10-13-2008, 21:30 | #1 |
Sükûtun Çığlıklar-M.Fethullah Gülen
Sükûtun Çığlıklar-M.Fethullah Gülen Yıllar var ki, sükûtun çığlıkları hep sesimin önünde uğulduyor; zulmü lânetlemek, zalimin yüzüne tükürmek, müfterîye ağzının payını vermek, mütecâvizin sesini kesmek, komplocuya "yeter artık" demek tâ dilimin ucuna kadar geliyor ve tabiatımın cidarlarını zorluyor; ama, kimseye bir şey diyemiyor/demiyor; Allah'ın görüp bildiğini düşünüyor, olup bitenleri kaderin mutlak adaletine bağlıyor, bir iki yutkunuyor; sonra da yeniden bütün hiddet ve şiddetimi her zaman muhabbetle çarpan kalbime emanet ediyor; karakter, düşünce ve üslûbumun hatırına herkesin yalan-doğru sesini yükselttiği durumlarda ben bir "Lâ Havle" çekip "Buna da eyvallah" demekle yetiniyorum. Gerçi böyle davranmak çok defa zalimi cesaretlendiriyor, müfterîyi daha da küstahlaştırıyor, mütecâvizleri saldırganlığa sevk ediyor; ama, ben kendi kendime: "Ne de olsa bunlar da insan, bir gün insan olduklarını düşünür ve bu tür münasebetsizliklerden vazgeçerler." diyor –bu bir hüsnüzan belki de kuruntu– herkesin insafa geleceği bir eşref saat beklemeye koyuluyorum; koyuluyor ve içimde oluşan değişik dalga boyundaki hafakanları ve çok defa mülâyemet hislerimi zorlayan fırtınaları sebepler üstü nevzuhur beklentilerle yumuşatmaya, göğüslemeye çalışıyor; hatta yer yer derûnî bir sükût murâkabesine dalarak âdeta kendi his dünyamın dışına kaçıyorum. Kıymetli kitap dostları, Beraber yola çıktığımız okuma faaliyetinde 13.1008-27.10.08 tarihleri arasında Sükûtun Çığlıkları kitabını okumayı kararlaştırdık ve kitapla ilgili değerlendirmelerimizi bu başlık altında değerlendirmenin uygun olacağını düşündük.. Bu başlık altında kitapla ilgili müsbet yada menfi fikirlerimizi belirterek kitabın daha iyi anlaşılması yolunda adımlar atacağız inşallah.. Katkılarınızla :1a::gul3: Selamlar
|
|
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
11-03-2008, 00:02 | #2 |
Ben bu kitabın okunmasını tavsiye etmiyorum bunun yerine Ehli Sünnet Akaidi - Mehmet Zahit Kotku Hz. okumanızı şiddetle tavsiye ederim Ehli sünnetin dışındaki kitaplar insanı uçuruma Sürükler Allah muhafaza..!
|
|
11-03-2008, 11:45 | #3 |
Eror kardeşim , Mehmet Zahit Kotku Hz. nin kitabını ( şiddetle )tavsiyede bulunmuşsun pek tabiki çok güzel, fakat güzel olmayan senin diğer kitaplara karşı yada yazarlarına karşı şiddetle karşı duruşun , uçurum olarak gördüğün fikir üstadlarından birisi olan M.Fethullah Gülen hoca efendinin fikirleri ve yazdığı kitaplar sayesinde islamiyeti anlamaya çalışıp gönlünü huzura kavuşturan insanlara haksızlık ediyorsun. Uygun olan biran evvel lisanına çeki düzen vermendir.
