![]() |
#1 |
![]() ![]() CHP lideri Baykal Ergenekon terör örgütünün avukatlığına soyunur da vekilleri ondan geri kalır mı? İşte CHP'li Arıtman'dan Savcı Öz'e hakaret dolu söler... Sözleriyle sık sık tartışma çıkartan Canan Arıtman, İddaanemeyi ; "sizofren iddianamesi" diye niteledi. Ergenekon İddianamesi için çok şöy söylendi ama bu sözler olay çıkartacak sözler. Sözlerini sahibi, CHP'nin doktor kökenli İzmir Milletvekili Canan Arıtman. Ergenekon iddianamesini, "Sizofren İddianamesi" olarak nitelendiren Arıtman, internethaber'e; "ben bir doktorum ve doktor olarak teşhisimi söylüyorum. Bazı akıl hastaları, sizofrenler kendi hayal dünyalarında bu tür komploları, farklı olayları görür. Bunları bir araya getirip, kurgu yapar ve sanki bunları gerçekmiş gibi algılar. hayal dünyalarındaki olayları gerçek dünyası ile karıştırır. Bana göre bu iddianame de aynen böyle. Bir tıp doktoru gözüyle bu iddianameyi sizofren bir iddianame olarak görüyorum. ancak bir sizofrenin hayal gücüyle ortaya çıkartılabilecek bir iddianame olarak yorumluyorum" dedi. samanyoluhaber
![]() |
|
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() resim güzel :D :-*
Bu arada:BU kadının kocası mason.Hatta gazeteciler bunu sorduğunda masonluğu övücü şeyler söylemişti |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Resim harika :D bunun kankası olan nur serter nerede :D
Şizofren............... :D |
|
![]() |
![]() |
#4 |
![]() ![]() ![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
![]() Nerden buluyor Chp bu uzaylıları çözemedim.Bir iki tane de ben getircem bunların üstüne salmak için.
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#6 | |
![]() Alıntı:
Masonluk hakkında söylediklerinide eklemek lazım :-* ---- kendi putunu yiyenler Kendi Putlarını Yiyenler2008-01-20 19:03:00Bu sorun; yani başörtüsü yasağı, maalesef anayasa veya herhangi bir yasa maddesi gerekçe gösterilerek uygulanmıyor. Aksine, 82 Anayasasında “Temel hak ve hürriyetler ancak yasayla sınırlandırılabilir” ifadesi yer alıyor. Bu bağlamda yürürlükteki tek yasa maddesi, YÖK’ün geçici 17. maddesidir ki; orada da aksine; “Yüksekokullarda kılık-kıyafet serbesttir” denilmektedir. Durum bu minvaldeyken bile yine de üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulaması sürdürülmeye çalışılıyor “ben yaptım, oldu” kabilinden… Biliyoruz ki; “Demokratik-Hukuk” devletlerinde, özgürlükler alanına ait olan bir yasak; anayasadan ve yasalardan destek almıyorsa mahkeme kararları gerekçe gösterilerek uygulanamaz. Lafa gelince “demokratik hukuk devleti”nden dem vuranlar bu garip tavırlarını “bin bir dereden su getirerek” sürdürmekte ve daha da sürdüreceklerinin işaretini vermektedirler. Bu gülünç durum bize ister istemez cahiliye döneminde helvadan put yapıp tapanları ve acıkınca da helvadan putlarını yiyen zavallı cühelayı anımsatmaktadır. Bu problemin çözümünde kırmızı çizgileri zorlayan mevcut iktidar Ak Parti'nin ve kısmen de olsa muhalefetten MHP'nin desteklediği 'anayasa değişikliği' ile bir çıkar yol aranıyorsa da bu yol kapalı görünüyor. Aslında bütün yollar kapalı başörtüsü çözümü için. Bilindiği gibi anayasalar; üzerinde uzlaşılan, temel hak ve özgürlükleri vurgulayan, herkese eşit mesafede olmak zorunda olan bir metindir. “Mâlum güçler ve iyi saatte olsunlar” bu noktada rutin mesailerine başlıyorlar ve bir fırsat yakaladıkları için Ak Parti hükümeti ile çözüm için elini taşın altına uzatan MHP’yi sıkıştıracak, hatta partileri kapatacak süreci başlatıyorlar. Hem de halkın yüzde yetmiş-seksene yakın bir bölümünün tercihleri hiçe sayılarak… Diğer taraftan CHP bu yasağın çözümü konusunda kılını bile kıpırdatmadığı gibi, yangına körükle gitmeyi de bir maharet saymaktadır. Oysa muhalefet olmak da sorunların çözümünde bir sorumluluk gerektirmiyor mu?! Başörtülü kadınlar hizmet alıyor diye Meclis'te kuaför basan ve başörtüsünün yasaklanmasını isteyen CHP Milletvekili Canan Arıtman başörtülü kadınlara seslenerek başörtüsünün Müslümanlığın şartı olmadığını iddia ediyor; “Atın örtülerinizi ve özgürleşin. Gelin bu türban esaretinden, erkek egemenliğinden kurtulalım. Bizim üzerimizden siyaset yapmalarına engel olalım ve onlara yeter artık diyelim” diyebiliyor ve daha da ileri giderek hakaretvari bir şekilde “eskiden fahişelerin örtündüğünü” söyleyebiliyor. İki hafta önce de “Meclis'te başörtülü milletvekili eşleri kuaförden yararlanıyor” gerekçesiyle önce kuaför salonunu basmış ardından da TBMM Başkanı Köksal Toptan'a yazılı olarak böyle bir uygulamanın olup olmadığını sormuştu. Aynı CHP'li Arıtman, Rodos adasındaki “Mason ayini”nde eşi Mustafa Yetkin Arıtman'ın oynadığı rolle ilgili haberi yalanlamak isterken, masonluğa övgü yağdırıyor. Arıtman, eşinin mason olduğunu da doğrularken, “Bu ülkede mason padişahlar oldu, mason şeyhülislamlar oldu, mason başbakan, mason cumhurbaşkanı oldu” diyerek “n’olmuş yani benim kocam da masonsa?!” demeye getiriyor. İktidar partisi (AkParti) ile üçüncü bir parti (MHP), bu yasağın kaldırılması için işbirliğine gidebiliyor; ama ana-muhalefet partisinin çözüm üretmek şöyle dursun, böyle bir işbirliğine bile tahammülü olmuyor! Yargıtay Başsavcısı'nın “Türbana serbestlik halkı çatışmaya götürür” açıklaması ile Danıştay'ın “Yasak kalkarsa toplumsal barış zedelenir” gibi kuruntulu korku ifadeleri asla gerçeği yansıtmıyor. Aksine yıllardır yapılan anketlerde ve kamuoyu yoklamalarında da görülmüştür ki; bu ülkenin en az yüzde yetmişi yasağın kalkmasından yana tavır sergilemiştir. Bu da “toplumsal uzlaşma”nın en güzel örneğidir. Kimsenin meclis üzerinde dayatma hayalleri kurma gibi bir hakkının olmadığını düşünüyorum. Bu ülkede gerçekten demokrasi mi, yoksa eski Yargıtay Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk'un ifadesiyle; “dikastokrasi/jüristokrasi”mi vardır?!... Hukukun üstünlüğü mü, yoksa kendini dev aynasında gören hukukçuların meclis üzerindeki hegomonyaları mı ?!... Hakimiyet milletin mi, yoksa görev ve sorumluluk sınırlarını bilmeyen savcıların mı?!... diye sormazlar mı adama?!... yaman adam hakimiyet gazetesi ---- İki yüzlü arıtman :-* |
||
![]() |
![]() |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|