![]() |
#1 |
![]() Bir Hicret’in ardından
On iki gün süren Cidde, Riyad, Taif, Mekke ve Medine şehirlerini ‘avare’ gibi dolaşıp ‘dünya’ dan ayrı kalmanın sükunetini yaşadık... Bir ‘hiç’ ten ibaret dünya, gerçekten de rezil! Kuldan isteyenin zelil, Yüce Allah’tan isteyenin ise aziz oluşu gibi... Mekke’de görevimizi ifa edip, Sevgili Peygamber Efendi’mizin buyurduğu, iman, takva ve hicretin yeri Medine’ye vardığımızda sabah ezanı okunuyordu... Mekke’nin sıcağından Medine’nin buz gibi soğuk rüzgarını bağrımızda hissedince, hasta olduk... * Sevgili Peygamber Efendi’miz dünyadan göç edince hakiki âleme, devesi kime verilmek istenmişse kimse edepten almamış ve binmek istememiş... Hazreti Ebubekir’e (R.A) durumu bildirmişler... O da, “Bırakın, Medine sokaklarında dolaşsın” demiş... Kenti başıboş dolaşan deve, Peygamber Efendi’mizin defn edildiği kabri şerifin biraz uzağına kadar gelir ve iki gün boyunca ayakta durup seyreder... İki gün seyreder ve ardından ölür... Bu; devlerin değil, develerin aşkı! Yüce Allah’ın sevgilisi Sevgili Peygamber Efendi’mizin dünyadan hicret edişinin ardından, bir deve dahi o hasrete dayanamaz... Karşılığında ne mi kazandı? Cenneti... Hayvanlar aleminden cennete, Sevgili Peygamberimizin devesi ile birlikte Eshab-ı Kehf’in köpeği girecek... * Delice bir sevdanın adına; aşk dermiş eskiler... İşte tarif edilemez aşk bu... Sorgulanmaz ki! KIRK KAPI Mehmet Soysal
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|