|
|
11-03-2008, 19:37 | #4 | |
Alıntı:
Evvelen tavsiye ettiğiniz kitap için teşekkür ederiz lakin bu başlığı okunan kitap hakkındaki yorumlar için ayırmıştık. Kitap tavsiyeleri için bu başlığı kullanmanızı rica ediyoruz Saniyen, okumamamız gerektiğini beyan ettiğiniz kitap hakkında bizim de fikir sahibi olabilmemiz için önce "okumamız" gerekiyor. Biz kalıplar üzerine düşünmek yerine hakikati aramaya talibiz. Eğer bizimle yürümek isterseniz buyrun kitabı beraberce okuyalım ve eleştireleri okuduktan sonra yine "kitaptan istifade etmek" amacıyla dile getirelim. Salisen, kitabın ehl-i sünnet harici olduğunu beyan etmişsiniz, bunu neye dayandırdığınız, bu intibaın hangi satırları okumanız sonucunda uyandığını yazarsanız yorumunuz anlam kazanacaktır ve bizim içinde bir fikri mütalaa imkanı doğacaktır. Rabian, lütfen bir kitabı değerlendirirken sarfettiğiniz cümlelerin o kitabın yazarını töhmet altında bırakacak ifadelerden hali olmasına dikkat ediniz. Unutmayın ki alimlerimiz bizim hazinelerimizdir ve onları kaybettikten sonra vaveylamız hiçbirşeyi geri getirmeyecektir. Hamisen, uçuruma düşecek insanları kurtarmanın en güzel yolu daha güzelini onlara sunmakla mümkündür. Biz aramakla bulabileceğimizi, bulamasak da o yolda ilerlememiz gerektiğini düşünüyoruz ve balı elde etmenin yolunun her "çiçek"ten öz almak olduğunu biliyoruz. Peki böyle düşünen kullarının ayaklarını Rabbim neden kaydırsın ki? Buyrun kitabı beraber okuyalım ve bir asla dayanarak yorumlarımızı ifade edelim. Bekleriz... |
||
11-10-2008, 12:15 | #5 |
ARkadasımız mücahid ruhlu mazur görün efendim Zamanında bizlerde böylesine dogmatik tavırlar sergiliyorduk ancak baktık ki bizim faydadan çok zararımız dokunuyor insanlara........ artık daha hassas daha yapıcı kazanma kaygısıyla hareketi kendimize düstur ittihaz edindik ama bedelsiz ama ivazsız ama tavizsiz
|
|
11-10-2008, 19:08 | #6 |
Sükûtun Çığlıkları!...
Kitap içerisinde altını çizdiğim birkaç nölümü yazmakla başlıyıcam. Yorumumuda fazla uzatmıyıcam. Sn. M. Fethullah Gülen her bölüme, kitaba yansıttığı her kelimeye samimi düşüncelerini aktarmış. Yalnız empati kurmak gerek biraz. İlim ve araştırma aşkı: Bizler uzak geçmişimiz itibarıyla oldukça parla, şimdilerde ise zavallılardan zavallı birer zamanzede olmamıza karşılık; onlar o kapkaranlık mazilerinden intikam alıyormuşcasına, ellerinde ilim meşalesi fersah fersah önümüzdeler ve insani değerlerde olmasada ilim ve araştırmadaki faikiyetleriyle bize karşı caka yapmaktalar. (Ne yazık ki hala neler kaybettiğimizin farkında değiliz, farkındayız ama değiliz… Kaybettiklerimizi kazanmak için hiç bir şey yapmıyoruz. Birilerinin bizim yerimize yapmasını bekliyoruz. Beklediğimiz süre içindede kaybetmeye devam ediyoruz.) Şafaklar üst üsteydi: Ne soy ağacına saygı kalmıştı ne de onun meyvelerine itibar; ağacın köküne baltalar inip kalkıyor ve bin senelik mirasımız ecdada inat çöplüğe atılıyordu. Münafıklık en mergup bir (Uygun görlmeyen kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)(Uygun görlmeyen kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)(Uygun görlmeyen kelime. Yönetimle irtibata geçiniz)(Uygun görlmeyen kelime. Yönetimle irtibata geçiniz) halini almış ve her taraf nifakla inliyordu. Aldatma maharet sayılıyor; takiyye, profesyonel takiyyeciler elinde