![]() |
#1 |
![]() Türköne'den Bir Döneklik Analizi
28 Aralık 2007 10:20"Emanet olan davayı kucakladım. Hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum. Geri dönersem vurun. Davadan döneni vurun" Türkeş'in kitabının arka kapağından. Kendisi de "ülkücülükten dönmek"le suçlanan yazardan ilginç bir döneklik analizi: Mümtaz'er Türköne/Zaman Dönekliğin hesabı Döneklik muhabbetleri saf retorikten ve polemikten ibarettir. Polemik, eleştirinin kişiselleştirilmiş halidir. Bizde eskiler buna "şahsiyyât" derlerdi. Anlaşabildiğimiz nokta "dönek" tabirinin "dönme" gibi inancını değiştiren insanlar için kullanıldığıdır. İnanç değiştirme ise baktığınız yere göre iki türlü olur. Hak yoldan yanlış yola dönene "mürted"; yanlış yoldan hak yola gelene de "muhtedî" denir. Marx'ın sosyal demokrasinin fikir babası olan Bernstein'i "dönek" sıfatıyla anmasından beri "döneklik" ideolojik tartışmaların, hizip çekişmelerinin neredeyse tuzu biberi olmuştur. Değişmeyen kural şudur: Örgüt içinde bir çıkar ihtilafı söz konusu olduğunda iktidarı elinde tutanlar saf inancın sahipleri, azınlıkta kalanlar ise "dönek"tir. "Emanet olan davayı kucakladım. Hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum. Geri dönersem vurun. Davadan döneni vurun" ifadeleri, 70'li yılarda Türkeş'in kitaplarından birinin arka kapağında yer alıyordu. Kitabın içinde yer almayan bu şiddet kokan cümleler, sonraki baskılarda çıkartıldı; ama bu sözlerin Türkeş'e ait olup olmadığı bugün hâlâ tartışılıyor. Merak edenlere doğrusunu ben söyleyeyim. Dönekliğe dair aşılması zor bu retorik İtalyan faşizminin yıldızı, II. Dünya Savaşı'nın İl Duce'si Benito Mussolini'ye ait. . Yine çok bilinen "Ben sizi sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye değil, bir büyük birliğe çağırıyorum" sözleri de bu kitapta yer almaktadır. Faşizmin gerçek teorisyeni Mussolini'dir. Franco'nun, Hitler'in de düşüncelerini ve muhakemesini örnek aldığı bu adam, aslında faşizmin basit bir formülünü verir. "Faşizm nedir?" sorusuna Mussolini'nin verdiği cevap şudur: "Benim o anda düşündüğüm şeydir." Mussolini'nin diğer faşist liderlerden çok farklı bir özelliğini de kaydedelim. Mussolini'nin mesleği gazeteciliktir. İdeolojiler tarihinin bütün döneklerini alt alta yazdığımız zaman karşımıza şu sonuç çıkıyor: Farklı düşünen, eleştiride bulunan, karşı çıkan herkes dönektir. Gücü elinde bulundurana biat etmeyen; keyfîliğe itiraz eden, hesap soran ve iktidarın denetimini isteyen herkes dönek olarak anılır. Buradaki "iktidar"ın bir ülkedeki hükümet değil, medyadaki de dâhil her tür kapalı devre örgütleri elde tutanlar olduğunu hatırlatayım. Aslına uygun kullanımı ise ideolojik örgütlere hâkim olanlara karşı çıkan herkes dönektir. Düşünmeden itaat edenler, düşünmeden onay verenler kendi kofluklarını ele verdiği için eleştirenlerden nefret ederler ve bu "dönek" sıfatını onlar için büyük bir memnuniyetle kullanırlar. Zamanın ve şartların değişmesine ayak uyduranlar; düşünceyi çağa taşıyanlar da, düşüncelerinden dolayı değil, kurulu iktidarları rahatsız ettikleri için "dönek" sıfatıyla ödüllendirilirler. Her türlü iktidar statükodan beslenir ve değişiklikten hoşlanmaz. Değişmeyi kavrayanlar ve çağı doğru okuyanlar statükoyu sarstıkları için dönek sınıfına dahil olurlar. Hürriyet'te Ahmet Hakan'ın benden sorduğu şey aslında tam da bu yüzden "Dönekliğin Hesabı"ndan başka bir şey. Neyi sorduğunu anlatmak için yine ideolojiler tarihinin ince polemikleri arasında "döneklik" ile "eyyamcılık (oportünizm)" arasındaki farkı açıklamak gerekecek. Bu farkı özellikle eyyamcılığı gizlemek için döneklik maskesi arkasına saklananlar ve "döneklik itirafları"na girişenler çok iyi bilirler. Bu durumun Türkçesi, çıkarı inançla savunmaktır. Çıkarı inançla savunmanın en kestirme yollarından biri ise başkalarından dönekliğin hesabını sormaktır. Ahmet Hakan'ın bana ait olmayan sözler üzerinden benden dönekliğin hesabını sorarken kendi "ayş eyyamı"nı döneklik üzerinden meşrulaştırmasına beni alet etmesi gibi. Dönekliğin macerası, eyyamcılıktan farklıdır. Anlatılması en zor meslek eyyamcılarınkidir. Ben hiçbir şey adına kimseden hesap sormuyorum. Sadece ve sadece sözün değer taşıdığı ve tartışıldığı bir ortam ve muhataplar arıyorum. Önümüzde bu sefer gerçekten tarihî bir fırsat var. Herkesin alışkanlıklarının ve ezberlediklerinin esiri olduğu bir hengamede birilerine de ezber bozmak görevi düşmeli.
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|