AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



 
Stil
Seçenekler
 
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 05-08-2011, 23:44   #1
Kullanıcı Adı
Özgür Çağrı
Thumbs up HAŞEVİ.
HAŞEVî

Nasıl bir insan bu?

Tam bir Haşevî.

Arapça "h-ş-y" kökünden türetilmiş bir kelimedir Haşevî. Batın bölgesinden bulunan dalak, karaciğer, işkembe ve benzeri şeylerin hepsine birden el-haşa denilir. Aynı kökten türeyen Hışve Huşve, bağırsaklar anlamına; "Mahaşî" ise kıç manasına gelmekte, yahut ondan kinaye olarak kullanılmaktadır. "El-Haşiyyetu", kadınların kendilerini gelişmiş, yapılı göstermek için giyindikleri altlığın adıdır. "El- İhtişa" ise, doldurmak anlamındadır. Kadınların özel günlerinde kullandıkları pamuğun adı da "el-Haşv"dır; bu aynı zamanda yatak, yastık dolgusu olarak da kullanılan pamuğun da adıdır. Eğer sözü yahut insanı niteleyen bir sıfat olarak kullanılırsa el-Haşv; İtimat edilmeyecek boş söz veya kimse anlamına gelir. Mesela şiirde lüzümsuz ve faydasız olarak zikredilen ziyade ifadelere "Haşv" denir.

(Mehmet Emin ÖZAFŞAR/İdeolojik Hadisçiliğin Tarihi Arka Planı/23/ Ankara Okulu Yay.)

Türkçe kullanımda da aynı kökten türemiş "Haşat" kelimesini argoca ifade ederiz. İşe yaramaz, paspal, zıvanadan çıkmış, pespaye vs. anlamlara gelir.

Haşevî sıfatı, Hicri üçün cü yüzyılın ortalarında, İslam dinini vahy dini olmaktan çıkarıp, rivayet dini haline getiren, hadis toplayıcılarına verilen bir sıfattır. Ahmed b. Hanbel`in vefatından sonra tavan yapmışlardır.

Haşevîlerin mesleği hadis toplamak ve topladıkları hadisleri de halk arasında yaymaktı. Bu iş öylesine popüler ve öylesine rant getiren bir işti ki, hem maddi kazançlar hem de sahte mansıplar (manevi makamlar) sağlıyordu.

Zalim sultanların yönetimleri altında cehaletin zirvesinde yaşamakta olan zavallı müslüman halklar, Haşevîlerin uyduruk, İslam`a aykırı ve akıl dışı rivayetleriyle dini öğrenir olmuşlardı. Öyle ki, aradan nerdeyse bin yıl geçmesine rağmen, müslüman halklar nezdinde Haşevîlik hâlâ prim yapmakta ve İslam dini hâlâ, rivayet dininin esareti altında bulunmaktadır.

İbn-i Asâkir`in de dediği gibi; Değil bir muvahhidin, bir mülhidin bile hoş göremeyeceği derecede çirkin, iğrenç, bid`at ve hayasızlıklar saçıyorlardı.

Haşevîler, İslam dinini anlamak için aklını kullanan kim varsa hepsini tahkir ve tekfir ederek, saldırdılar. Bu saldırılarından ne Mu`tezilîler ne Şafiîler ne de Hanefîler kurtulabildi. Aklını ve reyini kullanan herkesi İslam`ın dışına atarak, ağır sövgülerde bulunup, ağır suçlamalarla, sünnetin dışına çıkmakla itham ettiler. Onlar için geçerli tek delil, rivayetlerdi. İşi o dereceye kadar ilerlettiler ki; rivayetlerin, ayetlerin hükümlerini ortadan kaldırdığına kadar götürdüler.

İslam`dan önceki cahiliye devri milletlerin dinlerinden arta kalan ne kadar batıl varsa, hepsini bir bir hadis adı altında toplayarak, adı peygamber olan altın bir tasın içine pislikleri koyarak, müslüman halklara sunmaktan zerre kadar utanmadılar.

Allah Teala hakkında ne aklın ne de vahyin tasdik etmeyeceği yakıştırmalarda bulundular. Gerek Ehl-i Kitab`ın, gerek İran dinlerinin ve gerekse de Bizans felsefelerinin ne kadar şirke bulaşmış tanrı telakkileri varsa hepsini Allah Teala`ya yakıştırdılar. Eğer, kafalarına göre hadis bulamazlarsa oturup, yüzlerce, binlerce uydurdular.

