![]() |
#1 |
![]() Kardeşler malumunuz sizlerden bir müddet uzak kaldık. Yalnız inşallah yayınları artıracağız. Bu sözle beraber günümüz şartlarında köylünün geri kalmışlığına ithafen bir yazı yazmak istedim. Bildiğiniz üzere 1923 ten sonra ülkemizde 1 milyon gayrimüslim vardı. Bu gayrimüslim sınıf şehirlerde ekonominin tutucu ve değişmez gücü, köyde ağaların efendisi olmuşlardı. Yani köylünün büyüğü ağa, emri şehirde küçük burjuvadan alıyor ona göre toprak ekiyor biçiyordu. Burjuvanın yollamadığı ve benimsemediği aletler, zaman ne kadar ilerlerse de köylere ulaşmıyordu. 1. Dünya savaşından sonra ülke şartları, ders kitaplarında öylesine hummalı bir abartı ile anlatıldı ki milletin kafasında “sıfırdan çoğa” anlayışı değişti ve sanki bütün gelişimleri M.Kemal başlatmış gibi bir durum beyinlere sindirildi. Dikkat ederseniz bu gün de ülkemizin bazı yerlerinde köylerin su, elektrik, haberleşme vb imkanları yoktur. Her zaman köyü tercih edenlerin tutuculuğunun sebebi şudur: Köyler hiç kuşkusuz şehirleşmeyle beraber bir ülke için ihtiyaçtır. Köy nüfusunun şehre hücum etmesi ile türlü türlü karmaşalar ortaya çıkacaktır. Oysa gerçekten modern ülkelerde, modern köylüler toprakta çalışmakla beraber toprağında efendisidir, kölesi değil. Yani ülkemiz küçük bir çocukken bir kolu bilerek kesilmiş ve o çocuk büyüdüğü zaman kolsuz büyümüştür. Şu an belki kol yerine gelmez ama köylünün durumunun elden geldiği kadar daha da iyileştirilmesi lazım. Bu durumda filan yerdeki amcamız 500 hanelik köyde kalan son kişi olsa bile köyden çıkmayarak boş köyde kalarak kapitalizm kölesi olmamıştır. Yalnız her köylünün de toprağını terk etmemesi kanısında değiliz. Sorunun kökeni Erken Cumhuriyet döneminde köylünün neden modernleştirilmediğidir, neden yalnız başına bırakılmasıdır, neden ayağına hizmet götürülmediğidir. Köylerdeki insanların çoğu sabah 5 te kalkar ve işine gider gece gelir. Oradaki şartlar şehir yaşamından gayet daha zordur. Köylü en çok çalıştığı halde neden batmaktadır? İşte bu soruların kökünde geri kalmışlık tarihinde gayrimüslimlerin rolü vardır. Yani şehirde ve köyde “gizli gayrimüslimler” ilk zamanlardaki Cumhuriyet Türkiyesi’ndeki dedelerinin rollerini aynen devam ettirmenin peşindedirler. Günümüzde bu tabu kırılmaktadır. Neden? Çünkü dikkat ettiyseniz Adnan Menderes’in iktidara gelmesine masonların, Kemalistlerin, elit burjuvaların karşı çıkmasındaki ana sebep; din değildir. Statü değişikliğidir. Bu asalak sınıflar veya yiyiciler toprak konusunda o kadar baskı yapmışlardır ki Demokrat parti toprak konusundaki belaları tam halledemeden öldürülmüştür. Türkiye’deki ekonomik ve siyasi güç dengelerinin altında yatan sebepler ve sınıflar çoğalabilir. Yalnız ilk dönem Kemalizminin başta sabetayistleri ve gayrimüslimleri zulalamasının nedeni; kendi dirayetsizlikleridir ve halka güvenmeyişleridir. Onları küçümsemeleridir. Osmanlı’da %20 nüfus dilimini oluşturan gayrimüslim sınıf çok çok önemliydi. -Sözde Kurtuluş savaşında- Rum ve Yahudi arasında bir seçim yapmak durumu vardı. Kemalizm, Yahudileri seçti ve Yahudiler yükseldiler. Yahudilerden sonra Rumlar devlet ve ekonomi kademelerinde önemli roller aldılar. Küçük bir Google araştırması ile devletin karanlık odalarına nasıl sızdıklarını rahatça görebilirsiniz. Bu kimselerin aile bağlarının ne kadar kuvvetli ve fonksiyonlu olduğunu anlayabilirsiniz. Bu makalede anlatmak istediğimiz ilk Cumhuriyet döneminin liderlerinin köylüyü bilerek geliştirmediğini ve lider kadroyu destekleyenlerin de kendi çıkarlarını düşünerek güçlerini sadece kurnazlığa ayırdıkları ve lider kadrosunun da bahsettiği milliyetçi çizgiden ne kadar uzak olduğunun kanıtlamaktı. Bunun en bariz kanıtı; köylünün şu an ki gelişmezliğinin devam etmesidir. Milyonlarca insanı bilinçlendirmek, onlara İslamik ekonomi prensiplerini kavratabilmek, onlara kapitalizmi, işçi haklarını veya bunlarla ilgili her türlü dökümanları sunabilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Dikkat ederseniz dünyada ilk burjuva sınıfının yükselişi 200 sene civarı olmuştur. Ama bu geri kalmışlık yavaş yavaş çözülmektedir. Köylü devletin güçlenmesi ile kendini geliştirir ve güçlendirir. Osman Osmanoğlu – Özgün Makale
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Devletin yaptığı hatalar birinci sebeptir . Köylerde yaşayan halk eskiden küçük çocuklarını 5. sınıfa kadar köy okuluna gönderebiliyorlardı yani yanlarında okutabiliyordu sonra 8 yıllık eğitime geçildi buna mukabil bir çok köy okulu kapatıldı ailelerde küçük çocukları uzak yerlerde yanlız başına okuyamıyacağı için önce ilçeye sonra geçinmek için batıya göç etti köylerde kalmak için direnenler ise yalnızlığa dayanamayıp onlarda göç etti
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|