AK Gençliğin Buluşma Noktası
Köşe Yazıları Köşe yazıları burada paylaşılıyor.



Cevapla
Stil
Seçenekler
 
Alt 11-15-2008, 01:34   #1
Kullanıcı Adı
endertr
Exclamation Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Elindeki kuru ekmeği iştahla kemiren aç bir adama Salvador
Dali'nin resim sergisinden bahsederseniz, yüzünüze dik dik bakmasını
da yadırgamamalısınız. Bu ülkede bir gurup azınlık resim sergisi,
moda, sinema ve tiyatro gibi etkinlikleri düşünürken, çok büyük bir
çoğunluksa geçim sıkıntısı ile ne yapacağını şaşırmış durumdadır.
Bereket ki insanlarımız yardımseverlik duygusundan nasiplerini
almıştır. Zor zamanda birbirine tutunan insanımız bazı badireleri
atlatmakta zorluk çekmemektedir. Çeşit çeşit yardım dernekleri
ellerinden gelen her türlü gayreti göstermeye çalışıyor. Beni asıl
düşündürense bu ülkede bu kadar çok yardım derneğinin harıl harıl
çalışıyor olmasıdır. Bunun anlamı şudur: bu ülkede uygulanan tarım
politikaları köyde çiftçiyi aç bırakmıştır. Şehirdeyse özelleştirmeler
sonucu işçiler işsiz kalıp belleri kırılmıştır. Bunun daha net daha
yalın bir ifadesi yoktur. Burada bizim insanımızı yardım dernekleri
önünde kuyruğa sokan, on kilo bulgur için birbirini ezercesine
kıyasıya bir kavganın içine sokan ekonomi politikalarını sorgulamamız
en doğal hakkımız değil mi? Amerikan eksenli ekonomi politikaları bize
bu yoksulluğu dayatıyorsa; bunun karşısında bizim çaremiz yardım
dernekleri kurmak mıdır? Bu dernekler sadece ''yaraya pansuman
çözümler'' sunabilir. Oysa bizim bu yaraya bıçak vuracak köklü politik
değişimlere ihtiyacımız var.

Bu ülkede bu güne kadar sosyal patlamalar olmadıysa bundan
sonra olmayacağı anlamına gelmiyor. Boşanmalar, aile içi
geçimsizlikler ve adi suçlar günden güne artış gösteriyorsa bu bize
bir takım işaretler veriyor demektir. Bu kadar sorumsuzca hayata
geçirilen özelleştirmeler, devletin mallarını yok bahasına satmalar
milletimize yoksulluk ve yardım dernekleri olarak geri dönmüştür.
Nazım Hikmet bir şiirinde '' Açlık aç kurttan beter eder insanı
elbet'' diyor. Siz bu açlığa çare olmadıktan sonra kendi ayağınızın
altındaki yerin de kaydığını göreceksiniz. Her gün biraz daha hareket
alanlarınızın daraldığını görecek ve uluslararası sisteme göbekten
bağlılığınız sağlamlaşacaktır.

Ekonomiden fazla anlamasam da sağır sultanın bile duyduğu
bir gerçek var ki; üretimi ve istihdamı besleyecek yürekli
politikalara ihtiyacımız var. Bu politikaları hayata geçirmemizdeki en
ciddi engel batı icazetli sömürge aydınlarıdır. Bize lazım olansa bu
ülke gerçeğini bilen, bizim gibi yaşayan ve bizim gibi düşünen aydın
ve yöneticilerdir. Televizyon ve gazetelerinde bir illüzyon oluşturma
gayreti içindeki bu adamlardan bize çare beklememiz saflıktan başka
nedir? Hasan Sabah'ın yalancı cennetine benzeyen bu kartondan sistemde
bu halkın yeri yoktur.

