|
![]() |
#1 |
![]() Şimdiye kadar yaşananların zaten savunulacak yanı yok ve medyada en askerci bilinen kalemler dahi tepkilerini ortaya koydu. Hiç olmazsa bundan sonra demokratik bir hukuk devletinin gereklerini yerine getirmek lazım. Soruşturmanın selameti açısından hem suça iştirak eden hem de örtbasa yardımcı olan bütün yetkililer açığa alınmalı. Soruşturma da yaranın daha fazla kanatılmasına fırsat verilmeden sonuçlandırılıp yargılama safhasına geçilmeli. General Güner, ailelerin acısını anladıklarına dair cümleler de kurmuştu. Komuta kademesinin acıyı gerçekten anladığının göstergesi, adaletin tesisinde izleyecekleri yol olacak. 'Kol kırılır yen içinde kalır' yanıltmacasına artık başvurulmamalı.
Yargının bu konuda söyleyecekleri kadar Başkomutan'ın ve Başbakan'ın tavrını da merak ediyorum. Bilindiği üzere acı olay kullanılarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan ağır dille eleştirilmişti. Hatta Bekir Coşkun gibi kalemler alay etmeye kalkmışlardı. Cumhurbaşkanı Gül, demokratik açılıma destek verdiği gerekçesiyle Coşkun'un şu hakaretlerine maruz kalmıştı: "Bugün 7 şehit daha dönüyor eve... Ama yine de Cumhurbaşkanı'nız "Tarihi fırsat kaçıyor..." derken, neyin fırsat olduğunu, neyin kaçtığını açıklamış değil... Bence dili varmıyordur... Yüzü tutmuyordur... Ne diyecek şehit analarına?.. Çünkü koca Türkiye Cumhuriyeti, asla devlet adamı olamayacak basiretsizlerin elinde, teröre oyuncak oluverdi..." Cumhurbaşkanı, sadece kendine yapılan hakaretlerin değil, cumhura yapılan zulmün de hesabını sormakla yükümlü. Anaların yüreğindeki acının da takipçisi olmalı. Ve sorumlulara Bekir Coşkun'un kendisine yönelttiği şu soruyu sormalı: Peki şehitler?.. Neden öldüler?..
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
#2 |
![]() Ahmet Türk'e saldıranın hali pek çoğumuza Ogün Samast'ı hatırlattı. Katıksız bir öfkenin, düşünceden ari bir kabalığın seçtiği hedefti Türk. Mahkeme çıkışında yüzüne yediği yumruk, kırılmış bir burun ve yarılmış bir kaşla itidal telkin ediyordu sevenlerine; 'Bir faşistin saldırısına uğradık, bu bizi yanlış şeyler yapmaya sevk etmemeli.' diyordu. Onu yakından tanıyanlar canı yanarken bile sükûnetini korumasının ne anlama geldiğini bilirler. Efendiliğin, zarafetin ve mazlumluğun her durumda korunmasının onun değerleri açısından ne önem taşıdığını. Dünya ne kadar kötü olursa olsun korunması gereken bir efendilik olduğunu
80 darbesinin kendisine ve ailesine ödettiklerini, Diyarbakır Cezaevi'nde gördüğü işkenceleri, Ankara'da Meclis'in bir üyesiyken yaka paça derdest edilip kapatıldığı hapishanede geçirdiği on yılı ve daha dün kapatılan partisini, elinden alınan vekilliği. Hepsini yaşamış Ahmet Türk'ün hedefte olmaması için bir neden var mı? Yok edilmek için fazlasına sahip |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#3 |
![]() Şimdi BDP, bazı mihraklar tarafından kendisine sunulan bu malzemeyi olabildiğince sündürmeye uğraşıyor. Anayasa tartışmalarında mızıkçılığı oynaması için çok iyi bir gerekçe buldu. Bütün tabanını yumruk üzerinden yeniden kızıştırmaya, gergin tutmaya çalışıyor. Her ne kadar Ahmet Türk son derece makul ve dengeli ifadeler kullanmış, itidale ve barışa çağırmış olsa da öyle makul insanların siyaset yapmasını devletin bizzat kendisi istemiyor. Böyle olunca, BDP'nin kendi tabanına karşı sündüre sündüre kullanacağı bir malzeme altın tepside sunulmuş oluyor. Yani anlayacağınız statüko ile BDP yine doldur boşalt oynuyor.
Ama artık toplum eski düzen oyunları ve oyuncularının bir hayli farkında... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#4 |
![]() Ülkemiz siyasetin ekonomiden daha çok konuşulduğu ve geleceği belirlediği bir yerdir. Biz ise siyaseti uzmanlarına bırakaıp ekonomik gelişmeleri gündeme getirme çabasındayız. Bu bağlamda bir neden olmadan vatandaşın moralini bozanlara da sempati ile bakmayız.
