|
![]() |
#1 |
![]() Benazir, Saddam hep aynı son Mine Alpay Gün [email protected] 01.01.2008 Geçen yıl son Aralık günlerinde Saddam idam edilmişti. İslam dünyası kurban bayramına hazırlanırken, önüne insandan birkaç kurban atılmıştı. Hoş İslam dünyası karalar bağlamamıştı bu idamlarla. Fakat ABD’nin bir an önce ipte görmek istediği Saddam’dan kurtulma telaşı üzerinde kimseler durmamıştı. Bu iyi silah alıcısı dostu, Müslüman halkları katlederken seyreden dünyanın belası Amerika; insanlar bayram hazırlığı ve yılbaşı telaşında iken ipi çekmiş, idam videoları çocukların bilgisayarlarına bile düşmüştü. Yeni bir Noel kutlaması esnasında insanlar çok meşgulken, çarşı Pazar alışverişte iken, sanki hep aynı günler kodlanmış gibi Benazir öldürüldü. Halkı için yoksulluğu kaldırma derdi olmadan ülkesini idare eden, gençlik ve güzelliği ile dünya medyasının pek alımlı bulduğu Butto’nun kızı, trajik bir şekilde ölüyor. Rice’in daveti ile yaşadığı İngiltere’den kalkıp ülkesine gelmişti. Onca karışık bir tablo da kendine bir yer bulmak, yeniden iktidarı görmek istemişti. Ama büyük şeytan; zaten karışık, yoksul, tarumar olmuş, terör ile ateşler içerisindeki ülkenin üzerine bir bidon benzin daha döküyor. Pakistan bir evladını daha kaybediyor. Kadınların umudu olmuş ama beklentileri hep boşa çıkarmış, zengin ailesini daha fazla zengin etmiş Benazir, tüm zarafetine karşın öldürülmekten kurtulamıyor. Cinayeti el Kaide’ye havale eden batı müsterih. Müslümanları terörle eşitlemekten ziyadesi ile memnun. Ne var ki açıklama gecikmiyor, el Kaide; “biz kadın öldürmeyiz” diyor. Benazir’in öldürülme görüntülerini Hollanda’da izliyorum. Kimsenin umurunda olmuyor. Müslümanların gerçi çeneleri titriyor. Hep İslam ülkeleri mi karışacak diye endişe ve çaresizlikle ekranlara kilitleniyorlar. Ne ki Amsterdam ya da Rotterdam sokaklarında yaprak kıpırdamıyor. İnsanlar robot gibi alışveriş yapıyorlar. Hiç korkmadan, hiç ürpermeden, hiç endişelenmeden . Bir bombanın kendilerini asla vuramayacağından öylesine emin, hayalet kadar sessiz sokaklardan geçip, buralarda yaşam var mı diye şaştığım evlerine gidiyorlar. Benzer durum Paris’de, Londra’da, Berlin’de de aynen yaşanıyor. İslam dünyası evlatlarını kaybetmiş, ülke karışmış, terör olayları ile canlar paramparça olmuş kimsenin umurunda değil. İstanbul’a dönüyorum, yine kimse ağıt yakmıyor. Kardeş bir ülkenin karışması, tüm İslam ülkeleri gibi benzer yazgılar taşıyışımıza, her seferinde can evimizden vuruluşumuza, kardeşkanı akıtan, bizi kamplara bölen emperyalistlere aldırmadan güllük gülistanlık bir yılbaşı kutluyoruz. Gazeteler tam sayfa şarap reklâmları veriyor. Ruhat Mengi en ince detayına değin hindi dolması tarifi vererek ne yaman bir ev kadını olduğunu tescilliyor. Yılbaşı eğlence programlarının ilanları ile masal kadar renkli bir dünyada yaşadığımıza inanasımız bile geliyor. Gözlerimizi gerçeklere kapatmamız beklenmekte. Her seferinde barutlarla doğranan, kocaman karışık tabaklara alınan, canlı birer dolma gibi sunuluşumuzu, bölünüp parçalanışımızı görmezden gelmemiz istenmekte.
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|