Müslümanları karalama adına altın çağını yaşıyordu. Gafletle Geçen Yıllar: Uyur –gezer gibidir gafil; yürür, fakat yürüdüğünün farkında değildir.Birşeyler yapar ama ne yaptığını tam kestiremez. Hedefsizdir, çok defa abesle iştigal eder; ederde hep yürüdüğü yollara ve içinde yaşadığı zamana yenik düşer…. …. Gafiller nimete nimet demez, ihsanı ihsan bilmez, ikaza kulak vermez;bela ve musibetlere gelince , azıcık inançları varsa onuda kadere verir ve taktiri taşa tutarlar…. (Gafil, gafil olduğunun farkına varır bir + kazandığını düşünür. Gafil olduğunu bilir ama gafletten uyanamaz, sadece içinde bulunduğu ruh halinin ismini benimser, bilir. gaflet içinde hezimete uğramaya ve uğratmaya devam eder…) Şefkat: Şefkatte öyle bir güç vardır ki, onunla en katı kalbler yumuşar,en mütemerrit ruhlar dize gelir ve en korkunç düşmanlıklar bile onun karşısında “pes” eder. Kini- nefreti çözecek bir iksir varsa o, şefkat; şiddeti, hiddeti düşmanlığı ters yüz edicek bir silah varsa o da yine şefkattir. Şefkat eden insan, ötelerin dilini kullanan ruhanilere eş bir gönül insanı ve cehennemler gibi köpüren öfkeleri söndürmede de manevi bir itfaiyecidir. O, şefkat lisanıyla konuşurken zulüm ve adavetin dili tutulur; yakıp yıkmaya kilitlenmiş ruhlarında eli kolu bağlanır… ve yolsuzlar yola gelir. (İnsanına göre değişir, siz ona merhametle yaklaştıkça o sizden faydalanmaya, sizin tutumunuzu kendi lehine çevirmeye çalışır. Kibirlenir kendini vazgeçilmez gibi görür. Nimetin, karşısındaki insanın yüreğindeki şefkat ve merhamet olduğunu algılayamaz. O, nimetin kendinde olduğunu düşünür ve kaybeder… benim fikrimdir.) Onunla yumuşayıp yola gelmeyenlerinde hakkından Allah gelir… …. Bir parça zahmete katlanıp, susamış bir köpeğin susuzluğunu gideren ahlaksız bir kadının Cennet’e; aksine, evindeki kediyi aç bırakıp onun ölümüne sebebiyet veren bir tali’sizin de Cehennem’e Hazreti sadık u Masduk beyan ediyor… Kitapta genel olarak ele alınan sistemde insanlar tarafından oluşturulan hatalara/yanlışlara sitem; çözüm yolları için de anektotlar var. Herkesin içinde biriktirdiği fakat; hep birlikte seslendiremediği/dillendiremediği yanlışlara isyan. Ortada bir çelişki yokmudur? Sistem yanlış, sistem hatalı, sistemi oluşturanlar huzursuz ve şikayetçi. Sistemin içindeyiz ve bireysel olarak yaptığımız bir çok şey birikince genel olan sorunlar meydana geliyor. Sonuç olarak sistemi oluşturan bizler bireyler, kendimizi hesaba çekiyormuyuz? Yanlışlarımızı görüp düzeltmek için çaba sarfediyormuyuz? Yoksa sadece bireyler çığlıklarını içine gömmeklemi yetiniyor? “Her doğru her yerde söylenmez” bazen çığlıkları bastırmak gerek derler. Katılmıyorum… Gerektiğinde yüksek sesle bağırmak Sükût’u çığlıklarla bozmak gerek… Hepimize biçilmiş bir ömür, yazılmış bir kader, seçmemiz gereken yol ayrımları, içinde bulunmamız gereken ve parçası olduğumuz sebepler zinciri var. Hepsinden önemlisi uymamız gereken kurallar ve sonunda kazanmamız gereken bir sınav var. İşte burada akıl devreye giriyor… |
|
11-10-2008, 19:57 | #7 | |
Alıntı:
|
||
11-10-2008, 22:17 | #8 |
Kıymetli yalçın hocam ve Feyza'nın yorumları farklı dünyaların zenginliklerini müşahade etme imkanı verdi bizlere. Kendilerine çok teşekkür ederim, inşallah sınavlarım bittikten sonra ben de bu yolculukların içine dahil olmak isterim..
