![]() |
#1 |
![]() MHP, yıllardır akamete uğratılmış başörtü yasağı konusunda, somut bir teklif önerdi. Doğrusunu söylemek gerekirse, AK Parti bile, bu kadar somut bir öneri ile karşımıza çıkmamıştı. Sorunu çözer mi, orası önemli değil. önemli olan, bu konuda bir partinin “duruş”unun, net olarak ortaya konulması. MHP, dünkü Anayasa değişikliği teklifi ile, “duruş”unu bize net olarak gösterdi: “Hizmet alımında, vatandaşlar arasında eşitlik sağlanmalıdır.” İşte görmek istediğimiz net tavır buydu. Bunun için; tüm başörtü mağdurları, MHP’ye bir teşekkür borçlular.. Olabilir; yasakçılar, yine de direnç gösterebilirler. Nitekim MHP’nin teklifi sabah açıklandı, hemen öğleden sonra, Yargıtay Başsavcısı makamındaki kişi, nice politikacılara taş çıkaracak politik açıklamasını yaptı. MHP’nin teklifine, daha CHP’nin karşı görüşü gelmeden, DSP’lilerin açıklamaları gelmeden, bir baktım ki, terör örgütü PKK’nın uzantısı olduğu herkesçe kabul edilen DTP’den (Hasip Kaplan) bir itirazda bulunulmuş... Bir de Yargıtay Başsavcısı’ndan!.. Aman Allah’ım.. Sen benim aklımı koru! Biri terör örgütüne destek vermekten kapatılmak istenen parti.. Diğeri de, terör örgütüne destek verdiği ortada olan o partiyi bir türlü kapattıramayan, hazırladığı iddianame ve talepleri yetersiz kabul edilen bir başsavcı.. İkisi buluşmuşlar, şimdi diyorlar ki: “Yasakçılık tek çare!” TBMM’nin büyük bir çoğunluğu (ki, CHP-DSP-DTP dışındaki % 75’lik kesimi temsil ediyor) yasağın kalkmasından yana!.. TBMM’deki azınlık ile, bürokrasideki egemenler diretiyorlar, “Yasak kalkmamalı!” Bence boş çaba bunlar! MHP’nin dünkü atağı ile birlikte, benim kanaatim o ki; önerilen teklifle çözümlenmese bile, hemen arkasından yapılacak yeni bir teklifle artık bu sorunun çözümüne gelinmiştir. Yasakçıların karşısındaki % 47 falan değil artık. Karşılarındaki sadece tek bir parti değil! Karşılarında AK Parti’siyle, MHP’siyle, DP’siyle, SP’siyle, BBP’siyle, bu ülkenin çoğunluğu var..AK Parti yasağın kalkmasından yana. MHP zaten dünkü teklifin bizzat sahibi.. BBP büyük ihtimalle destekliyor. TBMM’de temsilcileri olmasa da, DP ve SP de yasağın kalkmasından yana.. O halde kim takar, oy aldığı Güneydoğu’daki insanların bile yüzüne tüküreceği açıklamalar yapan siyasetçilerin açıklamalarını?. Kim takar, kanundaki görevinin dışına çıkıp, partilerin çalışma alanlarını belirlemeye kalkışan, “Bu değişikliği yaparsınız, şunu yapamazsınız” açıklamaları yapan başsavcıyı?. Herkes, kanuni görevleri ile sınırlı olarak, kanundan aldığı yetkiler dahilinde faaliyet gösterdiği takdirde saygı görür.. Kanunda olmayan bir yetkiyi kullanmak, daha doğrusu gasbetmek isteyene, kimse alkış tutamaz! Bir başsavcı, muhalefetteki bir partinin, somut bir anayasa değişikliği teklifi üzerine, nasıl basın bildirisi hazırlar? Kimden alır bu yetkiyi? Açsın kanunu, göstersin bize, Yargıtay Kanunu’nun neresinde yazar “İktidar partisi ile muhalefet partilerinden birisi, bir konu hakkında Anayasa değişikliği ile ilgili çözüm önerileri üretirlerse, Yargıtay Başsavcısı müdahil olur” diye? Buyursun göstersin.. Gösteremiyorsa, otursun kendi işine baksın. “Ben, siyasi partiler hakkında kapatma davası açma yetkisi olan bir kamu görevlisiyim” diyebilir başsavcımız. O zaman ne duruyor, açsın kapatma davalarını. Birincisini AK Parti’ye. İkincisini MHP’ye. üçüncüsünü DP’ye.. Dördüncüsünü ANAP’a, beşincisini SP’ye, altıncısını da BBP’ye.. Açsın kapatma davalarını ve kapattırsın tüm bu partileri.. Ondan sonra da, oturur krallığını ilan eder artık. Varsa arkasından gelecek birkaç kişi! Gerçekten hayret etmemek elde değil... Bir başsavcı kalkmış, Anayasa değişikliği ile ilgili bir önerinin, siyasi partiler tarafından yapılamayacağını ileri sürüyor! O zaman niye kurulmuş o siyasi parti? Halk niye oy vermiş o partiye? Her şeyi Abdurrahman efendi biliyorsa, niye halkın % 47’si AK Parti’ye, % 14’ü de MHP’ye gidip oy vermiş?! Abdurrahman efendi her şeyi biliyor, neyin değişip neyin değişemeyeceğine o karar veriyorsa, ne gerek var AK Parti’ye, ne gerek var MHP’ye?.. Abdurrahman efendi yönetsin bizi.. Adını da, cumhuriyet falan koymayalım tabii ki! “Abdurrahman efendi krallığı” diyelim.. Veya kendisine destek veren DTP’li Hasip Kaplan’ın da ismini ekleyelim krallığa... Kendi kendimizi avutmayalım, “demokrasi, cumhuriyet, seçim” diye.. Ama unutmayalım, Abdurrahman beyden önce de benzer merakta savcılarımız vardı.. Emekli olunca, girdiler bir partiye.. Aldılar % 1 oyu, anladılar, halkın kimden yana olduğunu.. Dolayısıyla, kimse kendisini halkın üstünde görmemeli.. Kanunda olmayan yetkiyi kullanmaya kalkmamalı.. Türkiye 1900’lerin Türkiyesi değil artık! Ali KARAHASANOĞLU / VAKİT 18/01/2008
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Reca ederim...
|
|
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|