Şu anda ülkemizde ekonomik trend tersine dönmüş bulunuyor, yani pozitif gelişmeler giderek kuvvetleniyor. Sayılar böyle gösteriyor ama sorunların adı da değişiyor. Fakat kafalarımız ya kapalı ekonomi mantığından kurtulamadığından ya da salt siyasi görüş, ekonomik yorumlarımızı etkilediğinden endişe ve korku içindeyiz. Ancak toplumumuzda hâlâ anlaşılmayan şey artık (2008 sayıları ile) 130 milyar dolar ithalat, 200 milyar dolar ihracat yapan ve 700 milyar doları aşan toplam GSYİH büyüklüğü ile nerede ise yüzde elli dış ticarete açık bir ülke olduğumuz gerçeği. Bu nedenle bugün de ve gelecekte de, dış âlem ekonomik anlamda teklediği zaman zaman bizim de tekleyeceğimizi bilmeliyiz. Anlamamız gerekir ki bu krizi biz çıkarmadık. Bu sefer katil değil kurbanız. Bu nedenle de iç talebi ne kadar canlandırsak total sonucu belirleyen esas faktör dış taleptir. Dış talep demek de Türkiye dışındaki ülkelerin toparlanması, canlanması ve bizden mal ve hizmet satın almaları demektir. Bu nedenle dış âlemdeki gelişmeleri yakından incelemeliyiz. Dış talep yani ihracat da bir tür bağımlılıktır. Deniz Gökçe |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#5 |
![]() Nasıl ki dinin atomlarını parçalamak hormonlu dincilere kaldı ve her parçası Allah rızası için ticarethanelerde açık arttırmayla satıldı ve insanlar dinden bu hörgüç tüccarları tarafından soğutuldu Türklük de faşist kralcılar tarafından yerle bir edildi elini kutsallaştıran bileğini dayadı ve biz de safça bilenerek ırkımızdan soğutulduk.
Şimdi bu kafaların varlığına karşı buz kesiyorum. Şimdi bu kafalar bir Kürt annesinin suratına kaç tane türk tokadı indirecek! Özdilden ağzı yanan kaç tane sözde entelektüel Türk, Yılmaz'ı üfleyecek ve yumruğumun yazarı ilan edecek. Vayyy şerefsiz vayyy diyerek şeref üstadı olmuş yayın balıkları yumrukla kaç tane manşet atacak ve Türklük egosunu alkışlatacak! Müslümanım azizim ben sadece Müslüman! Ayetin çağırdığıyım askerin çağırdığı değil. Irkın kolonisini kurup kabileci marşlarınızı kendi Türklüğünüze saklayın. Sen Türküm dedikçe Kürt olan Kürtüm diyecek! Sen kendini ırkınla hatırlatıp mührünü de yumruğunla basarsan sonuçları karşısında “ bunlar hak etti” deme yoksunluğunu her an yaşayacaksın ve katlanacaksın. Allahın cenneti hepimize yeter eğer gideceksek tabii. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#6 |
![]() Ahmet Türk'ün duruşu takdire değer.Güzel alıntı idi barış teşekkürler.
AK Parti de her türlü öneriye açık olduğunu baştan ilan etmişti. CHP'ye kulak vermemesi, Baykal'ın teklifini cevapsız bırakması düşünülemez. Erdoğan'ın hamlesi doğru... CHP'yi siyasetin içine çekti. İlkinin kamuoyunda olumlu yankılandığını gören CHP lideri, ikinci bir öneride bulundu. Yüksek yargıda yapısal değişiklik öngören üç maddenin bir sonraki Meclis'e bırakılmasını istedi. MHP'nin de benzer teklifi var. AK Parti'nin buna olumlu bakmadığı biliniyor. AK Parti, anayasa değişikliğinde kararlı... Asla geri adım beklenmemeli. AK Parti, Başbakan Erdoğan'ın ABD'den dönmesini bekliyor. Erdoğan, bugün akşam saatlerinde Ankara'da olacak. İlk işi hukukçu kurmaylarıyla CHP'nin teklifini karara bağlamak. Cevap, paket Genel Kurul'a gelmeden önce CHP'ye bildirilecek. AK Parti'deki genel hava, paketin bölünmesinin doğru olmayacağı yönünde... Kaldı ki CHP'nin üç maddeyi Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyeceğinin garantisi yok. Yargı reformunun eksik olduğu bir paket yapısal değişim getirmez. Son sözü Erdoğan söyleyecek. 'CHP neden değişti?' sorusunun cevabı katı, kavgacı siyasetin hep kaybettirmiş olması... CHP'nin önerilerini AK Parti'nin müzakereye açması, siyaseti bir nebze de olsa normalleştirdi. Yanlış olan, CHP yumuşarken yüksek yargının sertleşmesi ve siyaset diliyle anayasa değişikliğine karşı çıkması... |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#7 |
![]() Ahmet Türk sahici bir insandır, samimidir, içi dışı birdir ve siyasal açıdan eski deyişle aklıselim sahibi bir insandır.