Feyza kardeşim önemli hususlara dikkatimizi çekmiş özellikle "Sonuç olarak sistemi oluşturan bizler bireyler, kendimizi hesaba çekiyormuyuz?" sorusuna dikkatlerimizi çekmesi çok isabetli olmuş bence. İslam dininin özellikle üzerinde durduğu husus müslüman bireyi sürekli düşünmeye, yaşadığı hayatı sorgulamaya, kendini hesaba çekmeye davet etmektir . "Akıl" denen mefhum böylelikle anlam kazanıyor ve "düşünmez misiniz?" "akletmez misiniz?" soruları şahsımızda muhatab bulmuş oluyor.. Bir insanın sürekli ilerlemesi için sürekli sorgulaması, "nefis muhasebesi" ile hayatını idame ettirmesi gerekir. Bunu içtenlikle ifa edebildiğimizde ilerlemeye dair büyük bir adım atmış olacağız inşallah.. Evet, bunları söylemek de belki kolay ama amele geçirmekte hepimizin nakısaları var. Belki bu nakısaların onarılması da yine nefis muhasebelerimiz ile düzene girecektir... Feyza kardeşim, yorumunuz için çok teşekkür ederim.. ""Şefkat: Şefkatte öyle bir güç vardır ki, onunla en katı kalbler yumuşar,en mütemerrit ruhlar dize gelir ve en korkunç düşmanlıklar bile onun karşısında “pes” eder. Kini- nefreti çözecek bir iksir varsa o, şefkat; şiddeti, hiddeti düşmanlığı ters yüz edicek bir silah varsa o da yine şefkattir. Şefkat eden insan, ötelerin dilini kullanan ruhanilere eş bir gönül insanı ve cehennemler gibi köpüren öfkeleri söndürmede de manevi bir itfaiyecidir. O, şefkat lisanıyla konuşurken zulüm ve adavetin dili tutulur; yakıp yıkmaya kilitlenmiş ruhlarında eli kolu bağlanır… ve yolsuzlar yola gelir. (İnsanına göre değişir, siz ona merhametle yaklaştıkça o sizden faydalanmaya, sizin tutumunuzu kendi lehine çevirmeye çalışır. Kibirlenir kendini vazgeçilmez gibi görür. Nimetin, karşısındaki insanın yüreğindeki şefkat ve merhamet olduğunu algılayamaz. O, nimetin kendinde olduğunu düşünür ve kaybeder… benim fikrimdir.) Onunla yumuşayıp yola gelmeyenlerinde hakkından Allah gelir… "" Belki yaşadığımız dünyada karşılaştığımız olaylar bizi böyle düşünmeye zorluyor olsa da unutmamalıyız ki, hayatımızın ölçüsü "başkalarının" amelimize hangi kıymeti vereceği düşüncesi değildir. Biz müşfik bir eda ile gönlümüzde ki güzellikleri insanlarla paylaşmak durumundayız. Belki bizi anlamayanlar, amiyene tabirle "saf olduğumuzu" düşüneceklerdir ama bilmeyeceklerdir ki bizim insanlara şefkatle muamele etmemizi söyleyen, hayatımızın yönünü belirleyen "değerlerdir". Her şeye rağmen iyilikle muamelede bulunabilmek çok büyük bir "erdem"dir. Bunu yapabildiğimizde belki de hakiki manasını kavramış olacağız "şefkat"in...Peygamberimiz bu meyanda şu manada bir hadis-i şerifle yok gösteriyor bize; "Sıradan bir insan olmayınız" buyruyor. Yanındaki kişiler "sıradan insan olmak ne demekti"r deyince de, "onlar, insanlar kendilerine iyilik yaptığı zaman iyilikle mukabele de bulunurlar, kötülük yaptıklarında ise kötülükle karşılık verirler, Fakat siz "biz iyilik yapanlara karşı iyilikle mukabele de bulunuruz, kötülük yapan insanlara da yine iyilikle karşılık veririz" diyenlerden olunuz". Bu hadis bizlere, merkeze, kazanacağımız insanları almamızı telkin ediyor bence. Hadisi İslam'ın koyduğu değerler sisteminde uygun bir yere koyarak düşündüğümüzde derin mülahazalara dalmak kaçınılmaz olacaktır zannımca.. Güzel yorumlarınızla bizleri düşünmeye davet ettiğiniz tekrar teşekkürler Feyza kardeşim, Yalçın hocamıza da güzel yorumları için teşekkür ederim.. selamlar |
|
11-10-2008, 22:50 | #9 |
Rica ederi, güzel yorumlarınız için ben teşekkür ederim.
İnsanoğlu işte, bazen bardak taşıyor ve şeytan, nefis ile iş birliği yapıyor. Gururu, kibri harekete geçiriyor. Şefkate, merhamete değmez diyebiliyor. Aslında çaba sarfetmek kazanmaya çalışmak yine sevgi ile yaklaşmak, olmadığı taktirde de sessiz sedasız "Rabbim hidayet ver" deyip elini çekmek gerek. Yalçın abi ile konuşunca bana birşeyler oluyor hakkaten. Eski Feyza oluyorum sanırım... |
|
11-10-2008, 23:03 | #10 |
Konuyla pek alakalı olmayacak ama Fethullah Gülen'in neden hacca gitmediğini bana özellikle iyi bilen biri açıklayabilir mi? Bu konuda bilgilenmeye ihtiyacım var.
|
|
Konuyu Toplam 7 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 7 Misafir) | |
Seçenekler | |
Stil | |
|
|