![]() |
#1 |
![]() Evet, sabahlara kadar tartışırlar, felsefi izahlar yaparlar, laikliğin kökenine inerler, başörtünün dini hükmünü bile izah etmeye çalışırlar..
Bulundukları makamları kullanarak psikolojik baskı uygular, karşılarındakini küçümser, küçük dağları kendileri yaratmışçasına hava estirmeye çalışırlar. Tehdit ederler.. Korkutmaya çalışır, bazen de şantaja başvururlar.. Kendi annelerinin de başörtülü olduğunu, ama üniversitedekilerin amacının başka olduğunu ileri sürerler.. Ve tüm bu ve benzeri konuşmaları.. Tartışmaları.. Yapılan haberleri.. Verilen konferansları.. Siyaset arenasındaki görüşmeleri.. üniversite camiasından gelen açıklamaları.. Bunların hepsini toplayın, koyun önünüze.. Yasaktan yana tavır alanların, kesinlikle değinmedikleri, cevap vermedikleri bazı soruların varlığını görürsünüz. Yasakçılar kendi insiyatifleri ile yaptıkları konuşmalarda, işlerine gelmeyen konulara zaten hiç girmezler... Ama tartışma programlarında da, bazı konu başlıkları kesinlikle gündeme gelmez, gelse de hemen konu değiştirilerek tartışmanın o eksende yürümesi önlenir. Ne de olsa, tartışma programlarının yöneticileri de, büyük çoğunlukla yasakçılardan yanadır. Nedir bu; yasakçıların kesinlikle yanına yaklaşmadıkları konu başlıkları?.. Nedir o, yasakçı kafanın zayıf noktaları? İşte size, yasakçıların “yumuşak karın”ları diyebileceğiniz hassas noktaları.. Anayasa’nın 153/2. maddesindeki düzenlemeden başlayalım.. Ben, Hukuk Fakültesi’ne girdiğim yıldan bu yana türban tartışmalarını yakından izlerim. O yıllarda türbanın yanı sıra, bir de sakal sorunu vardı. Şimdi sakal sorunu kalktı, sadece başörtü kaldı yasak olarak. İşte 26 senedir izlediğim türban tartışmalarında, benim yasakçıların ağzından hiç duymadığım bir Anayasa maddesi vardır. Yasak ile ilgili olumlu-olumsuz tüm yazıları elimden geldiğince okurum. Tartışma programlarını izlerim. Ama bugüne kadar bir tek yasakçının, Anayasa’nın 153/2. maddesinin ne anlama geldiğini izah etmeye çalıştığını görmedim. Yasağa gerekçe gösterilen kararlar 1989 ve 1991 tarihli.. üzerinden 18 sene geçmiş.. Bir tanecik de olsa, yasakçılardan brisinin bu 18 yıl içinde, 153/2’yi izah etmesi gerekmez miydi? 153/2’nin, Anayasa Mahkemesi’nin, yeni bir uygulamaya yol açacak şekilde karar veremeyeceğini belirtmesine rağmen, başörtü yasağının gerekçesi olarak bir Anayasa Mahkemesi kararının nasıl gösterildiğini, kıvırtarak da olsa bir yasakçının izah etmeye çalışması gerekmez miydi? Kıvırtarak da olsa, pek izahı mümkün olmadığı için, hiç girmezler bu konuya.. Tek kelime edemezler. 153/2’nin anlamı, “Anayasa Mahkemesi yasak koyamaz” demek çünkü.. Onun için de es geçiyorlar. Anayasa’nın hiç ilgisi olmayan maddelerinden başlıyorlar konuşmaya, 2. madde, 3. madde, 175. madde.. Hepsini sayıyorlar da, 153/2’yi bir türlü ağızlarına alamıyorlar! Alamazlar, çünkü yasağın hukuka aykırılığının, çok net ifadesidir bu Anayasa maddesi. Başka hangi konuya girmez yasakçı kafalar? “Laik olan başka ülkelerde niçin üniversitelerde başörtü yasağı yoktur?” sorusuna da cevap veremezler. “TBMM, başörtü yasağını kaldıramaz. çünkü yasak, laiklik kavramının doğal ve zorunlu sonucudur. Laiklik kalkmadan yasak kalkmaz.Laikliğin kaldırılması da, Anayasa gereği imkansızdır” derler de, aynı laiklik ilkesinin var olduğu diğer batı ülkelerinde niçin laikliğin doğal sonucu olan yasağın var olmadığını izah edemezler! çünkü sözleri yalandır. çünkü başörtü yasağı, laiklik ilkesinin doğal bir sonucu değildir. Yasakçıların yanına yaklaşmadıkları üçüncü soru da, AİHMkararı ile ilgili.. En cahilinden en bilgilisine kadar tüm yasakçılar, “AİHM’e de gittiniz.AİHM de, talebinizi reddetti. Dolayasıyla bu yasak kalkmaz” diyorlar. Oysa yasakçı kafanın görmezden geldiği soru şu: “AİHM, ‘yasağın mutlaka olması gerektiği’ni mi söyledi? Yoksa ‘Her ülke, bu konuda serbest olarak karar verebilir.İsterse yasaklar, isterse serbest bırakır’ mı dedi?” AİHM kararını incelediğinizde, “Her ülke bu konuda serbesttir. İsteyen yasaklar, isteyen serbest bırakır” düşüncesinin hakim olduğunu görürsünüz. O durumda da, Türkiye’nin anayasal organları şimdi serbestlik kararı almak istediğine göre, AİHM’in yasağın kalkmasına bir itirazının olmayacağı açıktır. Ama yasakçılar, tartışmaya bu açıdan girmezler. Girmezler ki, iflasları verilmesin! Yasakçılar uyanıklık yapıyorsa, özgürlükçüler de uyanık olsun. Onlar topu başka sahaya çektikçe, özgürlükten yana olanlar da, topu hep bu alanlara çeksinler. çeksinler ki, bu anlamsız yasağın artık savunucusu kalmasın! Ali KARAHASANOĞLU / VAKİT 28/01/2008
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Ali Karahasanoğlu' nun tarafsız bir program da, bu yasakçılarla, bu konuyu tartışmasını çok isterdim. Ama o yasakçıların Ali Karahasanoğlu' nun karşısına çıkmaya yürekleri yeter mi onu bilemem...
|
|
![]() |
![]() |
#3 |
![]() şimdilik karşılaşmalarına vakitleri yok nusret adamlar gece gündüz çalışıyorlar ;)
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|