![]() |
#1 |
![]() Göstermelik hareketler her zaman yapana zarar veriyor.
Tıpkı CHP’nin bu yerel seçim öncesinde yapmaya kalkıştığı “çarşaf açılımı” gibi. CHP’nin Eyüp Alibeyköy’de attığı adımın samimi olmasını yürekten arzu etmiştim. Biliyordum ki bu ülkedeki toplumsal sorunlar, ancak o fikirlerin sahipleri gibi görünenler tarafından yapılabilirdi. Hazine arazilerini mülkiyetlerine geçirmek isteyen soyguncuların oraları meşrulaştırmak için cami yapmalarına CHP’nin engel olmaya kalkışması çok zor olurdu. Hırsızlıklara meşruiyet kazandırmak amacıyla yapılan camiyi, öteki kaçak evlerle beraber ancak AK Partili ya da SP’li bir yönetim yıkabilirdi. CHP, böyle bir şeyi yapmaya kalkışsa, “bu zihniyetten başka ne beklenir ki?” diye damgalanmaktan korkar. Ya da bu ülkede yaşayan Ermeni, Yahudi ya da Rum azınlığın haklarının en iyi şekilde ancak MHP tarafından korunabileceği gibi. Tıpkı bunlar gibi bu ülkenin kanayan yaralarından biri olan başörtüsü sorununun da ancak CHP’nin lokomotiflik yapması ile kolayca çözülebileceğine inananıyordum. Hala da aynı görüşteyim. Ne var ki “çarşaf açılımı”nın mostralık olduğunu iddia edenleri haklı çıkaracak bir çok gelişme yaşandı. Son talihsizlik ise Bağcılar’da Kemal Kılıçdaroğlu’unun seçim otobüsünde ortaya çıktı. İnsanlık dışı olayın detaylarını Show Ana Haber’de izlemiş olmalısınız. İzleyemeyenler Haber 7’deki videodan haberin detaylarını görebilir. Yaşlı bir kadın çarşaflı olduğu için Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim otobüsünden aşağı indiriliyor. CHP’li magandaların arasına düşen yaşlı kadın, “AKP provakatörü” olduğu iddiasıyla hırpalanıyor. Bu da yetmiyor, sırf AKP’li diye yüzüne tükürülüyor ve çarşafı yırtılıyor. İşin garip tarafı ise çarşaflı kadının, yılların CHP’lisi 65 yaşındaki Kıymet Özgür olduğunu biz CHP’nin fiili İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’den öğreniyoruz. Kıymet Özgür, enteresan bir kişi. 1989’da Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen birisi. www.kimyetozgur.com isimli sitesinde anlattığına göre, geldiği günden bu yana CHP’li. Sitesinde bazı eleştirilerde bulunuyor ama samimi CHP’li bir kişi. 1989’da Bulgaristan’dan “Büyük Göç”le Türkiye’ye “topluluğa uyup” gelmiş. Ancak, orada yapılanların doğru taraflarını görüp bunu Genel Başkanı Baykal’a aktarmak için mektup yazacak kadar “hakkaniyetli”. 1999’dan bu yana CHP’den 3 kez aday adayı olmuş. Ama partisi aday göstermemiş. Son yaptığı çıkışı ise aslında CHP’li magandaların öne sürdükleri gibi gerçek provakatörlük. Ama bu kışkırtmacılığı AKP adına yapmıyor. Tam tersine çarşaf açılımını bir tür protesto etmek amacıyla yapıyor. Kıymet Özgür, bırakın çarşafı, normalde başını örtmeyen birisi. Bu çıkışın CHP’ye bir şey kazandırmayacağını anlatmak istiyor. Cafesiyaset’in haberine göre, bunu yapmak isterken çok farklı şeyler yaşadığını ve öğrendiklerinin kendinde şaşkınlık yarattığını anlatıyor. Bu konu daha epey tartışılacağa benziyor. Ben bu vesile ile bir iki noktaya temas etmek istiyorum. Birincisi, başı açık olan birisi, kafasına çarşafı geçirip, kapalılar adına çok kolay provakatörlük yapabiliyor. Başı örtülü birinin tersi bir eyleme kalkması çok daha zor. İkincisi, partilerin tepesinde bazı adımlar atılmaya atılsa da bunun tabanda sahiplenilmesi çok da kolay olmuyor. Partililerin bilinç altlarındaki temel program aynen çalışmaya devam ediyor. AK Partililer’in Refah tabanından gelmeyenlere hala “misafir” gözüyle bakmaları gibi, CHP’liler de başörtülü birini gördüklerinde onları hemen “AKP’li” ya da “AKP’li provakatör” yaftasını yapıştırıyorlar. Şimdi konuyu burada bir adım daha ileri götürüp tersine bir olay yaşansa ne olurdu ona bakalım. Bağcılar’da yaşanan olayı tersine bir simülasyona çevirelim. Yani? Yanisi şu. Dekolte bir kadın, AK Parti’nin seçim otobüsüne biniyor. Kadir Topbaş’la görüşmek istediğini söylüyor. Bunu da biraz çığırtkanca yapıyor. Sonra da işgüzar partililer, bu kadını hırpalamaya başlıyor ve otobüsten aşağı atıyorlar. Dahası bir de kıyafetini “fazla edepsiz” buldukları için üzerine bir şeyler örtmeye kalkıyorlar. “CHP ajanı” diyerek bu kadına tükürmeye başlıyorlar. Bu olayı çekmeye kalkışan basın mensuplarına da ağza alınmayacak küfürler yağdırıyorlar. Böyle bir tablo yaşansa idi ne olurdu dersiniz? Aklınızdan geçenleri yorumlarınızda paylaşabilirsiniz. Ama benim tanıdığım Doğan Medyası ve CHP taifesi kolkola verir ortalığı ayağa kaldırırlardı. Kıyameti koparırlardı. Ne Atatürk devrimleri kalırdı, ne Cumhuriyet... Hızını alamayan partili-gazeteci taifesi, askeri göreve bile çağırırlardı. “Ordu göreve” naraları atardı. Ünal TANIK / Haber 7
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir) | |
|
|