Kürt olduğu için, Kürt kimliğine sahip çıktığı için bu ülkede çekmediği acı kalmamıştır. Ama hep dik durmasını da bilmiştir. Samsun’da uğradığı alçakça saldırı nedeniyle dün sabah kendisine geçmiş olsun telefonu açtım. Burnu kırılmış hastanede yatıyordu. “Bir bu kalmıştı” diye dertlenince, sevgili Ahmet Türk, her zamanki çelebi üslubuyla dedi ki: “Hasan Cemal, burası Türkiye, burada her şey olur.” Haklıydı. Daha geçenlerde partisi kapatılmış, kendisine siyaset yasağı konulmuştu. Kürt sorunuyla silah ve şiddetin bağını koparmak için, PKK’ya dağdan iniş yolunu açmak için yıllardır elinden geleni yapan bir siyaset adamına bizim ‘bağımsız’ yargımızın reva gördüğü muamele işte buydu. Burası Türkiye, burada her şey olur! |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#8 |
![]() Geçen gün bizim gazetede Hava Astsubay Meslek Yüksekokulu'nun ilanı vardı.
Atatürk'ün fotoğrafının yanında, "Gönül verdik bize emanet göklere/ Kanat gerdik hudutsuz maviliklere" yazılıydı. Ayrıca temel slogan da, "İstikbal göklerin, gökler bizimdir" şeklinde değişmişti. "İstikbal göklerdedir" sözü ise hiç yoktu. Bu doğru tavır sürekli mi olacak, yoksa yine birileri devreye girip uydurmacayı empoze mi edecek? Bekleyelim, görelim. Not 1: HKK internet sitesinde ise slogan, hâlâ Atatürk fotoğrafına yamanmış, durmakta. En iyisi ben fazla heveslenmeyeyim. Not 2: İlandaki "belge geçer" lafı eğreti durmuş, o kelimeyi "faks" diye Türkçeleştirdik, oldu bitti. Duymadınız mı?) *** Unutmadan... Bir önerim var: "İstikbal göklerdedir" Atatürk'e ait olmasa da, çok güzel bir söz. (Moda tabirle; 'İlham verici'.) Onu kaybetmeyelim. "İstikbal", mevcudu koruyan askeriyeden ziyade, bireylerin ve toplumun perspektifinde yer alan bir kavramdır. O halde sloganı THY devralsın. Çünkü "Yeni Türkiye" dünyaya açılıyor: Dün Hindistan'daydık, bugün Kongo'dayız, yarın Güney Amerika'da olacağız. Vizeler kalkıyor; turizm ve ticaret vızır vızır. Diğer hava yollarının hakkını yemek istemem ama Türk Hava Yolları olmadan, ekonomi ile siyaseti el ele götüren bu büyük atılım gerçekleşemez. "İstikbal göklerdedir" sloganı THY'ye cuk oturur. Çünkü THY uzakları yakına getirmeden, Türkiye istikbaline ulaşmaz. ![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#9 |
![]() " Su-i zan ederek isabet etmektense; Hüsn-ü zan ederek yanılmayı tercih ederim. " M.Fethullah Gülen |
|
![]() |
![]() |
![]() |
#10 |
![]() Baykal'ın paketi bölme önerisinin hemen ardından "üç maddeyi askıya alma ve seçimden sonra tekrar gündeme getirme" gibi saçma sapan bir öneriyle ortaya çıkmasını anlamak mümkün değil. Zaten baştan beri kavga o üç madde üzerinde kopmuyor mu?
Şimdi ne değişti ki AK Parti söz konusu üç maddeyi değiştirmekten vazgeçsin? Neden vazgeçsin? CHP o maddelerle yapılmak istenen değişiklikleri AK Parti'nin yargıyı ele geçirmesi olarak görüyorsa seçimden sonra farklı mı görecek? Askıya alalım dediği maddeleri bugün kuvvetler ayrılığı ilkesine ve hukuk devletine aykırı buluyorsa, seçimden sonra uygun mu bulacak? Ne değişecek ki şimdi askıya alınan bu maddeler üzerinde gelecek yasama döneminde konsensüs sağlanabilecek? Her neyse... Biz, hiçbir mantığı olmayan bu son öneriyi bir kenara bırakıp daha önceki "paketi bölme" teklifine dönelim: Baykal paketi bölelim ve büyük bölümünü birlikte geçirelim diyor ama söz konusu üç maddeyi Anayasa Mahkemesi'ne götürmekten de asla vazgeçmiyor. Çünkü referandumdan öcü gibi korkuyor. |
|
![]() |
![]() |
![]() |
Etiketler... Lütfen konu içeriği ile ilgili kelimeler ekliyelim |
bugün, bölüm, bölümler, etkileyen, hayat, hayatınızı, okuduklarınızda |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
|
|