimizi taşın altına koyacak, Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyacağız. Bizim derdimiz, 81 vilayet ile bu ülkenin tam bayındır hale gelmesidir. Bizim derdimiz, 780 bin kilometre karesi ile bu ülkenin her karış toprağına adalet ve huzur ikliminin yayılmasıdır. Bizim derdimiz, 71,5 milyon insanımızın ekmeğini çoğaltmak, yuvasını şenlendirmektir. 6,5 yıldır bunun mücadelesini verdik, milletimizle birlikte çok büyük başarılar yakaladık. Allah'ın izni ile çok daha ileri noktalara hep birlikte ulaşacağız.'' Erdoğan, 6,5 yıldır hiçbir vatandaş aç ve açıkta kalmasın diye çalıştıklarını, çaba harcadıklarını dile getirdi. Bir grup partilinin, ''Başbakanım destek, Şanlıurfa Spor şampiyon'' şeklinde tempo tutmaları üzerine Başbakan Erdoğan, ''Şimdi hep beraber, dayanışma içinde Şanlıurfalı kardeşlerim Şanlıurfa Spor'u ne yapacak? Çıkaracak. Başbakandan başka türlü destek beklerseniz, o zaman o, rüşvete girer'' karşılığını verdi.
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-15-2009, 00:15   #4
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart
ARINÇ, ASKERİN KARARINI BÖYLE YORUMLADI

13 Haziran 2009 22:22
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç, Taraf gazetesinin haberi üzerine Genelkurmay Başkanlığı'nın aldığı haber yasağı kararı üzerine, konuyu farklı yönleriyle değerlendirdi.

- ''BU DAVADA (ERGENEKON) SANIK OLARAK GÖRÜNEN BİR KİŞİNİN OFİSİNDE ELE GEÇİRİLEN BİR BELGE VARSA, DAVAYI GÖREN MAHKEMENİN BU KONUDA BİR YAYIN YASAĞI GETİRMESİ VE BUNU TALEP ETMESİ SÖZ KONUSU OLABİLİR''
- ''YOKSA, HENÜZ SORUŞTURMA SAFHASINA GEÇİLDİĞİNİ YENİ BİLDİĞİMİZ BİR KONU ÜZERİNDE ASKERİ SAVCILIĞIN KENDİNİ YETKİLİ GÖRMESİ, TARTIŞILIR BİR KONUDUR''
-''SAVCILAR TARAFINDAN İNCELEME YAPILAN BİR KONUDA, ASKERİ SAVCILIĞIN KENDİNİ YETKİLİ GÖRMESİ VE ASKERİ MAHKEMEDEN BİR KARAR ÇIKARTMASI DİKKATİMİZİ ÇEKMEKTEDİR''
-''ANAYASAMIZIN AMİR HÜKMÜ BASININ HÜR OLMASI VE SANSÜR EDİLEMEMESİDİR. BU KONUDA BİR KISITLAMA KARARININ GETİRİLMESİ DOĞRUSU BİZİ MEMNUN ETMEZ''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ergenekon Davasında sanık olarak görünen bir kişinin ofisinde ele geçirilen bir belgeyle ilgili davayı gören mahkemenin yayın yasağı getirmesi ve bunu talep etmesinin söz konusu olabileceğini belirterek, ''Yoksa, henüz soruşturma safhasına geçildiğini yeni bildiğimiz bir konu üzerinde askeri savcılığın kendini yetkili görmesi tartışılır bir konudur'' dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Anadolu Ajansı'nı ziyaret etti. Arınç'a ziyaretinde Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hilmi Bengi, Genel Müdür Yardımcıları Tahsin Aktı ve Ahmet Tek, Yönetim Kurulu üyeleri Salih Melek ve Sibel Tokgöz ile daire başkanları, ajansın çalışmalarıyla ilgili brifing verdi.
Arınç, ziyareti sırasında bir gazetecinin, bir basın organında yayımlanan haberde yer alan ve Ergenekon Davası sanıklarından Serdar Öztürk'e ait olduğu iddia edilen belgeye ilişkin sorusu üzerine, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi'nin dün bununla ilgili yayın yasağı getirdiğini ve belgelerden örnek alması haklarının kısıtlanmasına karar verdiğini hatırlattı. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şüphesiz Anayasamızın amir hükmü basının hür olması ve sansür edilememesidir. Bu konuda bir kısıtlama kararının getirilmesi, doğrusu bizi memnun etmez. Çünkü halkın bilgilenme hakkı bizim için çok önemlidir, özgürlükler önemlidir. Ancak hem Anayasamızda, hem de Basın Yasası'nın 3. maddesinde milli güvenlik, kamu düzeni vesaire gibi sebeplerle bu hakkın kısıtlanabileceği de ön görülmüştür. Dolayısıyla gerçekten tehlike ve vahamet arz eden bazı konular olursa bu konuda mahkemelerin kısıtlama kararı getirmesi de görevleri icabıdır.''
Birkaç günden bu yana bu husus üzerinde yayınlar yapıldığını, Ergenekon Davası kapsamında Silivri'de ağır ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılamada sanık durumunda bulunan Serdar Öztürk'ün, ev, iş yeri ya da ofisinde gerçekleştirilen aramada ele geçirilen bir belgeden bahsedildiğini hatırlatan Arınç, bu belgeyle ilgili talep üzerine yayın yasağı getirildiğine işaret etti.