Biz müslümanlar, dünyanın dört bir yanında hâlâ, onların bu saçmalıkları ile İslam dinini anlamaya gayret ediyoruz, maalesef... İslam dini hâlâ bir vahy dini olarak değil, bir rivayet dini olarak tanımlanıyor, müslüman toplumlarda. Onların uydurdukları ve uydurulmuş İslam dışı hadis rivayetleri ile, kurduğumuz İslam devletlerinin anayasalarını dahi yapmaya devam ediyoruz, ne yazık ki...

Haşevîye göre bir hadisin zayıfı veya sahihi olmaz. Değil mi ki, kimi eserlerde yer almıştır, o halde o söz ayet gibidir. Diyelim ki senin kafan almadı ve aklın yatmadı, o halde nasipsiz olan sensin, hadiste hiç bir kusur bulunamaz.

Mesela Haşevî, kertenkele öldüren birinin büyük sevaplar elde edeceğine dair bir rivayet söyledi ve sen de "Bu nasıl olur, mümkün müdür?!" diye şüphe ile baktın. Haşevî, hemen o rivayetin arapçasını bir ayet-i kerime okur gibi okur ve Allahu Teala`nın böyle hikmetlerinin de olduğunu söyleyiverir. Senin buna hala kafan basmıyorsa, "Eh, sen sünneti inkar ediyorsan ben ne yapayım, Allahu Teala sana sünnet ehli olmayı nasib etmemişse ne diyeyim!" deyiverir ve sen kendini cehennemin dibinde buluverirsin.

Eğer sen, "Ben, Kur`an-ı Kerim`de hiç böyle bir emir veya tavsiye görmedim. İslam tarihinin içinde de Hz. Muhammed`in (aleyhisselam) elinde bir sopayla, sevap kazanmak için kertenkele avı partisi düzenlediğine dair bir bilgi okumadım. Ne Bilal-i Habeşî`nin, ne Habbab bin Eret`in ne de diğer mümtaz ashabın, "Haydin arkadaşlar, boş boş oturmayalım, sevab heybemizi doldurmak için kerkentele cihadına çıkalım" dediklerine dair bir şey okumadım, duymadım" dersen, haşevîye göre o dakika hem sünneti inkar etmiş oldun hem de ahiretini kaybettin demektir.

Haşevî, zemzem suyunun çok büyük bir kutsallık içerdiğini ve hatta mümin ile münafıkın arasındaki farkın alameti olduğunu söyler, sen de kazârâ, "Yahû, bu su bu kadar kutsaldı da Allah Teala niçin bir kez olsun adını anmadı, bir kutsallığı bulunmadığı halde zeytinden incirden söz etti de niye zemzemden söz etmedi?" diye şaşıracak olursan, o, senin İslam dininden ve sünnetten sapmış bir şaşkın olduğunu hemen ilan edecektir.

Haşevî, aklını çöpe atmıştır ve senden de aynısını yapmanı ister. Rivayet dinine ait hükümleri okuduğunda, bunların akılla veya dinle ilgisinin ne olduğu onu ilgilendirmediği gibi seni de asla ilgilendirmemelidir.

Haşevî, Allah Teala`nın arşına, putlaştırdığı peygamberi oturtmaktan da asla ictinab etmez. Hem Allah Teala hazretlerine hem de peygambere ağır hakaretlerde bulunur ama, bunun farkında bile olmaz. Farkında olup, olmaması da önemli değildir aslında. Haşevînin derdi, kustuğu şeylerin neler olduğunun farkında olmak değil, kurduğu tezgahın istikrarlı bir şekilde devam edip etmediğidir.

Haşevî, en değerli İslam aliminden daha fazla dinleyici bulur kendisine. Bu çok doğaldır. Hicri üçün cü yüzyılda bir Heşevî etrafına onbinlerce dinleyici toplayabiliyormuş. Bu, şaşırılacak bir şey değil. Allah Teala`nın dediği gibi, onların ekserisi şirk koşmadan Allah`a iman etmezler.

Haşevînin okumaktan kaçtığı iki ayet-i kerime yazarak, yazıyı bitireyim.

Doğrusu o Kur`an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ileride ondan sorguya çekileceksiniz. (Zuhruf Suresi: 44. Ayet-i Kerime)

İşte bunlar, Allâh`ın âyetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah`tan ve O`nun âyetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar? (Casiye Suresi 6. Ayet-i Kerime)



CananOsman Aran

 

  Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
 

Etiketler... Lütfen konu içeriği ile ilgili kelimeler ekliyelim
cübbeli, din, haşevi, kertenkele, mafyacılığı, sevap, şarlatanlık


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi