11-19-2007, 21:37 | #1 |
Teröristi şehirlileştirmek
Teröristi şehirlileştirmek
Geçen haftanın iki kayda değer gündem maddesi iş gezisi sohbetlerinde gelişti. Başbakan, Prag yolunda halkın oyu ile meclise girmiş bir partiyi köşeye sıkıştırmayız diyerek bu partiyi kapatmak için açılabilecek dâvânın yanlışlığına atıfta bulundu. Eğer bazı vatandaşlar, yaşadıkları ülkenin kanunlarına göre partileşmiş, bu parti de o ülkenin kanunlarının tanıdığı hakla seçimlere katılarak parlamentoya girmişse o parti diğer eşitlerden biridir. Başbakan Tayyip Erdoğan, müktesep haklara vurgu yapmakta. Demokratik Toplum Partisi, yıldırımları üstüne çekmişken böyle bir değerlendirmenin gelmesi onlar için önemli bir destekti. Destekti; çünkü, icranın zikredilen değerlendirmesine rağmen yargı, DTP için kapatma sürecine girdi. Tabiî ki bir dâvânın açılması kabulü demek değildir. . Derdest/görülmekte olan bir dâvânın sonucu bilinmez. Ama aslolan iddia makamını, mahkemeye gitme zorunda bırakmamaktır. DTP Yöneticileri, ne yapıp-edip kapatma sebepleri ihdas ettiler. Halbuki hemen her aklı başında insan bu partinin barajı aşmasına memnun olmuştu. Meclisteki ilk manzaralar da iyiydi. Sonrası ise çok kötü gelişti, kamu vicdanına ters beyanatlar verilmeye başlandı. Hemen her konuşma bir kışkırtma mevzuuydu. Öyle anlaşılıyor ki DTP idaresi, ilk günlerde kendi serbest iradesine tabiydi. Mutedil konuştular, ılımlı hareket ettiler. Bilahare telepati yönetimi başladı. Halbuki Abdullah Öcalan, artık Kürtlerin temsilcisi değildir. Niçin? Bu kişi 1970-80’lerde kalmıştır. ‘90’lara gelse bile soğuk savaş, katı ideoloji döneminin dizayn mahsulüdür. Türkiye Kürtleriyle Kuzey Irak Kürtlerine şu görevler düşmekte. Kurtarıcılardan kurtulmak!... Türkiye Kürtlerinin Abdullah Öcalan’dan... Kuzey Irak Kürtlerinin de Mesut Barzani ve Celal Talabani’den kurtulmaları şart. Bu şart kolay mı? Kürdistan Muhtar idaresinde zor. Fakat Türkiye Kürtleri için o kadar zor değil. Türkiye Kürtleri üç kısım, kahir ekseriyet her vatandaş gibi. Diğerleri ise ikiye ayrılmakta. Öcalan’ın güdümünde olanlar, Öcalan’ın bittiği kanaatindekiler. Birinciler, olayları tahrik etmekte, dışarıyla iş birliği yapmakta. Bunlar aynı zamanda Öcalan muhaliflerine göz açtırmamakta, söz söyletmemekte. Stalinci mantıkta devam ediyorlar. Korkuları şu... Taban eriyor. Onun için mağdurları sahnelemekteler. Bu yüzden dâvâ açtırmayı başardılar. 2009 Mahalli seçimlerinde AK Parti’nin hassas mıntıkalarda belediyeleri de alacağı kaygısındalar. Bu sebeple, Kürtçülüğü, uyuşturucu, kadın ticareti ve daha bir çok yolla dünyalık çıkarlara dönüştürmüş ekip, bu saltanatı bırakmamak için her yolu mubah sayacak, hadiseleri sürekli tırmandıracaktır. Dava açtırma tamam, şimdi savaş çıkartma isteğindeler. Onun için Erdoğan’ın Bakü dönüşü söylediği, silahı bırakıp şehirde siyaset yapsınlar sözü üzerinde durulmaya değer. Bu söz aslında yeni değil. Benzerini Mehmet Ağar söyledi. Daha evvel Cem Boyner dedi, Sakıp Sabancı dosya halinde sundu. Ama bu insanlar az kalsın linç edileceklerdi. Kim tarafından? Darbe yaparak bu meseleleri azdıran, sonra da polis devleti mantığıyla kanun çıkartıp 25 sene sonra da hata etmişiz diyenlerce. Ortadoğulu... Türk... Kürt.. Arap, hatta Ermeni...dün olduğu gibi tek devlet fikriyle cihanşümul çapta bakmalı. Türkiye, yine dün olduğu gibi bölgenin orta direği, ulu çınarıdır. Bu çınarın gölgesi hepimize yeter. Türk dışı unsurlar böyle bakmalı. Türkler de böyle inanmanın yanı sıra her şeye rağmen şefkati elden bırakmamalı. Eli silah tutan adamı ehlileştirmek, şehirlileştirmek kolay değil. Mahkeme kapısı çalmak. Namluya kurşun sürmek sıradan işler. Zor olan... Medenileştirmek. Aynı ideale inandırmak. Tarihin rövanşındayız, unutmayınız. Entellektüel Boyut Rahim Er
|
|
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|