SAVCILIĞIN KENDİSİNİ YETKİLİ GÖRMESİ TARTIŞILIR
Bununla ilgili dikkat çeken ilk konunun, askeri mahkemenin böyle bir karar verip veremeyeceği olduğunu belirten Arınç, şu değerlendirmede bulundu:
''Genelde bu tür haberler üzerine sivil mahkemelerin, savcıların talebi üzerine veya bizzat kendisinde dava görülen mahkemelerin talebi üzerine karar verilebildiği görülüyor. Askeri mahkemelerin böyle bir karar vermesi konusunda sadece bir örnekten bahsedilebilir. Aktütün Karakolu'na yapılan baskınla ilgili böyle bir karar geçmişte alınmıştır. Demek ki askeri mahkeme kendisini bu konuda yetkili ve yeterli görmektedir.''
Kararın içine bakıldığında bazı konuların dikkat çektiğini anlatan Arınç, ''Öncelikli olarak Silivri'de bir dava görülüyor. Bunun bir örgüt davası olduğunu da biliyoruz. Bu davada sanık olarak görünen bir kişinin ofisinde ele geçirilen bir belge varsa davayı gören mahkemenin bu konuda bir yayın yapma yasağı getirmesi ve bunu talep etmesi söz konusu olabilir'' dedi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yoksa henüz soruşturma safhasına geçildiğini yeni bildiğimiz bir konu üzerinde askeri savcılığın kendisini yetkili görmesi tartışılır bir konudur. Asıl dava Silivri'de ağır ceza mahkemesi tarafından görülmektedir. Oradaki savcılığın veya mahkemenin bu konuda bir ihtiyaç gördüğünü söylemek durumunda değiliz.
Kaldı ki, bu belgeyle ilgili olarak bu örgüt davasını takip eden savcılar bir inceleme, soruşturma yapacaklarsa bununla ilgili soruşturma safhası devam ediyor demektir. Dolayısıyla yeni bir iddianame hazırlanması, hem bu sanık, hem de bu sanıklarla irtibatlı olduğu bilinen kişiler varsa onlarla ilgili yeni bir dava açılması veya takipsizlik kararı verilmesi mümkündür. Dolayısıyla savcılar tarafından inceleme yapılan bir konuda askeri savcılığın kendini yetkili görmesi ve askeri mahkemeden bir karar çıkartması dikkatimizi çekmektedir.''
Bu belgeyle ilgili henüz bir suçlama ve suç tasnifi yapılmadığını, belgenin hangi suça ve örgüte işaret ettiği, gerçek olup olmadığı konusunda henüz bir soruşturma sonuçlanmadığını, iddianame tanzim edilmediğini veya takipsizlik kararı verilmediğini belirten Arınç, ''Dolayısıyla soruşturmayı yapanlar sivil savcılarsa ve görülmekte olan davayla ilgi ve irtibatı da henüz ortaya çıkmamışsa, bu belge üzerinde bir yayın yapma yasağının askeri mahkeme tarafından kendisini görevli addederek bir karar verilmesini ben doğrusu çok ilginç buluyorum'' diye konuştu.