Bu ülkede sorumluluk bilincine sahip her aydının üç aşağı
beş yukarı söylediği bir gerçek var. Bu ekonomi politikaları bizi daha
da yoksullaştırdı. Bu ülkede herkesin kendi evinde tenceresi
kaynamalı, belediyelerden, aşevlerinden veya yardım derneklerinden
gelecek yemekler asla kendi kazanıp pişirdiğimiz yemeğin yerini
tutamaz. Bunun için de devletimizin istihdama yönelik tedbirleri bir
an evvel alması gerekmektedir. Kendi parasını kazanan bireylerin
sesleri daha gür çıkacağından; bu milleti hep yoksul bırakmak
isteyenler bu çözüm yolunu daima kapatmaya çalışmaktadır. Burada asıl
sorumluluk kendine bu açlığı dayatanlara karşı milletin kendisine
düşmektedir. Millet olarak resmin tamamını görüp bir paket kumanya
için bu rezilliğe asla pirim vermemeliyiz.

Hani bir türkü vardır: ''Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/
Bilmem söylesem mi söylemesem mi'' diye.

Bir 14 Şubat sevgililer günüydü. Televizyonlarda sevgiliye
çiçek almaktan, mum ışığında yemek yemekten filan bahsediliyordu.
Muzırlık bu ya anneme '' Babam sana hiç çiçek aldı mı?'' diye sordum.
Annemse '' Bana çiçek alsa başına çalarım. Çiçek alana kadar eve bir
kilo et alsın'' dedi. Gerçekten de bu ülkede büyük bir çoğunluk akşam
eve bir kilo et alabilmenin gayretindedir. Öyle çiçekti mum ışığıydı
resim sergisiydi filan bizim insanımıza bir numara fazla geliyor.

Her zaman için bir başka açıdan bakmanın faydalı
olacağına inanıyorum. Ülkemiz çok ciddi çelişkilerin yan yana yaşadığı
bir ülke ve biz asıl sorunlarımızı daha anlatmaya başlamadan
gündemimiz sihirli eller tarafından sürekli değiştiriliyor. Şöyle ki
eğitim, sağlık, adalet, güvenlik ve işsizlik gibi temel sorunlarımızı
bir kenara bırakıp eften püften işlerle zihinlerimizi fazlaca meşgul
ediyoruz.

Ülke meseleleri üzerine kafa yoran biri olarak kendimi sözün
gidemediği bir dağın önünde duruyor gibi hissediyorum. Önümüzde dağ
gibi sorunlar birikmiş ve biz başkalarının gündemleriyle sürüklenmemek
için çırpınıp duruyoruz. Bir şairimizin deyişiyle ''Yaz gününde yünlü
kazak satmaya çalışıyoruz''.

Zaman zaman yakın tarih üzerine yazılmış kitaplar okuyorum.
12 Eylül öncesinin önemli sloganlarından biri '' Ülkemizi aç hürler ve
tok esirler ülkesi olmaktan kurtarmak''tır. Ben doğmadan önce bu
sloganlar atılıyormuş bu ülkede ve ben otuz yaşına geldim. Bu kadar
zaman geçtiği halde bu ülkede biz bu hamleleri yapabilmiş değiliz.
Hala aç hürler ülkesi olmaktan korkuyor ve tok esirler ülkesi olmaya
çalışıyoruz. Yine yakın tarihimizin önemli figürlerinden İsmet
Paşa'nın bir sözü aklıma takılıyor. Paşa şöyle diyor: ''En önemli
işimiz şu an önümüzde duran işimizdir''

Bütün samimiyetimizle ifade edelim ki; şu anda bizim yapmamız gereken
en önemli işimiz; milletimizi bu yardım derneklerine muhtaç olmaktan
kurtarmaktır.

* Bu yazı Umut Bulut tarafından kaleme alınmıştır.

 

endertr isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





2007-2023 © Akparti Forum lisanslı bir markadır tüm içerik hakları saklıdır ve izinsiz kopyalanamaz, dağıtılamaz.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, şikayetlerinizi ve görüşlerinizi " iletişim " adresinden bize gönderirseniz, gerekli işlemler yapılacaktır.



Bulut Sunucu Hosting ve Alan adı
çarşamba pasta çarşamba bilgisayar tamircisi