![]() |
#1 |
![]() Gazeteden okuduğumuza göre İnsan Hakları Derneği eski şube başkanı avukat Eren Keskin'e cezaevindeki bir tutukludan 'görüldü' damgası bulunan bir mektup gelmiş. Mektupta mealen şöyle yazmakta: "Sana da uyarıda bulunuyorum, duruşmalara girmeyeceksin, davayı koşturmayacaksın, kime destek vereceğini bileceksin, dışarıdaki abimizin üstüne fazla gitmeyeceksin, böyle konular seni aşar ve de avukatlığın biter." Avukat Keskin, tehdit mektubunda bahsedilen türde bir davası olmadığını vurgularken, "eskiden çok ciddiye almıyorduk ama almak gerekiyor" diyerek, bu mektubun bir hedef saptırma taktiği de olabileceğinin altını çiziyor. Ve ekliyor: "Akla her şey geliyor. Cezaevinden geliyor havası verilmek istenmiş de olabilir."
Hrant Dink davasının sanıklarından Yasin Hayal, elleri kelepçeli, yanında polisler olduğu halde Orhan Pamuk'a hitaben "akıllı ol akıllı" diye dayılanma cesaretini bulmuştu mahkeme kapısında. Yine bu dönemde hak ve hukuk mücadelesini kimlikler siyasetine teslim etmeden yürütmeye çalışan birçok yazara ve gazeteciye sanal ağlardan ulaşan birbirinden çirkin elektronik postaların sayısı da tavan yapmıştı. Şu ironiye bakar mısınız: Sanal ortamda ağza alınamayacak küfürlerle aşağılamalarda bulunan bu kişiler, hedef aldıkları kişilerin farklı kimliklerini bahane ederek terör estiriyorlar ama kendi kimliklerini tamamen saklamakta bir sakınca görmüyorlar. Kaldı ki bu sanal teröristler, okudukları yazılardan neredeyse hiçbir şey anlamamış oldukları halde yazıya değil yazarın şahsiyetine, cinsiyetine ve her türlü kimliğine ateş ederek sürdürüyorlar eylemlerini. Kendi yüzlerini daima gizleyerek. Nihayetinde avukat Keskin'e mektup nereden gelmiş olursa olsun, giderek dozu artan bu tür şiddet ve saldırganlık içeren söylemlerin bilinçaltımızda bütün bir toplumu esir aldığını ve tedirgin ettiğini görmek mümkün. Hele Hrant Dink'in aylarca mahkeme kapılarında tacize ve aşağılamalara maruz kaldıktan sonra alçakça vurulması bile bu yönde bir meşruiyet zemini bulabilmiştir ülkemizde. (Öyle ya bu kadar tehdit ve taciz alıyorsa, herhalde ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye düşünebilmiştir pek çok kişi.) Atatürk'ün hedeflediği 'muasır medeniyetler seviyesi'ne ulaşmak için AB'ye girmeyi savunan ama açıkça değil de örtülü bir biçimde AB düşmanı olan kesimler milli hassasiyetleri her fırsatta kaşımaya kalkıyorlar. Bunun da en kolay yolu, gencecik beyinleri kışkırtmak oluyor doğal olarak. AB üyeliği gerçekleşirse gerek bürokratik, gerek ekonomik güçlerini yitirecek olan bazı 'imtiyazlı kesimler' bu gençlerin aidiyet ihtiyacını karşılamak için son derece tehlikeli bir biçimde milli hassasiyetleri kışkırtmaya başladılar. Bir yere tutunamamış gençleri gerek kahramanlık dizileriyle, gerek bilinçaltını harekete geçirecek türdeki saldırganlığa teşvik eden manşetlerle kışkırtmakta hiçbir beis görmeyenlerin bugünkü tehdit terörizminde sorumluluğu yok mudur? Böyle bir atmosferde her kelimenin sorumluluğunu vicdanımızda taşımamız gerekirken, bu ülkenin üniversitelerinden birinin açılış töreninde okulun sahibi şu cümleyi kurabiliyor: "Ülkemizin üç düşmanı vardır: PKK, Rumlar ve Ermeniler." PKK'nın kimlere maşalık ettiğini hiç sorgulamadığını varsaysak bile, bu ülkede bir avuç kalmış Rumlarla Ermeni topluluğunu PKK teröristleriyle eşdeğer görme vahametine hangi 'süslü propagandalar'la kapılmıştır acaba? İçimizde en az bizim kadar yerli yaşayan Ermeni'lerle Rum'ları bir başka toprak parçasında ulus devlet kurmuş olanların veya diasporada yaşayanların siyasi görüşleriyle bir tutarsanız, sahiden 'yabancı' olan ile yurttaş olanı hangi ölçüyle ayırt edebilirsiniz? Ya kimseye zulmetmemiş, saldırganlık beslememiş ama ha bire tehditler almakta olan bir cemaat mensubu yine hedef tahtası haline gelirse -ki gelmek üzere- bunun sorumluluğunu paylaşacak mısınız? Bu kadar kestirme düşmanlıklarla hangi iletişim dilini kullanırsanız kullanın, hakikatin bütün yüzlerine değmiş, bütün niyetleri doğru okumuş olabilir misiniz? LEYLA İPEKÇİ /ZAMAN
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|