-''SİVİL YARGIYA AİT BİR KURUMDUR''-
Mahkeme kararları üzerine itirazın mümkün olduğunu, zaten mahkeme kararının sonunda da ''en yakın askeri mahkemeye itiraz edilebileceğinin'' ön görüldüğünü anımsatan Arınç, şunlara dikkati çekti:
''Ancak, burada tartışma konusu olacak şeylerden bir tanesi, buna sivil savcı ve mahkemelerin mi karar vereceği, yoksa askeri mahkemelerin askeri savcının talebi üzerine karar verip veremeyecekleridir. Benim şahsi düşünceme göre, henüz çok fazla detaylarıyla incelememiş olmakla birlikte, bu belgenin 'Ergenekon Terör Örgütü' ismiyle bilinen ve halen yargılaması devam eden bir davanın sanıklarından birinin evinde veya iş yerinde ele geçirilmiş olması dolayısıyla bu davayla ilgi ve irtibatı bulunmaktadır.
Bu davayı gören ağır ceza mahkemesidir. Ağır ceza mahkemesi sivil yargıya ait bir kurumdur. Dolayısıyla onun gerek görmesi halinde bir yayın yasağı getirilmesi veya belgelerden örnek elde etme imkanının kısıtlanması söz konusu olabilir diye düşünüyorum.''

OLAYI KENDİ AÇIMDAN TAKİP EDECEĞİM
Bu konuda yeterli inceleme yapılmasını ve özellikle basın kuruluşlarının harekete geçmesini öneren Arınç, ''Benim basından sorumlu veya medya ile ilişkili bir Başbakan Yardımcısı olarak söyleyebileceğim şey, elbette kamu düzeni, milli güvenlik önemlidir. Elbette belgelerin karartılması ve çok kuvvetli şüphe veya delil varsa bunun üzerinde bir yayın yasağı getirilmesi mümkündür. Ancak böyle bir durum var mıdır, böyle bir durum varsa kararı hangi mahkeme almalıdır, bu konuda hukukçularımızın harekete geçmesini ve basın kuruluşlarımızın basının hukukuna sahip çıkmasını temenni ediyorum. Ben de olayı ayrıca kendi açımdan takip etmeye devam edeceğim'' şeklinde konuştu.
Arınç, ziyareti izleyen gazetecilerin, ''Bir kaç ay önce 'Ergenekon kapsamında tutuklanan bazı komutanlarla iyi ki savaşa girmemişiz' demiştiniz. Bu belge de sizi haklı çıkartıyor gibi. Bu konudaki düşünceniz nedir?'' sorusuna, ''Bu konuda ben yorum yapmam. Ama söylediğiniz durumla ilgili bugün önemli bir genel yayın yönetmeninin köşesinde bir yorum yapılmıştır. Ben bunu tüm halkımızın ve kamuoyunun dikkatlerine sunuyorum. Yoksa hükümet içerisinde yer alan bir bakan olarak benim tekrar bu konuşmam üzerinde bir şeyler söylememe gerek yok sanıyorum'' yanıtını verdi.
Ziyaretin sonunda, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Hilmi Bengi tarafından, Bülent Arınç'a İzlanda ziyareti sırasında çekilen fotoğraflardan oluşan bir albüm hediye edildi.
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-15-2009, 14:11   #5
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart
http://www.tsk.tr/10_ARSIV/10_1_Basi...009/BA_05.html
BASIN AÇIKLAMASI

