![]() |
#1 |
![]() AK Parti hükümeti Kürt meselesindeki tavrıyla, etki açısından birçok siyasi aktörü geride bıraktı.
Kabul etmek lazım: AK Parti hükümeti Kürt meselesindeki tavrıyla, konunun birinci elden muhatabı DTP de dahil olmak üzere etki açısından birçok siyasi aktörü geride bıraktı. Şunu da kabul etmek lazım: Erdoğan hükümeti terörün yükseldiği bir dönemde bu konuda demokratik bir tutumu elden bırakmaksızın, demokratik haklardan ödün vermeksizin kararlı bir politika izlemeyi bilen “ilk siyasi iktidar” oldu. Bu durum “Türk siyasal sisteminin demokrasi konusunda aldığı mesafenin bir göstergesi”dir. Tepkisel dile başvurmadan, şiddete demokrasi içinde çözüm aramak, silahların bırakılmasının siyaset mekanizmasıyla mümkün olabileceğini söylemek ve buna “toplumsal destek” bulmak siyasi sistem kadar kazandığı esneklik kadar, belirli bir toplumsal olgunluğa da işaret etmektedir. Sevindirici olan odur ki, tüm endişelere rağmen genel olarak kamuoyu duygu ve öfke siyasetine prim vermemekte, siyasete güven kolay bir şekilde örselenmemektedir. Siyasi iktidar, terörün kurduğu tuzağa düşmeden, en önemlisi devlet mekanizmasının ve siyasi alanın kontrolünü elden kaçırmadan siyasi ağırlığını hissettirmeyi bilmektedir. Bu noktada Başbakan Tayyip Erdoğan'a elbet özel bir yer ayırmak gerekir. Terör eylemleri sonrası verdiği kontrollü tepki, gösterdiği direnç ve kullandığı dille Kuzey Irak ve ABD'yle ilişkiler konusunda sonuç almayı bilmiştir Başbakan. Bunun hemen ardından, hatta buna paralel olarak iç tansiyon çatısını aşağıya çekerek bir yandan krizi “normalleştirmesi” ve topluma güven aşılaması, öte yandan yurt içi ve dışına uyumlu ve siyasetçinin kontrolünde, dolayısıyla etkin bir Ankara görüntüsü vermesi “Başbakan'ın üslubu, cesareti ve kendisine güveni”yle yakından ilgilidir. Açıkçası Erdoğan şefliğinde AK Parti, “iktidar olduğundan beri ilk bu denli muktedir bir imaj vermekte”dir. “Muktedir olmak ile demokrat bir tutum arasındaki doğru orantı” şu aşama en sevindirici olan gelişmedir… Umarız böyle devam eder… 'Tüm bunlar ülkenin canını yakan siyasi şiddet ve Kürt meselesi açısından ne ifade eder' denebilir? Çok şey ifade eder… Önce şunu ifade eder: Sistemin yeni ve gerçekçi bir Kürt politikası oluşmaya başlamıştır. Bu politika kanımızca iki temel unsur üzere oturmaktadır ya da oturacaktır: 1. Kürt sorunu ile siyasi şiddet arasındaki bağları siyaset alanı geniş tutarak koparmak… 2. Siyasi temsil ya da sadece siyaset yoluyla her tür talebin ifade edilebildiği demokratik alan oluşumunu hedeflemek… Diğer bir ifadeyle Kürt sorunun tek bir parti tarafından ve tek somut bir projeyle yol almasından çok farklı aktörler arasındaki ilişkilerden hareketle gerçek aktörlerin ittifakıyla çözüme ilerlemesini öngörmektedir. Bunlar şimdiden ciddi ipuçlarını gördüğümüz yeni ve önemli gelişmelerdir. Burada kritik nokta birinci unsurdur. Kürt sorununu tüm ağırlığıyla, önemi ve ciddiyetiyle kabul ederken siyasi şiddetin belini bükmek, moda deyimle PKK'yı izole etmek nasıl olacaktır? İki imkan görünüyor… ABD ve Kuzey Irak yönetimiyle kurulan ilişkilerden hareketle ve çeşitli araçlarla PKK'yı bölgede etkisiz hale getirmek, ikincisi de silah bırakmayı sağlayacak yasal adımlar atmak… Bunların gerçekleşmesi siyasi adımlar ve siyasi bir süreç gerektirmektedir. Bu da yeni bir gelişmedir… Ve ihtiyaç, siyasi taşıyıcılaradır… PKK'yı temsil yerine ona alternatif olmayı bilecek, farklı bir dil kullanmaya açık siyasi taşıyıcılara… Demokrat bir tavrı benimseyecek ve bu işi üstlenecek DTP gibi… 24.Kasım.2007 08:16:28 ALİ BAYRAMOĞLU
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|