TARIH : 15 Haziran 2009
SAAT : 12:25
NO : BA - 05 / 09

1. 12 Haziran 2009 tarihinde bir gazetede, Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi tarafından hazırlandığı iddia edilen bir planla ilgili haber yer almıştır. Konunun ciddi görülmesi üzerine, aynı gün derhal Genelkurmay Askeri Savcılığına konunun bütün boyutlarıyla soruşturulması emri verilmiştir.
2. Konuya ilişkin son durum hakkında, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından bugün kamuoyuna bilgi sunulmuştur.
3. Türk Silahlı Kuvvetleri, hukuk devleti ilkelerine, hukukun üstünlüğüne bağlıdır ve bu konulara ilişkin en ufak bir çekincesi de bulunmamaktadır. Ayrıca, bugüne kadar bağımsız Askeri Yargı tarafından uygulanan hukuki süreçler de ortadadır.
4. Türk Silahlı Kuvvetleri, daha önce de ifade edildiği üzere, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayan davranış ve düşüncelere sahip bulunan personelini bünyesinde barındıramaz.
5. Durum böyle iken;
a. Genelkurmay Başkanlığının, Askeri Savcılığa hemen soruşturma emri vererek, konuyu yargıya taşımasının öneminin ve nedenlerinin pek anlaşılamadığı gözlenmiştir.
b. Bazıları tarafından, konunun yargıya taşınmasının, olayın kabul edildiği şeklinde yorumlanması, sonuçlara ulaşılması ise her şeyden önce hukukun temel ilkelerine saygısızlıktır. Aksine bu tutum, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komuta Kademesi ve kurum olarak kendine olan güveninin ve bu konunun en kısa zamanda açıklığa kavuşturulması talebinin bir göstergesidir. Bu davranıştan, bazılarının rahatsız olduğu da ortadadır.
c. En azından soruşturma süreci bile beklenmeksizin, iddiaları hemen doğru kabul ederek veya doğru olabileceğini düşünerek, Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan açık veya ima yoluyla sözlü veya yazılı olarak yapılan yorumlar ve açıklamalar hiçbir şekilde kabul edilemez.
d. Askeri Savcılığa intikal ettirilen konuya ilişkin, soruşturmada belirli aşamalara ulaşılmadan, hemen açıklamalar yapılmasının beklenmesini de anlamak zordur.
6. Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından bugün açıklandığı şekilde, soruşturmada şu ana kadar elde edilen delillerden Askeri Savcılık, iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığının herhangi bir biriminde hazırlandığına ilişkin bir kanaate ulaşamamıştır. Kriminal inceleme sonucunda, belgenin sahte veya gerçek olduğuna ilişkin, Askeri Savcılık kesin bir kanaate varabilecektir. Önemli olan da, hazırlandığı iddia edilen belgenin sahte veya gerçek olduğunun, Askeri Yargı tarafından en kısa zamanda ortaya çıkartılmasıdır. Belgenin doğruluğu ispat edilirse, sorumluların yasalar çerçevesinde yargı makamları tarafından cezalandırılacağına ilişkin güvencemiz tamdır. Türk Silahlı Kuvvetleri bu konunun en yakın takipçisi olacaktır.
7. Eğer belge sahte ise, Türk Silahlı Kuvvetleri, bunun kimler tarafından ve ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılmasının da sonuna kadar takipçisi olacaktır.
8. Hukuk süreçlerine ilişkin kurumsal olarak, en ufak bir endişemiz yoktur. Haklı gerekçelerle yapılabilecek her türlü hukuksal girişimlere de açığız.
9. Hukuk devleti ilkelerine ve hukukun üstünlüğüne gereken bağlılığı ve hassasiyeti gösteren Türk Silahlı Kuvvetlerinin, herkes tarafından da aynı bağlılığın ve hassasiyetin gösterilmesini beklemesi, hakkı ve talebidir.
10. Türk Silahlı Kuvvetleri; ciddi, sağduyulu, görev ve sorumluluklarının bilincinde ve tahriklere kapılmadan görevinin başındadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-15-2009, 18:53   #6
Kullanıcı Adı
Yıldırım
Standart
Taraf gazetesinin 'AKP ve Gülen'i yıkma planı' başlığıyla manşetten duyurduğu belgenin Genelkurmay'a ait olmadığı açıklandı.

"Ergenekon dosyalarında Genelkurmay Harekat Başkanlığı'nın AKP'yi ve Gülen'i bitirme planı ele geçirildi." Taraf gazetesinin bu iddiasına askeri savcılıkca yayın yasağı konulmuştu. Askeri savcılık bugün konuyla ilgili açıklama yaptı.

O belge Genelkurmay'da hazırlanmadı
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, Taraf gazetesinde yayımlanan haberle ilgili olarak, “Askeri Savcılığımızca olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada şu ana kadar elde edilen deliller değerlendirildiğinde, ele geçirildiği iddia edilen belgenin, Genelkurmay Başkanlığının herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin bir kanaate varılmıştır” denildi.


Ensonhaber
Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Konu Kapatılmıştır


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi